yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye’deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel özüyle daha çok yazacağız. Hele de kaos ile hegemonya mücadelesi siyasetle örüldükçe, acaba sorularla tırmanan krizlerde epey tartışılacaktır. Boşuna değmeyin: Suriye doğu komşumuz; taraflardan biri Türkiye, içselleşip adeta hukuk diliyle alt idari birimi olduğumuz ülke. İsrail ise yine doğu ekseninde güneye doğru gidilirken ki komşumuz. Ayrıca artık İsrail hem Kıbrıs Cumhuriyeti ile ittifaklaşan hem de kuzeyde değişik yönden etkisi olan bir ülkedir. Bilmem olaydaki Amerikan-İngiltere gerçeğini de katmaya gerek var mı? Ama özü giderek emperyalist gerçekliğe, Ortadoğu bölgesel mücadele rekabet pazarına ve bu yansımayla doğu komşumuz Suriye derken, Suriye üzerinden hegemonyadan, sistemin yeni Suriye karmaşasının ta içinde kendimizi buluruz. Emperyalist sömürgeleşmelerin, hem de ilhaklaşmalarla hegemonya kurma mücadelelerinin açmazındaki siyasal fırsatçılığının içindeyiz.

Son günlerde, İsrail’in Suriye’de -özellikle anlayın: Suriye’de- bir üs vurması, üssün Türkiye kontrolündeki İdlip’te olması, bir anda bölgesel Amerikan eksenli müttefiklerin bölgesel hegemonik eksenine oturdu. Üstelik deşildikçe de seçim hesabından gerici faşist gerçekliğe dek ne ararsanız var. Ama olay direkt iki ülke sınırında değil, Suriye topraklarında oldu. Bir anlamda Suriye gerçeğinde güneyde İsrail’in, kuzeyde Türkiye’nin etkin olup genişleme politikalarının çakışması biçiminde anlaşılmasını da gösteriyor. Ama gerçekler ile propaganda bazen çakışmaz. Çünkü propagandanın ya haklılık kurma ya da denklem kurup savuşturma yöntemleri var. Hele işin içine Amerika girince, tanıdık Ortadoğu resmen Amerikan eyalet başkanı gibi davranan Barrack’ın da açıklamaları gelince, olay başka şekle de dönüştü. Barrack, hem açıklama yapıyor hem de iki ülke arasındaki diplomasi dengesini kuruyordu. Propagandada alanı belirleyip tartışmaları ona odaklandırdı.

Konuyu bu gözle ele alınca, birçok basit gerçekten gelişmeleri koparıp, geçiştirme veya taraflı bir tatminle ele alma daralmasına sokuluruz. Tabii K. Kıbrıs, Türkiye gerçeğine rağmen, Suriye’nin doğu komşumuz olması, İsrail ile de değişik şekilde güncelleşmemize rağmen hâlâ manşetlere dek gelmedi. Hani Türkiye’ye teşekkürler bolca savrulurken, taraf olduğu kriz konusunda söyleyecek kelime bulunamaması travması da yaşanıyor. Bir nevi şok tedavisine girildi.

Bazı olguları tartışmalarda veya anlamada yardımcı olması bakımından tekrar özetleyelim: Suriye doğu komşumuz. Düne dek Suriye, İsrail ve Türkiye arasında olsa da tutum hep aykırıydı. Hem Türkiye hem de İsrail’in Suriye ile ilişkileri salt yerel değil, genel emperyalist açıdan da karşıttı. İsrail ile tek ateşkes yapmayan Arap ülkesi, hâlen savaş hâlindeydi. Bu yüzden başta Amerika’dan başlayan emperyalist zincir, Suriye’deki yönetimi devirmek için uğraşlar verdi. Üstelik direkt Suriye topraklarına başta komşularının göz koyduğu da sır değildi. Nitekim: Suriye rejimi devrilip boşluk oluşunca, hatta çökertme müdahaleleri anında Türkiye kuzeyden, İsrail de güneyden Suriye topraklarına girdiler. Rejim çöktükten sonra, İsrail ileri gidip Suriye’nin başkentine dek önemli miktarda toprağı ele geçirdi. Müttefikler bulup yerleşim girişimlerine de başladı. Zaten daha önce işgal edilen Golan Tepeleri’nden, B.M. kararına rağmen çekilmedi. Açıkça ilhak ettiğini de açıkladı.

Aynı şekilde Suriye savaşlarında Rusya’nın da iznini alan Türkiye de kuzeyden Suriye’ye girer. Cihatçıların merkez kurmalarına da yardımcı oldu. Nitekim Şam’a giren Şara, Türkiye’nin kontrolünde olan İdlip’ten yola çıkmıştı. Yine Türkiye ve İsrail’in günümüz Suriye kararlarında geri çekilmeleri için ses yok. İsrail mümkün olduğunca ilerleme, Türkiye de özellikle Halep hattını kurma peşinde olduğu pratikle kanıtlanıyor. Amerika ise durumu idare etme, Suriye rejimini de kullanma kararındadır. Şara ise Şam’a girdi girmesine, ama kendi gücü de yok. Fakat gerektiğinde İsrail, gerektiğinde Türkiye -“SDG konusu gibi”- durumlarda müdahale ettiler. Amerika hep denklemde gerektiği anda açığa çıktı.

İsrail’i unutmayalım: İsrail normal bir devlet değildir. İsrail’i ikinci paylaşım savaşı sonrası emperyalist yapı, bölgesel merkez güç olarak, nüfus taşıyarak kurdurdu. İngiltere’nin önemli yeniden sömürgecilik planıydı. Bu yüzden İsrail daha kurulurken önemli sayıda Filistinliyi vatansız bırakıp yeni kangrenin de kurucusu oldu. İsrail hep saldırgandı. Başta Amerikan sermayesinin de desteğini alıyordu. Hatta işgallerle beraberindeki yerleşim politikasıyla epey genişledi. İsrail’e en çok yardım yapan kalemlerden birinin Amerika olması da tesadüf değildir. Bölgesel emperyalizme bağlı ülkelerle de ortaklıklar hep oldu. İstihbarat ağında Mossad önemli rol aldı. Yetmişlerdeki Türkiye-İsrail-İran denkleminde hatırlayanlar, istihbarat konusunun da kullanıldığını bilir.

Şimdi, bölgesel rekabet vardır. Suriye ise düne dek hem İsrail hem de genel emperyalistlerin karşısındaydı. Onu yıkmak istediler. Kurulan Ortadoğu projesinde tasfiye edilecek önemli ülkelerden biriydi. İsrail bu tasfiyeyle Suriye’nin başta hava sahasını keyfi kullandı. Önemli stratejik yerleri ile sulak alanları ele geçirdi. Dürzilerle de ittifak oluşturdu. Türkiye de kuzeye Rusya onayıyla yerleşti. Ama tarihi cilveye bakın: Rusya’nın Suriye’den kopmasına neden olan cihatçı hareket, Türkiye’nin kontrolündeki İdlip merkezinde yeşerip Şam’a girdi.

Şimdi son hamleyle bir kriz yaşandı. İsrail bunu kullandı. Özellikle de Netanyahu seçim sürecine hemen propaganda malzemesi yaptı. Fakat kimse sormadı: neden Suriye’de yapılıyor? Hesapta, Suriye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü var. Oysa olay Suriye’de bulunan iki ülke arasında yaşandı. Bu basit olgu dahi çok gerçek anlatır. Anlatır da kimse sorgulamadı. Hele de bölge Amerikan valisinin açıklamalarıyla denklemi de kurdu. Bir anlamda herkese “siz gerilime bakmayın; biz savaşmalarına müsaade etmeyiz” denildi. Bazı başka kuramlar konuldu. Ama net olan, bu gelişmelerin özellikle Suriye hegemonyası kadar, başta Netanyahu’dan başlayan bir de seçim hesabı olduğudur. Yarın Yunanistan’ı da sarmalarsa şaşmayın. Çünkü önümüzdeki yıl Yunanistan’da da seçimler var. Net olan, ülkeler nedense iş dış politikaya gelince devlet bileşkesinde buluşur. Örneğin kimse Türkiye’nin Suriye’de bulunmasını, aldığı rolü eleştirmekten kaçıyor. Hatta Suriye’de kendi lehlerine olacakların propagandası ağırlıklıdır. Hele düne dek Kürt antipatisi ile Halep iştahı açıkça tavırlarla seslendirildi. İsrail ise işgal etme, genişleme ve elinde dini kitapla haklılık getirme tutumunda hep karşılık buldu.

Bu arada Netanyahu gitse de, şimdiki muhalefet liderinin de değişik bir politika izlemesini beklemeyin. İsrail devletinin kuruluş şekli ile ideolojik siyonist yapı her şeyi anlatmaya yetip artıyor. Şu lafazanlığa da kanmayın: “Amerika’nın haberi var mı” sorusunu sormayın. Hâlâ ilişki ağını, sermaye gerçeğini anlamadıysanız, diyecek sözüm yok.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Suriye ekseninin kıskacında, Türkiye ve İsrail gerilimi

Daha önceki Suriye yazımda, ülkenin iki tarafından girip orada...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist yeni dizaynda, Suriye gelişmeleri

Tekrar edelim: olayları tümüyle ele almadıkça, net gerçeğe ulaşmak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
925AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Libya-Türkiya İlişgileri Neçün Gıprız İçün Önemlidir?

Libya 2011 yılında Kaddafi'nin devrilmesinden soğra do'u ve batı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Vijay Prashad yazdı: Fidel Castro’nun bize kazandırdıkları

Ben Fidel Castro’yu ilk kez 1983 yılında, Hindistan’da düzenlenen...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD’de yükselen gözetim araçları kırıcılığı

ABD’de her sokağa yerleştirilmeye çalışılan gözetleme kameralarını bireysel ya...

Fehim Taştekin yazdı: Türkiye’nin üzerine alınmadığı düşmanlık!

İsrail’e düşman bir Suriye’de Türkiye’nin Şam’a karşı güçlere kalkan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...

İsmail Duygulu yazdı: Akkuyu’dan Bugüne Bir Mücadelenin Hafızası

Türkiye’de Nükleer Karşıtı Hareketin İnsanları, Yolları, Kazanımları, Yenilgileri ve...

Canlı yayın