Kıbrıs iktibasŞener ElcilŞener Elcil yazdı: Şov Devam Etmeli

Şener Elcil yazdı: Şov Devam Etmeli

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Bundan tam kırk yıl önce, çalışmak için İngiltere’ye gitmiştim. Çok yakın bir akrabam, “Queen grubunun Wembley Stadyumu’nda düzenleyeceği konser için, bana bir bilet hediye etmişti.

Falkland savaşı sonrası, tam da Arjantin ve İngiltere’nin dünya kupası final maçı oynadığı ve Maradona’nın fırtına gibi estiği günlerdi.

Hayatımda ilk kez seksen bin kişinin bulunduğu o unutulmaz konserde, Fredy Mercury’nin sesi ile insanları nasıl etkilediğine tanıklık ediyordum.

“Bohemian Rapsody” parçasını söylerken kitlelerin ona eşlik ederek, tek vücut halinde hareket etmesi beni kendine hayran bırakmıştı.

***

Geçtiğimiz hafta, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin adamıza yaptığı ziyaret esnasında, Ledra Palace Hotel’in önünde düzenlenen törende, 77 yaşındaki Guterres’in üç kişinin yardımı ile araçtan indirilerek, destek alarak yürümesi, bana Queen grubunun, Fredy Mercury ölmeden önce çıkardığı son albümdeki “The Show Must Go On” (Şov Devam Etmeli) şarkısını hatırlattı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası, İngiltere ve ABD üstünden dünyaya egemen olan Yahudi sermayesinin güdümündeki, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu gibi sermaye kuruluşları yanında, Birleşmiş Milletler Örgütü de siyasi yönden onlara hizmet etmektedir.

193 devletin üye olduğu Birleşmiş Milletler Örgütü’nün, Amerika toprakları üzerinde konuşlanması, Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesine “demokratik kurallar hiçe sayılarak” veto hakkı verilmesine bakıldığında, tarihsel süreç içerisinde kimlere hizmet ettiği açıkça görülmektedir.

Birleşmiş Milletler, Kıbrıs’ta 1950’li yıllarda beri yaşanmaya devam eden siyasi olaylarla yakından ilgilenmekte, 1964 yılından beri çok uluslu Barış Gücü askerleri adada bulunmakta ve 1968 yılından beri “iyi niyet misyonu” çerçevesinde iki toplum arasında devam eden görüşme süreçlerini organize etmektedir.

Kıbrıs sorununa yönelik olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ve Güvenlik Konseyi’nde birçok kararlar alınmış, birçok çözüm planı sunulmuştur.

De Cuellar Belgesi, Gali Fikirler Dizisi, Annan Planı ve son olarak da Guterres Çerçevesi bu plan ve önerilerden en önemlileridir.

Bu süreçleri takip edenler, çok iyi bileceklerdir ki, bu plan ve öneriler Birleşmiş Milletler tarafında sunulsa da onları hazırlayanlar, İngiliz ve ABD’li yetkililerdi. Bu gerçekler dikkate alındığında, zorlukla yürüyen Antonio Guterres’in, de bu oyunda rol kestiğini, önüne konan senaryoya göre hareket ettiğini söylemek yanlış bir değerlendirme olmaz.

Yahudi sermaye gruplarının, yüz yıla varan tekelini kırmaya yönelik, Katolik sermayenin öne çıktığı, vekalet savaşlarının yaşandığı, yeni bir sistemin yerleştirilmesi için tüm dünyada sancıların devam ettiği günlerden geçiyoruz.

Sistem kendi kurduğu ve ona hizmet eden yapıları, yine kendisi yok etmeye dönük adımlar atmaktadır.

Suriye’deki rejimi değiştirmek için terör örgütleri kurup destekleyenler, yine ayni kişilerin başlarına milyonlarca ödül koyup, daha sonra kurdurulan kukla idarenin başına bu teröristleri getirmekte, devlet kurma bahanesi ile kandırılan Kürt gruplar her türlü kirli iş için ileriye sürülmekte, İsrail’deki Siyonist yapıyı değiştirmek için İran ve İran’ın kontrolündeki Şii gruplar kullanılmakta, İran’da yine sistemin kurduğu “mollalar rejimi” değiştirmek için ise İsrail devreye girmekte, körfez ülkelerinde kurdurulan kara para cennetleri İran’a yıktırılmakta, Suudi rejimine karşı, Yemen’deki Şii gruplar devreye sokulmakta, Rusya’yı devre dışı bırakmak için yüzyıllarca birlikte yaşamış halklar Ukrayna’da birbirine kırdırılmakta ve vekalet savaşları devam ettirilmektedir.

Etrafındaki çatışmalara rağmen Türkiye içinde neden herhangi bir karışıklık olmamasının temel nedeni, Türkiye’nin başında küresel güçlerin hizmetinde, onların verdiği her görevi başarılı bir şekilde yerine getiren Recep Tayyip Erdoğan gibi birinin olmasıdır.

Türkiye’de kurdurulan siyasi yapının yerleştirilmesi için verilen çabanın sonuna gelinmiştir. Şu anda hazırlığının son aşamasına gelinen anayasa değişiklikleri ile süreç tamamlanacak ve Recep Tayyip Erdoğan görevini yeni kurulan Yeni Parti’ye sözde seçimle devredecektir.

Süreç, Recep Tayyip Erdoğan’ın ayrışma üzerinden yürüttüğü siyasete karşı “ne olursan ol gel” siyaseti ile herkesi kucaklayan Yeni Parti üzerinden devam ettirilecektir.

Suçsuz yere hapse atılarak “mağdur” edilenlere geniş halk kitleleri tarafından sempati duyulduğu için ve Türk insanının “mağdura sahip çıkma” anlayışından dolayı bu insanlar önümüzdeki dönem yönetime gelecektir.

Erdoğan’ın 2000 yılında hapiste olmasının yarattığı mağduriyet oyunu, tekrardan sahneye sürülmüştür.

Kılıçdaroğlu devreye sokularak CHP, sol ve Kürt hareketine karşı kurdurulan Devlet Bahçeli’nin MHP’si ve Abdullah Öcalan’ın PKK’sı kendi kendilerini bitirme sürecine girmişlerdir. Onlara misyon verip, kuranlar, misyonunu tamamlayanı sahneden almaktadırlar.

Türkiye’de süreç ilerleyip, taşlar yerine oturdukça, Kıbrıs’ta da hareketlilik başlamıştır. Genel Sekreter bu sürecin başlangıç düdüğünü çalmak için adamızı ziyaret etmiştir.

Kapalı kapılar ardında devam eden pazarlıkların sonucu ortaya çıkan çözüm şekli çok yakın bir gelecekte bizlerin önüne gelecektir.

Kıbrıslılar kendi ülkelerine sahip çıkmayıp, kavga ettirildikleri için çözüm planlarını, onları kavga ettirenler dayatacaktır. Herkes rolünü oynamaya devam ediyor. Aynen Fredy Mercury’nin dediği gibi “The Show Must Go On”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...

Şener Elcil yazdı: Büyüklere Ninniler

Yüzyıllar boyu devam eden emek-sermaye çelişkisine dayalı iktidar kavgası,...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Şener Elcil yazdı: Filler ve Çimenler

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü dünya siyasetinde yaşananları özetler...

Şener Elcil yazdı: Şu ELAM Da Olmasa!

Dünyayı yöneten küresel sermaye güçlerinin toplumsal olayları bir satranç tahtasında oynanan oyun gibi,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın