yazılariktibasL. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana "Lan! Terbiyesiz!" dedi

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak “izleme kurulu” gibi önemli konular varken başlık sizi şaşırtmasın. Dünyanın neresinde olursa olsun, biri kalkıp da mesleğinize hakaret ederse size de etmiş olur. “Lan!” diye ünlenerek “Doktorlar hırsız” dense TTB, “Mühendisler yolsuz” dense TMMOB ayağa kalkar.

Geçen gün birisi, ağzını tüm öfkesiyle doldurarak “Lan!” dedi. “Terbiyesiz herifler!” dedi.

Kimse üzerine alınmadı, alınamadı! “Utanıyorum ama gazeteciyim” demişim yıllar önce, ben üstüme alıp attım başlığı. Yıllar ayıplarımızı çoğaltır, utancı azaltırken ben biraz daha utanırım, ne olacak?

“Lan!”, “Terbiyesiz herifler!” diyen Başaran Aksu. Hedefindekilerin adını da verdi! İsterdim ki, her gazeteci ve gazetecilik örgütü bu sözleri alıp değerlendirsin. Heyhat, adları anılan muhataplar bile sustu!

Başaran Aksu’nun sözlerini buraya da alayım, belki görüp yanıt verecek çıkar:

“Cumhurbaşkanı da Mayıs ayında madencilerin hakkı ödendi diyor. NTV, Habertürk, CNN… Kardeşim siz nasıl habercilik yapıyorsunuz? Haklar ödendi mi? Sordunuz mu direnen işçilere? Gözaltındaydılar hepsi. Nasıl gazetecilik lan bu! Holding tetikçisi misiniz, holdingden besleniyor musunuz? Holding size yandan paralar mı veriyor? Ne demek işçinin ekmeğine kan doğrayacak bir habercilik? … Holdingden gelen ne olursa olsun onu basıyorlar. İşçinin yükselen feryadını daha önce de duymadılar şimdi de duymuyorlar. Üç bakanlığa peyzaj çalışması olduğu zaman koştur koştur bakanlık önüne geliyorlar, 13 gündür 6 kez gözaltına alınan 4 gün mevcutlu tutulan maden işçisini tek satır görmüyorlar. Terbiyesiz herifler! Bu gazetecilik değil, habercilik değil, halkı manipüle etmek, halka yalan bilgi vermek. Gerçek suç bu, yargılanmanız lazım!”

***

Aylardır alın terinin mücadelesini veriyor madenciler. Ankara’ya yürüyorlar, parklarda yatıyorlar, Bakanlık önünde oturuyorlar, gazlanıyorlar, coplanıyorlar. Gözaltına alınıyorlar, salınıyor, yine gözaltına alınıyorlar… Bağımsız Maden-İş bir sendikacılık destanı yazıyor. Sendika yöneticileri her gün bir başka sınavdan yüz akıyla çıkıyorlar.

Başaran Aksu, asla rol çalmadan, markete borç yazdırdığı için, hasta çocuğunun ilacını alamadığı için, boşandığı eşine nafakasını ödeyemediği için, evdeki çocuğun karnını doyuramadığı için ezim ezim ezilen madenci arkadaşını öne çıkarırken onların sesi, görünen yüzü oluyor.

Yeri geldiğinde diplomat, yeri geldiğinde militan olarak, ama milim geri adım atmadan hepimize nasıl mücadele edilmesi gerektiğini, neyi nasıl yapmamız gerektiğini, direnmeyi öğretiyorlar.

Öyle sıradan, öyle basit ve kolay cümleler ki ağızlarından çıkanlar: Aylardır ücretlerimizi alamıyoruz! Evimize ekmek götüremiyoruz! Markete girerken utanıyoruz!

Bir de sosyal medyada, internet mecralarında kurulan yaldızlı direniş cümleleri var. Hayatında tek risk almamış klavye gerillalarının konforlu odalardan açtığı muhalif (!) yaylım ateşleri var.

Başaran Aksu, verdiği mücadelede o kadar özenli ki, bıçak kemiğe dayanmadıkça kimseye “Lan! Terbiyesiz!” demiyor. Hak edenler hiç de az olmadığı halde.

***

“Ya dışındasındır çemberin / Ya da içinde yer alacaksın” diyor ya Murathan Mungan. Ya yanındasındır işçinin ve madencinin ya da uzağında. Sadece klavyenin başında ve hem oradaymış hem de değilmiş gibiysen, “Çaresi yok kardeşim / Her akşam böyle içip, kederlenip / Mutsuz olacaksın / Meyhane masalarında kahrolacaksın.”

Madenciler yalnızca kendileri için değil, hepimiz için direnirken mücadeleleri içinden liderler de çıkarıyorlar. Kulisle, kasetle, parayla gelen değil, “Nimet paylaşımında en geride durup, külfet paylaşımında en öne çıkarak” yürüyen liderler!

Bu yazı da mesleğimize dair öfkelerini anlayan birinin onlara saygı duruşu olsun!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,899TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın