iktibasSerdar M. DeğirmencioğluSerdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan Drop Site News önemli bir haber yayımladı. “Minab Katliamı: Mezarlığa Dönüşen Okul” başlıklı haberde, Minab’daki okula yapılan saldırıdan kurtulanlarla, müdahale ekipleriyle, ana babalarla ve tanıklarla yapılan görüşmelere yer verildi. 

Jeremy Scahill, Murtaza Hussain ve Reza Sayah tarafından hazırlanan haber üç noktaya ışık tutuyor. Birincisi, 28 Şubat 2026’da Minab’daki okula yapılan saldırı yapılan bir füzenin yanlış hedefe gönderilmiş olması gibi basit bir açıklamayla geçiştirilemeyecek bir katliam ve ancak korkunç bir savaş suçu olarak görülebilir. İkincisi, Minab’daki bir okulun hedef alınabileceği, saldırının yapıldığı günlerde bile kimsenin aklına gelmiyordu. Üçüncüsü, Minab’daki katliam yaşanacak başka katliamların habercisi.

Haberin aydınlattığı noktalardan biri saldırının nasıl gerçekleştirildiği. Okula ve çevresine yapılan saldırı ne anlık ne de kısa süren bir saldırı. Saldırıda toplam dokuz füze kullanılmış. Saldırı sabah saatlerinde ve yaklaşık 45 dakikalık bir zaman aralığında gerçekleştirildiği için ölü sayısının çok yüksek olduğu anlaşılıyor. 

İlk bakışta bu saldırı “çift vuruşlu” denilen türden. Bu terim, Gazze’de hastaneler gibi hedeflere İsrail ordusu tarafından düzenlenen korkunç çifte saldırılar ardından yaygınlaştı. İlk füzenin vurduğu noktaya yardım için koşanlar yapılan ikinci saldırıda öldürülüyordu. Bir hastane biriminin vurulması korkunç ama soykırımcı militarist zihniyet için ölü ve yaralı sayısının artması başarı demek. İkinci saldırıda diğer hastane birimlerinden gelenler, ilk yardım ve kurtarma ekipleri ve gazeteciler öldürülüyordu. Minab’daki okula yapılan ilk saldırı ardından benzer bir durumun yaşandığı anlaşılıyor.

Öte yandan okul çevresine yaklaşık iki saat sonra yeniden saldırı düzenlendiği ve atılan dört füzenin yakındaki bir sağlık birimi ve birkaç küçük işletmeyi vurduğu anlaşılıyor. Haber için görüşü sorulan İran Adalet Bakanı, Minab’a aralıklarla yapılan saldırıların “üçlü vuruş” olduğunu ve savaş suçu olarak görülmesi gerektiğini söylemiş.

Okula yapılan saldırıya müdahale edenlerin dile getirdiklerini okumak da aktarmak da zor. Bu nedenle haberdeki aktarımları kısaltarak Türkçeleştirdim. Kızılay Acil Müdahale Ekibinde yer alan bir görevli yaşadıklarını şöyle aktarmış: “Donakaldım. Çalışmaya başlayamadım. Kurtarma ekibinin bir parçası olmama rağmen, kendime gelemedim. Çocuklar parça parça olmuştu. Vücut parçalarını toplamaya başlayana kadar kollarım ve bacaklarım uyuşmuştu.”

Minab itfaiye şefi ise, “İlk anlarda güvenlik için maske ve eldiven giyiyorduk, ancak bir veya iki saat sonra maske ya da eldiven kullanamaz hale geldik; çünkü çocukların hayatları bizim için o kadar önemliydi ki, eldivenler ve maskeler artık önemsiz hale gelmişti,” demiş. Diğer aktardıkları ise çok ağır.

Haberde görüşlerine yer verilen bir Kızılay yetkilisi. “Bu okula çok, çok yakındık. Olayı görmek için odamdan aşağı inmiştim ki ikinci bir saldırı oldu ve birkaç saniye sonra üçüncü saldırı geldi. Yaklaşık 53-54 saniye içinde üç saldırı yaşandı,” demiş. “Saldırıya uğrayanın Minab’daki Shajareh Tayyebeh okulu olduğunu anladım. Oraya vardığımda okul yerle bir olmuştu ve alevler ve dumanla kaplıydı. Son derece korkunç manzaralar gördük.”

Kızılay yetkilisi gördüklerini özetlercesine, “Ben orada kıyameti gördüm,” demiş. Kıyamet! Kıyamet! Kıyamet dini anlamlarından ayrıştırılarak kullanıldığında tam olarak bugün dünyanın karşı karşıya olduğu duruma denk düşüyor. Tırmanan militarizm ve faşizm, aklın almayacağı türde acımazlık üretiyor. Savaşlar ve savaş suçları olağanlaştırılıyor. Oysa Minab, Gazze’deki soykırım, Roboski, Halepçe, napalm ile yakılan sayısız Vietnam köyü ve Vietnamlılar, Hiroşima ve Nagazaki gizli saklı değil. Tam tersine, bütün ayrıntılarıyla ortada ve aynı noktaya işaret ediyor: Kıyamet gelecekte değil, çoktan yaşandı ve yaşanıyor. Kıyamet durdurulmadıkça büyüyor. Soru, kıyametin ne zaman geleceği değil, kıyameti durduracak güç ve cesaretin ne zaman ortaya çıkacağı değil mi?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Nükleer silahlanma varoluşsal tehlike

Günümüzde dünyada olan bitenleri anlamak zor. Olan bitenler akla...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Nükleer denizaltılara hayır!

Japonya’da hükümet ve sağdaki partilerin çoğu, dünyayı kasıp kavuran...

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Filistinli çocuklar ve soykırım siyaseti

Bu yıl Avrupa Basın Ödülü, Hollanda’da yayımlanan De Volkskrant gazetesinden Maud Effting ve Willem Feenstra’nın...

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Savaş üniversiteleri kampanyası

Mart 2003’te Irak’a savaş açanlar ABD ve Britanya hükümetleriydi....

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Suçları göç etmek

ABD’de göçmenlere kapsamlı yönelik saldırı sürüyor. Doğrudan ABD başkanına...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Canlı yayın