.YeniçağyazılarCeren Ergenç yazdı: Çinli işçinin beklenmedik ‘müttefiki’

Ceren Ergenç yazdı: Çinli işçinin beklenmedik ‘müttefiki’

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Türkiye’de yaz boyunca fazla mesai haberleri üst üste geldi. Bodrum’daki Xuma Beach’te işçiler günde 18 saate varan sürelerle çalıştırıldı, fazla mesai ücretleri ödenmedi, hakkını arayan 16 işçi Kod 49 ile işten çıkarıldı. Çanakkale Dardanel’de kadın işçiler zorunlu fazla mesai kararına karşı iş bıraktı, yönetim 12 saatlik mesaiden geri adım attı. Nepal’den getirilen işçilere 12 saat mesai ve 2 yıl zorunlu çalışma dayatıldığı ortaya çıktı . Bayramda ise pek çok emekçi dinlenmek yerine geçinebilmek için fazla mesaiye kaldı .

Aynı dert Çin’de de var, ortak nokta da aynı: örgütsüzlük. Çin’de buna 996 deniyor: sabah 9’dan akşam 9’a, haftada 6 gün, toplam 72 saat çalışmak zorunda olmak. 2010’ların ortasında teknoloji sektöründe başladı, Alibaba’nın kurucusu Jack Ma 2019’da 996’yı gençler için “nimet” ilan etti. Aynı yıl yazılımcılar GitHub’da 996.ICU kampanyasını başlattı; isim, bu tempoyla çalışanın sonunda yoğun bakıma düşeceğine gönderme. Aşırı çalışmadan ölümün Çincede bir adı bile var: guolaosi. Basına yansıyan ölümler üzerine Yüksek Mahkeme 2021’de 996’nın yasadışı olduğunu ilan etti. Kağıt üzerinde Çin iş yasası zaten günde 8, haftada 40 saat diyor, fazla mesaiyi ayda 36 saatle sınırlıyor ve yüzde 150 zamlı ücrete bağlıyor. Ama fiili çalışma süreleri yasal sınırın üstünde seyretmeye devam ediyor. Çünkü taban ücretler asgari ücrete yakın; işçi fazla mesaiyi kabul etmiyor, geçinmek için ona muhtaç. Büyüme ve istihdam hedefleriyle sıkışan yerel yönetimlerin de denetlemeye niyeti yok. Genç işsizliği tavan yapmışken işten atılmak kolay, yerine gelecek çok, tek sendika devlete bağlı.

Bu tabloya beklenmedik bir aktör girdi: Brüksel. AB’nin 2024’te kabul ettiği Zorla Çalıştırma Tüzüğü, zorla çalıştırmayla üretilen ürünlerin AB pazarına girişini yasaklıyor; bu tüzük Aralık 2027’de yürürlüğe gireceği için tekrar gündem oldu. ABD’nin Uygur bölgesini hedef alan yasasının aksine ülke ya da bölge ayrımı yapmıyor, hiçbir ürünü peşinen suçlu saymıyor. Tanımı ise ILO’dan alıyor ve ILO’ya göre yasal sınırları aşan, ceza ya da işten atılma tehdidiyle dayatılan fazla mesai zorla çalıştırmadır. İşçinin asgari ücretle geçinemediği için mesaiye mecbur kalması da tanımın içinde. Yani Çin’de 996’nın gönüllülük görüntüsü de, Türkiye’de bayramda geçim için mesaiye kalmak da bu tanıma giriyor. 26 Haziran 2026’da uygulama rehberiyle birlikte Zorla Çalıştırma Tek Portalı açıldı: İhlaller ve şüpheli şirket listeleri kamuya açık, sivil toplum kuruluşları bildirim yapabiliyor. Türkiye’de bir fason atölyede sömürülen göçmen işçiler raporlandığında ana üretici ve AB’deki alıcısı kara liste riskiyle karşılaşacak. Nitekim ABD’nin zorla çalıştırma raporuna Türkiye tekstili şimdiden girdi, kaçak yabancı işçi çalıştırmanın cezası işçi başına 102 bin 503 liraya çıkarıldı . Para cezası işverene, sınır dışı işçiye .

Asıl ilginç olan Çin’den gelen tepkiler. Washington ya da Brüksel’den gelen baskılar karşısında Çin kamuoyu genellikle milliyetçi reflekslerle devletin resmi pozisyonu etrafında birleşir. Zorla çalıştırma tüzüğü bu geleneği bozdu: Devleti ve sermayeyi bir tarafa, işçileri öbür tarafa koydu. RedNote’ta “Bence AB zorla çalıştırmaya yaptırım uygulamakta haklı, katılan var mı?” diye soran bir paylaşım silinmeden önce 3 bine yakın beğeni aldı. Douyin’de AB’ye ihbar prosedürünü anlatan videolar 200 bini aşkın kez izlendi. Yasanın herkese ihbar hakkı tanıması bu bölünmeyi derinleştiriyor. Şirketler işçinin şikayetinden değil Batı pazarını kaybetmekten korkuyor. Grev hakkının fiilen olmadığı bir ülkede işçiler pazarlık masasına ilk kez dışarıdan bir kaldıraçla oturuyor.

Yasa Avrupa’nın kendi içinde de tartışmasız geçmedi. Sermaye küçük şirketlere binen yükten şikayetçi. İnsan hakları örgütleri uygulamanın jeopolitik hesaplara göre göz ardı edilip edilmeyeceğini soruyor. Şirketlerin koşulları düzeltmek yerine riskli bölgelerden çekilip işçileri işsiz bırakması da ayrı bir tartışma konusu.

Brüksel’in derdi elbette işçi hakları değil, günde 1 milyar dolara ulaşan ticaret açığı. Ama sendikasız bırakılmış işçiler için her çatlak bir imkan. Dardanel’de iş bırakan kadın işçilerle Douyin’de AB’ye ihbar yolu arayan Çinli işçiler aynı soruna aynı yerden bakıyor: örgütsüzlük. Dış denetim sendikanın yerini tutmaz. Ama devletle sermayenin birlikte dayattığı fazla mesai düzenine karşı işçinin eline geçen her aracın değeri var.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Bizi yok yazın!

İnsan hakları konusunda Almanya’daki en güçlü kuruluşlardan biri olan...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Fikret Başkaya yazdı: Hastane mi, kapitalist işletme mi?!

“En sonunda insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş...

Fehim Taştekin yazdı: Mekke üçlüsünün cemaziyelevveli*

Öyle bir ittifak kuracaksın ki ‘kutsal’ olsun. İmzaların Riyad...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Hiperpolitika çağı

Siyasete ilgi ve toplumsal muhalefet büyürken kalıcı örgütlenmeler neden...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Canlı yayın