.YeniçağyazılarÖzkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Kategori:

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz. Doğu komşumuz oluşu, Ortadoğu denkleminde önemli deneyimler yaşaması ve siyasetin adeta laboratuvar görevi gören koşullara sokulması sonucu, Suriye bu köşede çok yer bulacak. Gerçi sistemin isteği olmadıkça, ülkede daha bir daraltı politiğe sıkışılıyorken, birçok gelişmesi de burada bilgi haberi konumuna dahi getirilmeme aşamasına geçildi. Oysa Suriye’ye müdahalelerle başlayan proje saldırı sürecinde, algı operasyonlu haberler ülkemizde de sık sık yapıldı. Mülteciler geldi. İnsan ticareti için hem deniz hem de adanın kuzey-güney sınırı epey kullanıldı. Ama şimdi, hem de sorunu da olan adamızda, sistemin sorunlara bakışıyla da öğretici durumda oluşu dahi Suriye’ye gereken yer artık verilmemektedir.

Artık kesin olan şu: Suriye yeni bir tarih yazılımı sürecinde. Gelişmeler öyle bir konuma geldi ki artık geri dönüp de yeniden yaşama şansın da yok. Geçmişle tarihleşen durumlar, artık sorgusu da bilime bırakıldı. Son SDG kendini tasfiye olayı da Suriye iç savaşıyla, katılımla evrenleşen boyutuyla bir anlamda oluşan bir sayfayı kapattı. Savaş konumundaki yeri ve bölgesel güçlerin savruluşu altında gelişen SDG artık tarihe karıştı. Yeni aşamanın geleceği artık konuşulma dönemine sokuldu.

Tek haberle kalmayalım: Önce Amerika yaptığı açıklama ile Suriye’yi terör listesinden çıkardı. Böylelikle önce ambargolar, sonra da terör listesinden çıkarılarak, sistemin normal ülkesi haline kendince getirildi. Peşinden Şam’daki toplantı ile El Şara ile anlaşan Abdi, SDG’nin fes edildiğini de belirtti. Böylelikle Suriye yakın tarihindeki önemli kavşakta dinamik hale gelmiş gibi olan Kürt yapısı resmen sonlandı. Tabii ki fes olurken de alınan bazı haklar ile yapının devletle bütünleşmesi de gerçekleşti. Bunlar sistemin ayarlarla bıçak sırtı gelişmelerin yeni bir dönemi olarak başlatıldı. Artık El Şara normal lider ve Suriye ambargo falan da yoktu. SDG diye bir yapı da kalmadı. Bir anlamda Suriye’ye müdahale bahanesi gösterilen yapı da şimdilik sonlandı.

Suriye, gerçekten son yıllarda önemli altüstler yaşadı. Bunun temel nedeni nedense hep gizletilmeye çalışıldı. Tıpkı şimdi güney-kuzey kıskaçlı kontrol altındayken, egemen Suriye lafı kullanılması gibi. Artık Suriye’de kuzeyde Türkiye ve güneyde İsrail resmen önemli verimli toprakları kontrol ediyor. Nitekim geçenlerde İsrail uçakları kuzeydeki İdlib’te, Türkiye’nin kontrolü altındaki El Zuhur Havaalanı’nı bombalamıştı. Neyse, bu konuyu önceki yazılarımda zaten yorumlamıştım.

Konu öyle bildik uzun vadeli değildi. Ne zaman Suriye’ye açıkça cihatçılar da taşınarak müdahale edildikten sonra, devlet kontrolü birçok yerde kaybetti. Üstelik komşuları da işgal etme fırsatıyla ısrarla izin istiyorlardı. IŞİD gibi yapılar direkt desteklerle de Suriye’de genişleyerek Irak’ın bir kısım toprağı ile yeni emirlik oluşturuyordu. Kürtler ise boşta kalıyordu. Birçok sorunları vardı. Hatta vatandaş sayılmayan epey Kürt nüfus da vardı. Suriye kıpırdayan Kürtlerle de yeni cephe açmak istemedi. Askerlerini de çekince, kuzeydoğuda kantonlar ekseninde bir Kürt yapısı oluştu. Ancak kıskaç altındaydı. Hem Suriye devleti hem de başta Türkiye ve Amerika Kürtlerin yanında olmasını dayatıyordu.

Derken, IŞİD aparat yapısı harekete geçti. Bildik Rojava olayları yaşandı. Kürtlerin direnişi ve IŞİD karşı doğan tepkiler sonucunda Amerika cihatçı eksenden Kürtlere doğru kaydı. Bu arada Kürtlerin kendileriyle Esad’a karşı birleşmelerini isteyen Türkiye, Salih Müslim’den gereken evet yanıtını da alamayınca, Kürtlere karşı cephe açtı.

Ancak Rojava direnişi ve IŞİD karşı olan desteğin karşısına geçmesiyle bir anlamda Kürtler bir bölgesel hegemonya kurmaya başladı. Fakat esas direnç hep Türkiye’den geliyordu. Fırsat bulup da Suriye’ye girip hat bildirme tehditleri havada uçuştu. Kürtlerin özerk yapısına karşıydı. Amerika ise bu yapıyı kullanma adına Türkiye’nin müdahalesine izin vermiyordu.

Derken imdada Rusya yetişti. Türkiye’nin Suriye’ye girmesine izin verdi. Dahası Afrin kantonunu da işgal etmesine olanak sağladı. Bu gelecekte Rusya’nın da imtihanı olacaktı. Öyle de oldu. Böylelikle Türkiye Esad’a karşı Kürtlerin gelişmesine engel olma dönemine geçti. Ancak her girişimde ufak bazı kazanımlarla Amerika tarafından durduruluyordu. Çünkü Amerika, Kürtleri resmen Esad’a karşı bir iç dinamik olarak kullanma hesapları da vardı. Hatta zengin petrol kaynakları yerlerinin dahi SDG kontrolüne geçmesine yardımcı oldu. Esad’a karşı bir iç müttefik oluşturdu. Tabii IŞİD gerilemesiyle ayrılan, başta El Şara da İdlib’e sığınıp orada HTŞ yapısını kurdu. Türkiye kontrolü, İngiltere-Amerika yönlendirici bileşkesiyle de sonuçta Şam’a dek taşındı.

Kısa bu hatırlatma ile neden şimdi sonucuna gelelim. Aslında tekrarda yarar var: Suriye bağımsız, toprak bütünlüğü olan ülke değildir. Kuzeyde Türkiye, güneyde İsrail resmen önemli verimli toprakları kontrol ediyor. El Şara tek başına Suriye’de denetimi kurma gücü yok. İşgalciler ve daha üst Amerika-İngiltere gölgesinde yönünü bulmaya uğraşıyor. Onların çizgisi dışına çıkamıyor. Tabii artık Kürtlerin SDG veya YPG yapıları rollerini bitirdi. Birçok kontrol edilen önemli ekonomik yerler, kurşun atılmadan yönetimin kontrolüne verildi. Artık Kamışlı kıskacına Kürtler alındı. Bu arada ileride çok konuşulacak İmralı hesapları da onları sahada siyasileşmeme çizgisine doğru savurdu.

Sonuçta her adım sonrası Amerika önce ambargolarla yasakları ve geçenlerde de teröristlik yasaklarını kaldırdı. Gerçi tarih şunu da yazdı: Trump ve öteki Batılı liderler, başına ödül koyup hâlâ terör listesindeyken El Şara’yla görüşerek kendi kendilerini de yansıtan parodi haline soktular. Ama işler hem tıkırında hem de krizlerle dolu. Çünkü hâlâ ülke kimin kontrolünden de öteye, hegemonya rekabetiyle de ısınmaya adaydır. Şimdilik Amerika durumu hem idare ediyor hem de yeni hamlelerle kendi sömürgesel koloni Suriye’yi şekillendirmeye devam ediyor.

Ne demişti Amerikanın Ortadoğu eyalet valisi Barak; “Artık öyle örgüt falan kalmayacak. Sadece devletler var. Örgütler tasfiye edilecek.” Nitekim SDG gerçeği bu söylemin pratikte Suriye’de olanıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Esra Akğemci yazdı: Başkanlık seçiminin ötesinde: Bolsonaro’nun Kongre zaferi

Brezilya’da 4 Ekim’de gerçekleşen başkanlık seçimlerinde aşırı sağcı aday...

Şebnem Oğuz yazdı: Sınıfı Sonradan Eklememek: Türklük Sözleşmesi, Anti-kolonyalizm ve Politik Ekonomi Üzerine Bir Diyalog

Barış Ünlü’nün son dönemde yaptığı iki müdahalenin, Türkiye solunda...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Bizi yok yazın!

İnsan hakları konusunda Almanya’daki en güçlü kuruluşlardan biri olan...

Ceren Ergenç yazdı: Çinli işçinin beklenmedik ‘müttefiki’

Türkiye'de yaz boyunca fazla mesai haberleri üst üste geldi....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Esra Akğemci yazdı: Başkanlık seçiminin ötesinde: Bolsonaro’nun Kongre zaferi

Brezilya’da 4 Ekim’de gerçekleşen başkanlık seçimlerinde aşırı sağcı aday...

Fehim Taştekin yazdı: Pakistan’ın tehlikeli yolculuğu

ABD Başkanı Donald Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren...

Önder İşleyen yazdı: Sokakların çağrısı

Büyük kriz sonrası uzun bir çalkantı döneminden geçiyoruz. Eski...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Filo Jet Faciası: Kara kutu iki gün önce kapatılmış

Kuzey Kıbrıs’ta 27 kişinin hayatını kaybettiği Filo Jet faciasında,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gar katliamından günümüze gelen izler

10 Ekim Türkiye için önemli yakın tarih günüdür. Yorumlara...

Dr. Cengiz Başkaya yazdı: Çağımızın insanı; homo plasticus

İnsan soyu tarih boyunca birçok aşamadan geçti. İlk aşama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Aman ha!

K. Kıbrıs seçim sürecine girdi. Ama sanki daha bir...

Canlı yayın