yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Geliyorken gelen: ancak hâlâ kabullenmeyen gerçek

Özkan Yıkıcı yazdı: Geliyorken gelen: ancak hâlâ kabullenmeyen gerçek

Şu anda Karpaz’dayım. Yağmur sıkça yağıyor. Dün geceye doğru bölgeye gelirken başlayan yağış, giderek hızlanarak sürüyor. Doğrusu, sıcaktan bunalmışken, bir anda kapı ve penceremi açıp, içeriye yağış kokusu girip ciğerlerini doldurmakla meşguldüm. Öyle bir değişken ki bir anda hem bilgisayarım kapalı, hem de televizyonu işletmedim. Sessizlikle nostalji gibi kendimi konumlandırdım. Ama yağış hâlâ sürüyor. Arkadaşlardan arayanlarla oradaki durumu da sordum. Sabahleyin özellikle Omorfo’dan gelen normal hava haberi, öğlen tersinden anlatılmaya başlandı. Lefkoşa’yı ise zaten akşamdan öğrendim.

Şöylesine ara haberleri duyma adına bir kumandayı oynatım. Meğer: etraf yağıştan epey etkilendi. Kısa zaman içindeki medya kopukluğum, bana bambaşka hava akışkanlı bilgileri sunuyordu. Bu arada arada verilen bazı “uzman” açıklamaları ise kendimi kendime getirdi. Hâlâ yaşanan ve aylardır Avrupa haberleri ile de imdat çağırışı taşıyan iklim bozulmalarını, nedense bizim ekranda sunanların herhalde ya bilmeme veya müsaadesiz olma sonucu, pek de öne çıkarmadıklarını da anlıyordum.

Karpaz’dayım: hesapta denize gidecektim. Yine de hafta sonu yağış beklendiğini de duydum. Ancak, bizim meteoroloji arada yanılma normalliği vardı. Güneyden gelen alarm içerikli açıklama sonrası ise konuyu kavrasam da sırf değişik ortam nedeniyle, Karpaz’a gelmeyi ertelemeyip geldim. Şimdi dışarıda yağmur var, arada şimşek sesi geliyor. Deniz işim yattı.

Hafta içi epey kaynıyorduk. Öyle kaynıyorduk ki evde klima açıp da dışarı çıkmaktan kaçınıyorduk. Ansızın bazı ülkelerdeki duyduğumuz çarpıklık, bizde de oldu. Sıcaklık düştü ve yağışlar yoğun şekilde patladı. Bir klasiklik de yaşadık. Fazla yağış olunca ilk bilgi elektrik kesilmesi oluyordu. Devamında altyapı yetersizliği sonucu da etrafı seller basıyor. Yetmedi: plansız ve aşırı rantla yapılan yapılaşma da yağıştan sel tetikleme koşuluna gayet uygun haldedir. Bazı bölgeler ise daha ilk baştan sinyali çakmaktadır. Ha: yerel seçimlerimiz de var. Tabii parlamentosu da aynı zamanda. Dikkat edin, öneriler veya sorunlarda en ufak yağıştaki felaketin nedenleri ve çözüm siyaseti programlarda yok. Tam aksi, daha fazla tahribat ve istikrar lafları dolup taşmaktadır.

Ne dedik: “Geliyorken geldik” başlığı vardı. Şimdi onca lafın özü şu: Elbet sıcak da yağış da hatta öteki doğa olayları da oluyor. Ancak, seksenler başı başlatılan tartışmalarla, gelmekte olan önemli tehlikeyi işaret ediyordu. Kısa, yumuşatılmış ifade ile “iklimler ısınıyor” deniliyordu. Özü ise net: iklimler resmen bozuluyordu. Bunu bulgularla da aktarıldı. Önemli pratik örnekleri de sıralandı. Sertleşme ile yağıştan sıcaklığa, depremden doğa olaylarına epey ağır ve sık sık geleceği anlatıldı. İklimlerin birilerinin dediği gibi ısınma değil bozulma olduğunu savunan kesimler de vardı. Tabii bunun temel nedeninin de sınıfsal olup, sermayenin yaptığı kâr adına yıkımın sonuçları olduğu da kanıtlarla ispatlanıyordu.

Ancak tekeller güçlüydü. Dünyayı felakete sürükleyenler devleti de yönetiyorlardı. Şimdiki gibi… O zaman önce yok, sonra da aparatif şekillerle geçiştirme havaları okundu. Konuya ağırlık koymaya çalışan “yeşiller gibi” onları siyasal teslim aldılar. En çarpıcı örnek de Alman Yeşiller Partisi’dir.

Öneriler ve uyarılar ne denli dikkate alındığı ise uygulamalarla zaten uzun zamandır yaşanıyor. Bu yılın önemli farkı: Asya veya Afrika’yı etkileriyle sarsan iklim bozulmalarının Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde de yaşanmasıdır. Dünyayı katleden merkezleri gelişip bozulma buldu. Kuraklıklar, seller, orman yangınları peş peşe hem de ağır şekilde yaşanıyor. Sıcak yakarken, birden yağan korkunç yağış da etrafı, deyim yerindeyse, süpürmektedir. Sermaye, iklim bozulmalarından da rant devşirme yarışına girdi. Şimdi, iklim bozulmalarıyla buzulların erimesi sonucu açılan alanları yağmalama yarışına girişildi. İzlanda ve Grönland bunlardan başta gelenleridir.

Acı bir başka temel gerçek de var: İklim bozulmasıyla dünyayı sarsan sonuçlar gelişiyor. Ancak dünyayı yağmalayarak yok edip kârlar sağlayan politika karşısında, doğayı kurtarmak ve daha düzgün bir dünya oluşturma seçeneği, politik seçenek olarak oluşmadı. Sadece son döneme bakın: Öyle uzağa da gitmeyin: Avrupa bu yazı değişik iklim bozulmalarıyla geçirdi. İnsanlar direkt etkilendiler. Tanımadıkları su sorununa dahi direkt yaşamda buluştular. Fakat, seçim süreçlerinde siyasal tercih hep dünyayı yıkan siyasal kesime sunmaya devam denildi. Hatta Almanya ve Amerika’da, tam tersi, daha da iklimleri bozacak girişimleri savunan politikacıları iktidara taşıdılar. Bu da handikap olarak karşımızda dimdik durmaktadır. Kuzey Kıbrıs’ta elbet bunun efsanesi okunmuyor. Hele bilmeme, müsaade etme ve rant ortak sömürge kültürü gayet güzel kaynaştı. Her konuda rant devşirme de kolayca gelişti. Örneğin sırf yandaş adına zarar görmese de zarar etmiş gibi yardımlardan nemalanma birinci kural haline geldi.

Son dönemde yeni bir utanç davranışı daha gelişti. Kiraya verilen evde oturanlar var. Ama sellerden etkilenince, eğer yardım veriliyorsa, hele de kiracı üçüncü dünyadan ise ev sahibi bunu da kullanıp yardımı kapıyor. Ama kiraya verdiği evi de kiracıya tamir ettirip cebine indiriyor. Kolay değil K. Kıbrıs’ta yaşayıp, yandaş ve fırsatçı olmak.

İlgili örneği geçen sel felaketinde yaşadım. Kiracı üçüncü dünyalı. Evini seller bastı. Sahibi gidip yazdırdı. Ama tamirini kiracısına yaptırdı. Kendine destek verilmesine karşın bunu kiracılarına yansıtmayan ev sahipleri ne yazık utanç olsa da vardır.

Nerden nereye geldim. Kolay değil K. Kıbrıs’ta yaşamak. Dışarıda yağmur sesini dinlerken bile fesatlıklar peşini bırakmıyor. Ama her konuştuğum insan, en ufak anlatıyla sistemin ne denli çürümüş ama birilerine de kazandırma gerçekleri gelip beni buldu. Net olan: iklimler bozuldu. Doğa olaylarında sertleşme vardı. Ben senelerdir bunları yazdım. Ama foncular gibi cebime para girmedi. Şimdi de yazdıklarımı ufak güncelimle telefon konuşmalarıyla da normal şekilde yaşıyorum. Emperyalizm, sömürgecilik ve K. Kıbrıs. Geliyorumdan geldime ulaşırken, şimdi hâlâ ama ile yıkıma devam türküsünü dinlemekle meşgulüm.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Brezilya’dan Sırbistan’dan gelen seçim sonuçları

Pazar gecesi gözlerimi yumarken, pazartesi günü sabahı beklediğim birkaç...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,260AboneAbone Ol

Son eklenenler

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Canlı yayın