yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Yunanistan, Sırbistan ve K. Kıbrıs

Özkan Yıkıcı yazdı: Yunanistan, Sırbistan ve K. Kıbrıs

Son günlerin konusu: Girne’den kalkan tekne veya geminin batması. Kıbrıs’ta pek görülen durum değildir. Ama benzerleri mutlaka var. Hemen akla, kış günündeki öğrenci otobüsü cinayeti, sellerdeki dört gencin ölümleri akılda kalması gerekendi. Sonuç mu: ne istifa ne de olayların üstüne gidildi. Net yanlışlara ve ihmallere rağmen olayların unutturulması da ısrarla dayatıldı. Aklımda kalma nedenlerinden biri, program yaparken, Mustafa Onurer arkadaşımın, yayın sürdükçe özellikle de selden katledilen gençleri hep hatırlatmasıydı. Şimdi de şimdiden geminin batış şekli dahi sorgulanmaya aday olan felaketin yaşanırken konuşulması oluyor. Tam bir K. Kıbrıslılık coğrafi gerçeğidir. Tabii bu gerçekliğin net öteki gerçeği de gerçeklerin de konuşulmasından ısrarla kaçmaktan gelmektedir.

****

Dünyada elbet felaketler oluyor. İster doğa ister başka enstrümanlarla da isimlendirilir. Ülkelerdeki tutumların da siyasal yapılanıştan ahlaki gerçeklere varan olguların bir toplamıdır. Japonya’da istifa veya intihara varan makamcı duruşu, Güney Kore’de özellikle doksan sekiz sol yönetimin yerleştirdiği demokratik kültürleşme sonucu da en azından istifa ve yargılanma uygulamaları vardır.

İçeleştiğimiz ve her konuda bizi resmen yöneten Türkiye’de ise bırakın istifayı, konunun nedenlerini sorgulamak dahi yerine ve kişiye göre kuralı uygulanır. Hele yönetimle alakalı durumlar hep duvara çarpmanın dışında, yargılanma tehlikesini daha yaratmaktadır. En net örnek, son depremlerde bizim de yaşayarak tanıklaşıp da karşılaşınca susarak geçiştirilen Adıyaman otel yıkılması ile kanıtlandı.

Bizim olaylara benzeyen nice felaket, baskıyla hep kaçırıldı. Şimdi size bazı benzer olaylarla, peşinden gelen basit uygulamalar akışına kaptıracağım. Elbet boğulmayacaksınız.

****

Kısa zaman önce, Yunanistan’da bir tren felaketi oldu. Yunan halkı sokağa çıktı. Protestolar yaptı. Hükümet ısrarla “soruşturacağız” diyordu. Ama ahali durmuyordu. Çalışma bakanı başta olmak üzere özür dilendi. Olmuyordu. Cinayetin hesabı sorulacak denilerek, sokaklar ısınıyordu. Yer yer devlet bu tepkiyi durdurma adına güvenlik güçlerini kullandı. Dayak atıp biber gazı sıktı. Olmuyordu.

Sonuçta çalışma bakanı tekrarlara yaptığı özür ile istifasını da katarak görevden ayrıldı. Ama tepki sürdü. Her adımda yetmiyor, haykırışla takip edildi. Siyasetin sorgusu sokakla sürdürüldü. Direnen başbakanı da seçimle tehdit yaptılar. Hâlâ tepkiler yer yer sürüyor. Önümüzdeki kısa zamandaki seçimler neyi gösterecek, göreceğiz.***

Hemen ekleyelim: tesadüfe bakın: aynı zaman diliminde Türkiye’de de Çorlu cinayeti tren alanında gerçekleşti. İki tren cinayeti ve komşu ülkeler. Türkiye’de aileler feryat ediyordu. Kendi seslerini duyurmak istediler. Coplarla biber gazı dostları halinde kendilerine eşlik yaptı. Yargı ise kısıtlandıkça kısıtlandı. Bazı çalışan kesim dışında şirkete falan dokunulmadı. Hâlâ tartışmalar sürse de o denli peş peşe cinayetli sosyal siyasal rant eksenli gelişmeler oluyor ki demeğin gitsin. Ama istenen bazı yetkililer yargılanmadı. Bakan falan da Erdoğan tarafından görevinden alınmadı. Unutmadan; Türkiye’de istifa yok. Görevden affedilmek istenir.

******

Sırbistan’a da uğrayalım. Hâlâ protestolar aralıklı sürüyor. Orada da bir tren garının çatısı çöker. Orada elbet ölen çalışanlar da oldu. Sırbistan ağırlıklı öğrenci kesimi protestoya başlar. Önemli sert davranışlara uğrarlar. Fakat, her hafta sonu Sırp gençliği sokakta buluşup protestolarıyla sorumluların yargılanmasını dayatır. İktidar susturamıyordu. Baktı ki şiddet ve hapis engel olamıyor, o zaman da bazı bakanların kellelerini alır. Fakat dalga durmuyordu. Sırbistan gençleri aralarına resmi muhalefeti de almıyordu. Yeni bir gençlik direnişi gibi davranmaya çalıştı.

Cumhurbaşkanı direniyordu. Ama olayda anormalliklerin olduğunu kabul edip, klasik cümleyi kullanıyordu: “Sonuna kadar olayın peşinden gideceğim”… Ama senelere doğru kayan eylem, artık başlangıçtaki istifalarla kelle isterken, giderek istifa ile erken seçime dönüştü. Epey direnişten sonra kısa zaman önce cumhurbaşkanı yaptığı açıklamayla sokaktaki direnişin taleplerini kabulendi. Erken seçim kararı da alındı. Ama nasıl yapılacağı yine kuşkularla doludur.

****

Bu gelişmeler ve benzerleri K. Kıbrıs’ta fazla ilgi bulmadı. Hatta Yunanistan’ı öteki görüp karşıta koyması sonucu da başka gözlükle de Goebbels tipi okundu. Hep kendini aynada görüp en iyi olma algısıyla yetindi. Ama girişte de belirttiğim gibi, bazı ülkelerde olsa en azından yargı ile istifada karşılık bulacak durumlar da oldu. Fakat baştaki bildik ezber sonrası hiçbir şey olmadı. Bu durum ülke gerçekleriyle de alakalıdır. Unutanlar olmuştur: bomba yüklü taksiden, Adalı cinayetine birçok olay bilgilere rağmen aydınlatılmadı. Hatta yaşanan kriminal olayların bazısı da hiç konuşturulmadı.

Şimdi Girne konusu gündemde. Hep tekrarlanan döngü yaşanıyordu. Hele de buradaki bazı üst makamcının makama oturtma şekli nedeniyle, kararın başka yerden geleceğine ikna olan çok. Nitekim önce adamıza AKP temsilcileri geldi. Sonra Ünal Bey kırık cümle kullanma konuşmasıyla Arıklı’yı görevden aldığını belirtti. Ama nedense hep olayın peşini bırakmayacağını söylese de en basit durumu dahi diline almıyordu. Çünkü kendi koltuğa nasıl geldiği gerçeği hep peşinden gelmeye devam ediyordu.

Hemen birileri hatırladı: neyi mi: öğrenci otobüsünün cinayeti. Bu cinayeti kınamak isteyen öğrencilerin cop dayağından geçirilme sonucunu. Sellere kapılıp kaybolan dört genç akla geldi. Israrlara rağmen, onca yanlışın havada uçuşmasına rağmen istifa falan da olmadı. Sayıyı çoğaltmak mümkün. Birisi Arıklı diyecek. Kokusu yakında çıkar. Ama Arıklı’nın da kendisi yeri geldiğinde söylemek zorunda kaldı: bazı seçimlerde parti oylarını bizzat Türkiye UBP yöneltti. Esentepe örneği nettir.

Fakat felaket yaşandı. Öyle bir gelişle oldu ki dağdan düşen ve geliyorumla büyüyen bir çığ misali halindeydi. Üstelik yakında da seçim var. Zaten bazı tutumlar kral çıplağı da aşan şekilde karşımızdadır.

Bir tekrar üretilen K. Kıbrıs gerçeğini acı şekilde yaşadık. Bol laf ama olana fazla dokunma, yanarsın filmi gibidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaçamayacağımız gerçeklerle, acı şekilde karşılaşırken

Aslında hâlâ bize umursuz havamızın ninnisi gibi geliyordu. Oysa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Özkan Yıkıcı yazdı: Geliyorken gelen: ancak hâlâ kabullenmeyen gerçek

Şu anda Karpaz’dayım. Yağmur sıkça yağıyor. Dün geceye doğru...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
939AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ceren Ergenç yazdı: Çinli işçinin beklenmedik ‘müttefiki’

Türkiye'de yaz boyunca fazla mesai haberleri üst üste geldi....

Yusuf Karadaş yazdı: ŞİÖ zirvesi, Erdoğan-Putin görüşmesi ve S-400’ler meselesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İş Birliği Örgütünün (ŞİÖ) genişletilmiş başkanlar...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaçamayacağımız gerçeklerle, acı şekilde karşılaşırken

Aslında hâlâ bize umursuz havamızın ninnisi gibi geliyordu. Oysa...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Kapitalizm gücünü insanı çok boyutlu kuşatması, ruhunu kötürümleştirmesi ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Ertan Erol yazdı: Gayrimeşru anlaşma

Geçtiğimiz Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Venezuela...

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

Canlı yayın