Kıbrıs iktibasŞener ElcilŞener Elcil yazdı: Piyasa Açıldı

Şener Elcil yazdı: Piyasa Açıldı

Kategori:

Kıbrıs gibi yarı kurak bir iklimde çiftçilik yapmak, tarımla uğraşmak çok zor bir iştir. Yaptığınız yatırımı verdiğiniz emeğin karşılığını, iklim şartlarının uygun olmadığı yıllarda, geriye alamazsınız.

Yağışların az olduğu yıllarda, yaşanan kuraklığın verdiği zararı gidermek ve üreticiyi korumak için devlet “kuraklık parası” diye bir kavram yaratmıştır.

Kıbrıs’ın kuzeyinde her şeyin siyaseten istismar edilmesi alışkanlık haline geldiğinden, “kuraklık parası” olayı da yıllardan beri istismar edilmektedir.

Bazı çiftçiler, siyasilere yakın durarak, doğru dürüst toprak işlemesi yapmadan, toprağa yeterli suni gübre vermeden, ekim yapmakta “olursa olur parası, olmazsa olmaz (kuraklık) parası” almaktadırlar.

“Kuraklık parası konusu ile siyasetin ne ilgisi var?” diye sorabilirsiniz. Türkiye’de siyasetçiler her seçim sonrası, devletin birçok makamına kendi yandaşlarını doldururlar. Bu mevki ve makamlara “arpalık” denir.

“Bizde ne varsa sizde de olacak” diyen Türkiye yetkililerinin egemen olduğu Kıbrıs’ın kuzeyinde benzer uygulamaların olmaması düşünülemez.

Siyasetin okulu yoktur. Siyaset yapacak olanların demokratik sivil toplum örgütlerinde görev alanlar arasından çıkması çok doğaldır.

Bu yüzden de bu örgütlerde görev alanların sorunlara çare aramak için siyaset yapması esas olandır.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki örgütlerde “siyaset yapmayacağız” diyenler, aslında rejimin makamlarında görev almaya adaydırlar.

Her seçim dönemi geldiğinde, mikrofona yakın, rejimin çizdiği çerçevenin içinde söylem ve eylem yapanlar, besledikleri medya kanallarında bol bol reklam yaparak görücüye çıkarlar.

Özellikle sendikalarda, meslek odalarında, derneklerde, medyada görev alanlar, bu konuda en başarılı olanlardır.

Bu alanlarda özveri ile hiçbir şahsi beklenti içine girmeyip, bulunduğu makamın hakkını verenler ve rejimle gerçekten mücadele edenlerin, bu gibi reklamlara ihtiyacı yoktur.

Kuzey Kıbrıs’ta Türkiye’nin çizdiği çerçeve içinde seçimlere katılan siyasi partiler için bu kişiler zararlı görüldüklerinden, adaylıkları makbul değildir.

Türkiye’nin çizdiği çerçeve içinde siyaset yapanlar, rejimle iyi geçinip, aykırı söylem ve eylem içine girmeyen “uslu çocuklar” makbul aday grubuna girerler. İşte burada uygun partiye girmek, seçim listesinde ön sıralarda yer almak için medyadaki reklamlar devreye girer.

Örgütün parası ile desteklenen medya kurumlarında röportajlar, üç kişi ile yapılan ve adına eylem denen ayaküstü pankartlı basın toplantıları, eğitim, sağlık ve sosyal konularla ilgili sürekli basın açıklamaları ve bildiriler, yabancı dil bilmemesine rağmen uluslararası alanda toplantılara katılıp ülkeyi temsil etme reklamları, Kıbrıs sorununda bilirkişi edasıyla yapılan açıklamalar, mağdur vatandaşların sorunları ile ilgilenme yalanıyla sorunları sahte sahiplenmeler, asgari ücret konusunda emekçiyi çok düşünürmüş gibi fukara edebiyatına sarılmalar, Rumcu olmamak için Kıbrıslı Rum örgüt ve kişilerle görünmemeler, marjinal suçlamasından kaçınmak için rejimle kavga edenlerle yan yana gelmekten kaçmalar, yapılan mitinglerde sahnede kitleye hitap etmek için görev alma kavgaları, düzmece ödül almalar gibi genel davranış şekli bu kişilerde çok yaygın görülmektedir.

Önümüzdeki aralık ayı içinde seçimlerin yapılacak olması, örgütlerde de açıklama ve söylemlerin artmasını getirmiştir.

Bir bakıyorsunuz “tele dizilen kırlangıçlar” gibi başbakanlık önünde yan yana gelen sendikacılar, asgari ücretle ilgili suya sabuna dokunmadan açıklamalar yapmakta, hayat pahalılığının gerçek nedeninin Türk Lirası kullanmak olduğunu saklayarak, boş söylemlerle ekranlarda boy göstermek için yarışa girişmekte, gündemde yer alabilmek için medyada haberler yaptırmaktadırlar.

Bunların en ilginç olanı ise kurulduğu günden beri toplumsal mücadelenin bayraktarlığını yapan KTÖS’ün geldiği durumdur.

Öğretmen Akademisi’nde yaşanan sahte akademik belge konusunda doğru tavır alıp, olayın üstüne giden yönetim kurulunu, Bakan Nazım Çavuşoğlu, görevden alırken, sesi çıkmayan, para ile akademik belge veren bir akademisyenle ilgili davalı olduğu mahkemeye gitmeyen KTÖS yetkilileri, sahte diploma ve belgelerle ilgili şov yapmak için Öğretmen Akademisi’nin önüne “çamaşır makinesi” götürüp, açıklama yapıyor.

Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yıl da okullarda öğrencilerin türban takması tüzüğüne karşı Orta Öğretim Sendikası’nın başlattığı eylemler öncesi bir ilkokulumuzda türbanlı öğrenci konusundaki iddiaları gizleyen ve sessiz kalan KTÖS yetkilileri, bir yandan da meydanlarda boy göstermeyi ihmal etmemişlerdi.

Temmuz 2025 yılında, kendi mülkünü görmek için kuzeye geçen ve masum oldukları bilindiği halde zorla esir alınıp, insanlık dışı koşullarda aylarca mahkemelerde süründürülen Kıbrıslı Rumlar ile ilgili sesini çıkarmayan, Fatih Gazioğlu Davası’nda mahkemelerin geldiği durumu görmezden gelen, Ali Kişmir davası için başlatılan imza kampanyasına son anda imza atan ve “biz siyaset yapmayacağız” diyen KTÖS yetkilileri “mahkemeler bizim onurumuzdur” diye açıklama yaparak neyi hedeflemektedirler?

Suya sabuna dokunmadan yapılan sendikacılıkta tek amaç, uslu çocuk olup, rejimin nimetlerinden yararlanmadan başka işe yaramaz. Bu noktada “KTÖS yetkilileri de rejimin koltuklarına aday mı?” diye sormak doğru bir yaklaşımdır.

Şunu da hatırlatmakta yarar var; Seçimlerde kazanıp, seçilmek çok önemli değildir. Yüksek maaşlı o kadar çok arpalık mevki vardır ki, seçilmeyenlerin buralara atanması, milletvekilliğinden çok daha avantajlıdır. Aynen çiftçinin aldığı kuraklık parası gibi “olursa olur parası, olmazsa olmaz parası”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de...

Şener Elcil yazdı: Tembel Kıbrıslılar!

Kıbrıs’ta İngiliz koloni yönetimi çalışma saatlerini düzenlerken, o yörenin...

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...

Şener Elcil yazdı: Büyüklere Ninniler

Yüzyıllar boyu devam eden emek-sermaye çelişkisine dayalı iktidar kavgası,...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
970AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın