iktibasSerdar M. DeğirmencioğluSerdar M. Değirmencioğlu yazdı: Nükleer denizaltılara hayır!

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Nükleer denizaltılara hayır!

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Japonya’da hükümet ve sağdaki partilerin çoğu, dünyayı kasıp kavuran militarizm furyasına uygun bir şekilde öneri üzerine öneri getiriyorlar. Bu önerilerin en tehlikelisi, Japonya’nın nükleer silahlardan arınmışlık siyasetini rafa kaldırması. Nükleer silahsızlık siyaseti üç ilkeye dayanıyor: Nükleer silah edinmemek. Nükleer silah üretmemek. Topraklarında başka güçlerin nükleer silahlarının bulunmasına izin vermemek.

Gündeme getirilen son öneri ise Japonya’nın nükleer denizaltılar edinmesi. Nükleer enerji kullanan denizaltılar, uzun mesafeli sualtı operasyonları ve saldırılar için üretiliyor. Bu denizaltıların edinilmesi Japonya’nın uzun süredir sürdürdüğü “tümüyle savunma odaklı siyaset” (Senshu Boei) ilkesinin unutulmasını gerektiriyor. Nükleer enerjinin askeri amaçlarla kullanılması, nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya için yürütülen çalışmalara tümüyle aykırı.

 Geçtiğimiz hafta, barış odaklı çalışmalar yürüten 15 kuruluş bu konuda ortak bir açıklama yaptı. Düzenlenen basın toplantısında okunan bildiriyi siz barışseverler için kısaltarak Türkçeleştirdim.

***

 Japonya Nükleer Denizaltılara Sahip Olmamalıdır (14 Temmuz 2026)

Nippon Ishin no Kai (Japonya İnovasyon Partisi), Liberal Demokrat Parti ve Savunma Bakanlığının son rapor ve önerileri, nükleer enerji kullanan denizaltıları gündeme getirmektedir. Japonya’nın nükleer denizaltılara sahip olmaması gerektiğini düşünüyoruz ve bu gelişmeleri büyük bir endişeyle izliyoruz.

Bu tür denizaltıların görevleri, düşman ile çatışmaya girmek, uçak gemilerine eşlik etmek ve gözetleme faaliyetleri yürütmektir. Stratejik denizaltılar söz konusu olduğunda ise görev, nükleer caydırıcılık (ikinci vuruş) olarak kabul edilir. Bu tür denizaltıların açık denizde konuşlandırılması düşünülmektedir. Bu, Japonya’nın savunma odaklı siyasetinin sınırlarını aşmak demektir. Dahası, nükleer silah sahibi olmayan bir devlet olarak Japonya’nın, nükleer ikinci vuruş uygulamakta üstleneceği herhangi bir rol bulunmamaktadır. Ayrıca denizaltı başına 1 trilyon yen (yaklaşık 6.5 milyar ABD doları) ulaşacak bir maliyet söz konusudur. Her nükleer denizaltı kaza ve nükleer risk getirecektir.

Nükleer denizaltı edinilmesinin yaratacağı en ciddi sorun, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi çalışmalarına vereceği ağır zarardır. Nükleer maddelerin yasaklanmamış askeri faaliyetlerde kullanılması, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetimi dışındadır. Nükleer enerjinin denizaltılarda kullanımı, potansiyel bir “boşluk” olarak görülmektedir. Avustralya ve Güney Kore gibi nükleer silah sahibi olmayan devletlerin nükleer denizaltı edinme yönündeki adımları, bu boşluğun kötüye kullanılabileceğini göstermektedir. Bu olasılık, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi çabaları açısından şimdiden ciddi bir tehlike yaratmaktadır. 

Japonya, savaş sırasında atom bombası saldırısına maruz kalan tek ülke olarak nükleer silahların ortadan kaldırılmasına yönelik çabalara öncülük etme sorumluluğunu uzun zamandır üstlenmiştir. Atom Enerjisi Temel Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca nükleer enerjinin kullanımı yalnızca barışçıl amaçlarla sınırlamıştır. Nükleer denizaltılara sahip olmak, Japonya’nın bu tutumunu kendi eliyle reddetmesi anlamına gelir. Uzun süredir savunma odaklı bir tutum sergileyen Japonya’nın nükleer enerji kullanan denizaltılara ihtiyacı yoktur. Japonya’nın karşılaştığı gerilimler diplomasi yoluyla azaltılmalıdır. Hükümete, nükleer denizaltıların satın alınmasını kesin olarak reddetmesini tavsiye ediyoruz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Filistinli çocuklar ve soykırım siyaseti

Bu yıl Avrupa Basın Ödülü, Hollanda’da yayımlanan De Volkskrant gazetesinden Maud Effting ve Willem Feenstra’nın...

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Savaş üniversiteleri kampanyası

Mart 2003’te Irak’a savaş açanlar ABD ve Britanya hükümetleriydi....

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Suçları göç etmek

ABD’de göçmenlere kapsamlı yönelik saldırı sürüyor. Doğrudan ABD başkanına...

Emek hareketi ve barış — Serdar M. Değirmencioğlu

Savaş karşıtları Almanya’nın Hessen ve Bavyera eyaletlerinde gösteriler düzenlediler....

Reddetmek dünyayı kurtarabilir – Serdar M. Değirmencioğlu

15 Mayıs Uluslararası Vicdani Ret Günü dolayısıyla dünyanın birçok yerinde eylemler...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,925TakipçilerTakip Et
906AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kiriakos Cambazis yazdı: Kıbrıs sorununun bugünkü aşaması ve reddiyeci güçler

Bu günlerde, bir İngiliz gazetesinin Maria Angela Holgin'in öneriler...

Dionysis Dionysiou yazdı: Kıbrıs sorununda “Türk çözümü” ve kim destekliyor?

Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununda yeni bir girişimine dair tartışma,...

George Koumoullis yazdı: DİSY’nin darbe konusundaki “hermafrodit”* tutumu

* başlıktaki hermafrodit kelimesinin Türkçe tam karşılığı argo olarak...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Atilla Harekatı ve Sonuşları; Nere Giderig?

15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın ülkemize gerşegleşdirdiyi darbeden 5 gün...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...

Canlı yayın