Kıbrıs iktibasŞener ElcilŞener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters orantılıdır.

Muhalefet edenler ya bilinçli olarak bu alanda görevlendirilmişlerdir veya tamamen beceriden yoksun olup, alternatif üretme vizyonları yoktur.

Dünyayı yöneten güçler, her ülkede sözde demokrasi gereği, yarattıkları sözde iktidarları ayakta tutmak için, ona muhalefet eden siyasi yapılar oluştururlar. Bu siyasi yapılar siyasi partiler olabileceği gibi sendikalar veya sivil toplum örgütleri de olabilir.

Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmelerin tarihsel seyrine baktığımızda, bu örgütlenmeleri tüm açıklığı ile görürüz.

Son 25 yılda, tüm yolsuzluk, usulsüzlük ve anti demokratik uygulamalara rağmen, Türkiye’de yönetim kademelerinde bulunan Erdoğan-AKP rejimini ayakta tutanın, 13 kez seçim kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’nin olması rastlantı değildir.

Kaldı ki, mahkeme kararı ile CHP’nin genel kurulunun iptal edilerek, yöneticilerinin görevden alınması ve Kılıçdaroğlu’nun oraya atanması, muhalefet olduğunu söyleyenlerin aslında rejime hizmet ettiklerinin açık bir kanıtıdır.

Türkiye’nin bir alt yönetimi olarak tanımlanan, Kıbrıs’ın kuzeyinde, durumun bundan farklı olmadığını, nasıl ki Türkiye’yi küresel güç odakları idare ediyorsa, burayı da Türkiye’nin idare ettiğini bilmeyen yoktur.

Bu gerçek ortada durmasına rağmen, hükümette olanlar veya muhalefet edenler bu gerçeği söylemekten kaçınarak, “mış” gibi yaparak, normal bir ülkede yaşadığımız izlenimi vererek, misyonları olan “rejimi gizleme siyasetini” sürdürmektedirler.

Şu anda, atanmış kukla hükümet, Türkiye tarafından başımızda oturtulmakta, muhalefet edenler de sözde muhalefetçilik görevlerini yerine getirerek onu ayakta tutmaktadırlar.

Yaşanan bunca toplumsal sıkıntıya, yolsuzluk, usulsüzlük ve yasadışılığa rağmen bu yapı devam ediyorsa, bu muhalefet edenlerin başarısızlığının sonucudur.

Bu başarısızlık, dayatılan bilinçli bir siyasi misyonun sonucudur ve rejimi rahatsız etmedikleri için Türkiye, Kıbrıs’ın kuzeyindeki muhalefeti çok başarılı olarak görmektedir

Türkiye, adanın kuzeyinde yaşayan insanların kimyasını çözmüş, “yüksek maaş, ganimet, rejimin nimetlerinden yararlandırma” gibi birtakım avantajlarla insanları ve örgütleri rehin almayı başarmıştır.

Üniversite diplomasından, sürüş ehliyetinden, sahte vatandaşlıktan, sahte koçandan tutun da kumardan, fuhuştan, insan ve uyuşturucu kaçakçılığından, ihale yolsuzluğundan, kara para aklamaya kadar her türlü toplumsal onurumuza yakışmayan faaliyetin rejimin bilgisi dahilinde ekonomik faaliyet olarak devam ettiği böyle bir yerde, hükümet edenlerin bu kadar uzun süre ayakta kalmasının sırrı, muhalefetin misyonunun, muhalefet olmadığını göstermektedir.

Muhalefet sadece siyasi partilerden değil sendikalardan da oluşur.

Hükümete yakın olan sendikalar bunu açık açık ortaya koyar ve eylem aşamasında kitlelerini bayrak, vatan, millet ile uyuturken son dönemde geçmişte rejime muhalefet olma geleneğini, rejimin nimetlerinden yararlanmak veya kendi kişisel siyasi menfaatleri için terk eden yöneticilerin olduğu KTÖS gibi sendikalar da katılmıştır.

Geçmişte, gündemi belirleyen KTÖS, rejimin yarattığı yapay gündemlerin arkasında kaybolarak, silikleşmiş, ayrılıkçı rejimin parçası durumuna gelmiştir.

Rejimin tanıtılması adına Adıyaman’a çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi göndererek, depremde çok acı bir şekilde ölmelerine neden olan, Erdoğan – AKP rejiminin atadığı bu hükümetin eğitim bakanı ile “adalet yürüyüşü” düzenlemenin açıklaması başka ne olabilir ki?

Türkiye tarafından seçimlerimize açıkça müdahale edilerek başımıza oturtulan, Ersin Tatar’ın, kendisine verilen görev gereği çözümsüzlüğü ileriye taşımak için çocuklarımız ve öğretmenlerimize yönelik başlatılan bir barış öğretisi olan “Imagine Projesi’ni” durdurmasına sessiz kalınmasının ve son seçimler sonrası projenin tekrardan başlatılmasına rağmen, KTÖS’ün bundan uzak durmasını nasıl açıklayabilirsiniz?

Adıyaman depremi sonrası, çürük okul binalarının terk edilerek, öğrencilerin ve öğretmenlerin ihalesiz şekilde satın alınan, barakalarda eğitim almaya zorlanması başta olmak üzere parasız, bilimsel, laik eğitim adına, uzun bir süreden beri eylem yapan Orta Eğitim Sendikası’nın yalnız bırakılması nasıl açıklanabilir?

Bunlar gibi onlarca örneği başka yazılarımızda da vereceğiz.

Öğretmen Akademisi mezuniyet töreninde “KTÖS yöneticileri ile çok uyum içinde çalışıyoruz” diyen eğitim bakanının, akademide yaşanan bilimsel belge tartışmasının üstüne giden akademi yönetim kurulunu görevden alması karşısında, sendikanın sessiz kalması danışıklı dövüşün ve uyumun ne olduğunu göstermektedir.

Bakanın, geçici öğretmenleri kadrolama adına, yasa değişikliği yaparak, kurumu yozlaştırması girişiminin sendikanın bilgisi dışında olması imkansızdır. Bu yasanın anayasaya aykırı olduğu bilinmesine rağmen, gündeme gelmesi, herkesin rolünü oynadığını göstermektedir.

Hükümetin geçicileri kadrolama girişimini ileriye taşıdığını göstererek, ana muhalefeti engel olmakla suçlama, sendikanın da üyelerine şirin görünme adına “karşı çıkıyorum” diyerek yaygara koparma misyonu üstlendiği görülmektedir.

Kıbrıs Türk toplumunun varlığı adına siyaset yapmaktan kaçan, AKP’nin atadığı bu hükümetin verdiği maaşların devamından başka hiçbir gailesi olmayan, rejime muhalefet etme misyonunu terk eden bir sendikal anlayışı sürdürenlerin tek hedefi rejimin koltuklarına ve avantalarına talip olmaktır.

Rejimin onlara çizdiği çerçevede, başta sendikalar olmak üzere, muhalifim diyenlerin reklamlarını izlemeye devam edebilirsiniz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Şener Elcil yazdı: Filler ve Çimenler

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü dünya siyasetinde yaşananları özetler...

Şener Elcil yazdı: Şu ELAM Da Olmasa!

Dünyayı yöneten küresel sermaye güçlerinin toplumsal olayları bir satranç tahtasında oynanan oyun gibi,...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Şener Elcil yazdı: Mayın Eşeği

Lozan Antlaşması ile belirlenen Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını korumak için Suriye, Irak ve İran sınırları boyunca mayın tarlaları oluşturuldu. Yüzyıllar...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,900TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs gerçeklerinden Gröland anlaşması

Yeniden belirtmekte fayda vardır: Her araştırmacı mutlaka bulunduğu coğrafyanın...

Özkan Yıkıcı yazdı: Almanya eyalet seçimleri yapıldı

Bizde hariç, epey dünya kesiminin konuştuğu Almanya eyalet seçimleri...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Devlet, sınıflar ve Poulantzas

Hayır, Karl Polanyi değil. Nikos Kazancakis hiç değil. Bahsettiğimiz...

Gıbrızlıca Konuşan Gıbrızlılar Birbirlerini Sever?

“Gıprızlıca gonuşan Gıprızlılar biribirlerni sever?” gibi saşma bir soru...

Fehim Taştekin yazdı: Suudileri kurtarmak!

İran’dan sonra Yemen savaşı, çağın savaş baronlarına ders vermeye...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

Canlı yayın