yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz. Senenin bitmesine daha az zaman kaldı. Hafta sonu Lefkoşa’dan uzakta batı kesiminde gezindim. Pazartesi hafta başlangıcıyla Lefkoşa’da olacağım. Yine o kentin adeta boğucu havasında sıkışıp kalacağım. Ama artık sonbaharın havası iyice hissediliyor. Batı Kıbrıs’ta hava yağışlı. Telefonla konuştuğum Karpaz’da aynı derecede hatta sözle konuşmada oldukça yaygın yağmur yağdı.

Böylesi hafta sonunda elbet gelişmeler oldu. Haberler aktı. Üstelik bir de yarış vardı: artık seçim yasakları kapıya gelip dayandı. Alelacele bir rüşvetlerin de yasal boyutunun dağıtılması gerekirdi. Gerçi, seçim yasaklarını açıkça ihlaller ülkemizin en doğal yaşatılan yaşamsal gerçeği hep oldu.

Bu rüşvet ve bazı Güney önemli olguları yazmadan, bir uyarıya başlamam şart. Hesaplar tutar, istenenler olursa, Kıbrıs yıl başında Şengen vizesi bölgesine katılacak. Bu önemli bir gelişmedir. Ancak, belli ki K. Kıbrıs’ta birkaç kişinin şimdiden yaptığı uyarılara rağmen, hâlâ dikkate gelmiyor. Tıpkı AB sürecindeki gelişmeler gibi. AB kararları alınırken, direkt bizi etkileyecek olanlar da vardı. Ben bunlardan önemli olanları izlerken uyardım. Kapılar açılınca daha fazla hastanelerden bedava yararlanma vardı. Hatta Kıbrıs Cumhuriyeti yok diyen koltukçularımızdan bazıları önemli ameliyatlarını Güney hastanelerinde bedava yaşadılar.

Alınan bazı kararların Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de uyması için baskılar gelince, ben, bedava bakımın da kalkacağını uyardım. Bİtekim oldu. Fakat, olayı bilmeyenler veya AB ekseninden konuşmaktan kaçanlar hemen “Rumlar bu hakkımızı da aldılar” karalamaya geçtiler. Halbuki konu net AB kararıydı.

Şimdi de Şengen vizesi konusu gündeme gelmeye az kaldı. Belli ki yeni geçişlerde de aynısı kalmayacak. Fakat aldıran yok. Yarın mutlaka bazı yeni uygulamalar olacak. O zaman da yine işimize gelmeyeni veya Kuzey Kıbrıs gerçeğimizle gündeme uygulama olarak oluşacak durumu yine klasik algıyla “Rumlar engel koyuyor” suçlamasıyla daha bir uzaklaşma politikasına başvurulacaktır. Nitekim şimdiden İngiliz üslerinden Kıbrıs Cumhuriyeti ile alakalı dahi bazı uyarlamaların yapılacağı açıklandı.

Şimdilik bu konuyu da başlangıç olarak burada bırakalım.

Gelelim hafta sonundan pazartesine gelenlere. Girişte de belirttim: artık seçim sürecine çoktan girdik. Artık seçim dönemi yasakları geldi geliyor. Hızlı davranmak gerekir. Yasalara uydurup rüşvetlerin ilanı gerekiyor. Daha önceden başlandı zaten. Ama hızın daha da artırılması önemliydi. Seçim dönemi klasikleşen uygulamalar yeniden bu defa kararname ile hafta sonunda sıralandı. Neler var neler. İşin paradoksalı, alışılan bu rüşvet yöntemine salt veren değil alanın da bu zamana göre çoktan hazır olmasıdır. Bu nedenle eleştiri dahi muhalefetten gelmemesi tesadüf değildir.

Neler yok ki: sigorta emeklilerine kırk bin ikramiye tipi ödeme. Yine öğrenciden işçiye, aflar sıralandı. Ödenmeyen elektrikten diğer olgulara da kendince hafifletici tedbirler. Aflar ve ayarlar. Elbet teşvikler falan da var. Bir anlamda paralar, aflar ve teşvikler sıralanıp belirli kesime göz kırpılmaktadır. Hız alınmadı. Propaganda konuşmalarında da yeni teşvikler de eklendi. Adeta çok fazla bütçenin adeta dağıtımı gibi davranışla atıldıkça atıldı. Sonrası mı: tufan…

Bu kararlar her zamanki gibi zamanında hiç eleştirilmez. Hatta bazı derebeyleşen belediyelerdeki gibi su parası ödeyenler neden belirli kesimler ödemez sorusunu dahi sormaz. Tam aksine, direkt tanık olduğum iki köyde, su ödemeyenler oy verirken su paralarının alınmasına karşı oy veremeyeceklerini belirtiyordu. Yasa dışılıklar adeta yasalara uyanlara karşı güç haline geldi. Adayların bir kısmı hatta görevliler nedense yasaya uymayanlara tavır koyamamaktadır. Tam aksine yayınlanan kamu gücündeki kararnamelerle hem aflar hem de ödeme kolaylıklarıyla ödüllendirme dahi yapılıyor. Derlerdi ya şu kadar zaman ödemeyene kesilir kuralı, yine anlaşılıyor ki ödemeyenlerde klasikleşen kesime geçerli olmuyor.

Belirttiğim gibi: şimdilik bu kararnamelere fazla ses gelmedi. Ama epey zaman geçtikten sonra örneğin şanlı “takkeçi gazeteci” hemen veriştirmeye geçecek. Yönetimin neden ödeme ve af yaptığı sözlerini cıvık sesiyle haykıracak. Ama şimdi suskun. Bunu ne yazık birçok olayda yaşadık. Bu hatta ödemenin ay sonu değil de ay başı önceden yapılması dahi eleştirel sorun oldu. Rüşvet dendi. Şimdi durup dururken verilen rüşvet tipi seçim parasına kimse ses çıkarmıyor. Çünkü sigorta emekçilerinin emeklilik maaşları malum. Bunları hak kriteriyle veya normal enflasyonu açıklayarak artırma yerine, seçim sürecinde rüşvet şekliyle vermelerine kimse eleştirel bakmıyor. Tabii ileride sigorta fonunun başına gelenlerden de akla geleceği kesin.

Ama hava seçim havası. Propagandalar sürüyor. Sosyal medyalar durmadan tetikleniyor. Fakat: bir başka gerçeğe de dikkat ediliyor. Öyle dikkat ediliyor ki kararı alınan iki kesimli toplantılara dahi son anda gitmekten kaçan kesimler var. Tam da koltuğa yaklaşmışken, aman Türkiye ile ters düşmeme adına çalışmaya gidilmedi. Ne eleştiri ne de neden söylendi. Bu da Kıbrıs hikâyesinde masalaşmanın belgesi olmaktan öteye geçilmemenin ta kendisidir.

Birileri teşekkür ve sayesinde ile yalakalığa varan duruştayken, bazıları da kaçınarak, dikkat ederek, etraftan uzaktan dolaşarak günü kurtarmaya çalışıyor. Hele de son Türkiye’deki örneğin fon asrın skandalında dahi duymazlık için, kuma başlarını gömen deve misali idiler.

Ama seçim yasakları yaklaştı. Kaçına uyulur malum. Ama rüşvet olmayacak deseniz de son geceye kadar bekleyişler hep oldu ve olacak. Nitekim ufak dolaşımımda, bazı direkt bildiğim kişiler, sırf daha fazla rüşvet eksenli alma adına sert eleştirilerle adeta en keskin muhalif sözleri savuruyorlardı. Oysa neden, bana da şunu ver demek olduğunu onları tanıyan herkes tahmin etmektedir. Acaba ne istiyor sorusunu sormayı dahi aklından geçirmiyor.

İsterseniz güneyden de bir gözlemimi belirterek yazıyı tamamlayalım. Akel partisini bazı arkadaşlar yanlış ele alıyor. Doğrudur: doksanlara dek Akel Sovyet çizgisindeydi. Aynı zamanda da merkezi eksenle gayet uyumluydu. Kendi kararları yerine bu ikilemde sıkışıp kalıyordu. Özellikle Sovyetler dağılıp sonrasında Annan Planı süreçleriyle birlikte, artık Akel kendi çizgisini aramaya çalıştı. Hatta önerilen Türk adayı da koydu. Tabii o övülen Türk aday da önemli bazı kararlarda Avrupa Parlamentosu’nda sol ile değil sağla oy kullandığı da açıkça yaşandı. Onun için Akel’in tavırlarını konuşurken, eski Sovyetler çizgisi değil yeni arayış noktasından hem de Kıbrıs koşullarında izlemek bence önemlidir.

Akel birçok eylem de yaptı. Filistin’i destekleyen, savaşa karşı veya İngiltere üslerinin kullanımını protestolar gerçekleştirdi. Son eylemi ise ülkedeki hayat pahalılığı gibi ekonomik sorunlardaydı. Katılım oldukça azdı. Bu Güney basınında bazı yazarlarca değinildi. İnsanların salt siyasal değil tutum olarak sosyal medya tatminiyle de sokaktan koptuklarını eleştirdiler. Gerçeğe parmak bastı. Sosyal medya kalemşörlükle eleştirip orada bırakıldı. Sokağa çıkma ekseni kırıldı. Hatta bir yazar Akel’in iki yetkilisini gördüğünü, eyleme katılmadıklarını yazdı. Bu da neyi mi gösterir: sosyal medya kalemşörlük sonucu sokakta olmayı unuttuğunu anlatıyor. Sanırım bu durum sosyal muhalefet genelindeki önemli kayıştır.

Kısaca, hafta sonu yağışlı ve yüklü geçti. Esintileri pazartesine epey serinletici katkı yapacak. Ama Kuzeyde seçim yasakları daha bir yakına geldi. Bu arada itiraz edilen karma oy durumu da kimisinin merakla beklediği sonuç olarak duruyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Canlı yayın