yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu organize etme adına Türkiye’den görevlendirilenler de çoktan adaya vasıl oldu. Bunu öyle muhalif değil, Kıbrıs Postası Gazetesi’ndeki bazı yazarlar dahi belirtiyor. Zaten olmazın olmazı gibi sürecin bir parçası. Ama bazı tartışmalar da nasıl bir koşulla karşı karşıya olduğumuzun yanıtını kolayca veriyor. Üstelik, parlamento yaz tatilinden çıkıp, bir gün olsa da toplantı yapma durumuna doğru ilerliyor. Oysa güncel manşetlerde sık sık yer bulan kriminal olaylar konusunda güvenlik toplantısına koltukçular açıkça ret dediler. Yetmedi: Kuzey Kıbrıs’ta “siyasal istikrar” kelimesi ile “güvencede olma” ifadelerini yan yana koyup salata değeri dahi olmayan bir açıklama yapıldı.

Burası Kuzey Kıbrıs. Hele son oluşan gerçekleri ötelersek, anlamak zor. Hatta olanları dahi konuşmama tercihi normalleşme içinde havada uçuşup, sonsuzluğa gitmektedir.

Bir örnekle konuyu hemen tamamlayalım: ülkemizde nedense sık sık seçim yasaları değişimleri hep konu edilir. Devamında da oynanır. Yine aynı duruma geldik. Bu defa karma oy yasaklanması gelecek gibidir. Ama belli olmaz. Fakat şu basit insani kurala dahi dikkat eden yok: iki, hatta içeriğiyle üç seçimi birlikte yapma girişimi parlamentonun ilk ayağını da aştı. Oysa olaya biraz insani yönden bakarsanız, kurumsal kolaylık kriterini gözetirseniz, saçmasapan bir girişim olduğu hemen anlaşılır. Bazısı sırf karşı çıkmasın diye de “takkeci gazeteci gibi” olayı anlayamadığı sıkıntısında kalır.

Parlamento, belediye ve muhtarlık. Buna azalar, belediye meclis üyeleri ve parlamento seçimlerindeki tercih yapma durumlarını da eklersek, bir kişi sandığa girince ne denli zaman harcayacağı basit kuralı dahi her şeyi anlatmaya yetiyor. Ama nedense koltuk zehirlenmesi ve bundan medet umma bahanesi, adeta şu basit gerçeği dahi anlamadan, kendince resmi duruşun ne denli insandan koparak kurumsal düşünmemeğe taşındığının örneğidir. Zaten öylesi tuhaf çıkar hesapları yapılıyor ki parlamento seçimlerindeki liste ile tercih yapma karışıklığı dahi birçok oyun yanmasına yetip artıyor. Dar bölge veya genel çarşaf liste kuralıyla seçim uygulaması nedense akla şimdilik gelmiyor. Yarın talimatçılardan biri dayatınca, hemen “buyrun efendim” karşılığı bulunup düzeltilebilir.

Bu havalarda seçime doğru gidiliyor. Adaylar peş peşe duyuluyor. Şimdilik parlamento listeleri etrafta kamuoyu oluşturma düzeyinde. Ama işler yolunda. Her dokunuş, yeni bilinmezlik sorularıyla dolu. Hele de iki veya üç seçimi birlikte yaparken, oy kullanacak olanın zorlanması veya sayımdaki terlemeler gibi basit durumları dahi düşünen yok. Kendilerince veya dayatıldıkça uygulanan kuralın anlamı da elbet ona benzeyecektir. Zaten her açıklama bir fasarya. Hele yine bir nüfus açıklamasıyla söyleyenin dahi yarın aynı konuda kendi inkâr edeceği rakam da sırf konuşturmak için konuşturuldu. K. Kıbrıs’ın zaten sömürgesel ilhaklaşma politikasının daha ilk bilgisinden bilinmezlik oluşturma konusu da nüfusun bilinmemesi ve bir yandan bol vatandaşlık, öte yandan kaçak kalma kurallarının durmadan üretilmesidir.

Yasa ve hukuk mu: onu unutun. Zaten ilerde yazacağım şu büyük iki partinin kendi tüzüklerine dahi uymazken, toplumla ilişkisindeki yasallığa nasıl uyacağı sorusunu sorma niyetindeyim. Ama seçim süreci başladı. Teşvikler, geçicilikle istihdamlar, vergiden başlayan aflar peş peşe gelip geçti. Hele teşvikler dağıtılırken kullanılan kriter ile yapılan tercihler bir başka ülke gerçeği olarak çoğu gündem olmadan akıp geçti. Tabii olay içinde yerel seçimler de olunca, artık ufak da olsa yaptığım seyahatlerde şu durumu da duymaktan kaçamıyorum. Su parası ödemeyenler, vergi vermeyenler, yasağa rağmen saat ikiden sonra sıcak altında hem de belediyenin ihale verdiği şirket elemanlarının çalışmasıyla başlayıp, zinciri uzatmak kolaydır.

Bir önemli kriterleşen tutumu da belirtmeden geçmeyelim: dikkat ettiniz mi, örneğin belediye seçimlerinde su parası ödemeyenler vardır. Ödeyenler de var. Fakat, yine tanık olduğum kadarıyla su parası ödemeyenlerin bazı yerlerde, “su parası herkes ödeyecek” diyip kesin tutuma girer gibi olanlara oy vermeyeceklerini belirtenler oluyor. Yasal olmayıp işe alınanlar dahi kendilerini koruyan değil, ilerde işten atmayıp kollayacak başkanı destekleyeceklerini belirtiyorlar. Hele işe alırken ki kayırılanların gücü bir başka olmaktadır. Biz hep kamu yerlerini veya elektrikten telefona, ya da BRT gibi kuruluşları söyleriz. Oysa yerel yönetimlerde derebeyleşen bazı başkanlarla, hem su parası almama hem de işe alıp işe dahi gidilmeme gerçekleriyle konuşmalar ordan oraya savruluyor. Belediyeler öylesine istihdam kaynağı oluyor ki değmeye gitsin.

Tüm bunların savrulmasıyla süreç ilerlerken, teşekkürler yalakalık derecesini epey aştı. Ama koltukta kalmanın istenen davranışı şekline çoktan sokuldu. Hele de sömürgesel gerçek, sosyolojik darmadağınık koşullar adeta tüm olumsuzlukları hem de kazançla tamamlayıp kendine has bir yaşam biçimini de oluşturdu. Yasa ve tüzük mü: sadece büyük partilerin kendi tüzüklerine aykırı nasıl durup sessizce geçiştirdikleri örnekler bol. Ama ses seda da yok. Normal koşulda partililer dahi eleştirirken, şimdi vekil sırasına girme yarışıyla işler bambaşka havaya sokuldu. Kıbrıs sorunu falan da beklemeyin. Malzeme sıkıntısı veya beyinde konuşacak cümle bulunmadığı zaman şöylesine birkaç kelime duyarsak da şaşırmayalım. Yolsuzluk, sahte diploma, durmadan vatandaş yapılması, su parasından vergisini ödemeyenin gücü, hepsi bu seçimde de yolunu bulup ilerlemeye devam edecekleri de kesin.

Tekrar edeceğim: insan oy kullanmaya gidecek. Siyasal sorgulama yapmasa dahi şu gerçeği yaşayacak. Eline yanılmıyorsam beş pusula verilecek. Halbuki seçimleri ayrı ayrı yapsalar insan ne bekleyecek ne de sayım zaman yorgunluğuna düşecek. Ama hesap nedir tam bilinmez. Fakat kafaya birileri taktı. Ne kurumsal ne de birey umurlarında değil. Hele de dağıtımcılıkla yandaşçılığın bol yalanla da süslenmesinin, mutlaka kazandırma umutlarıyla dolmuş yolculuklarıyla Ankara-Lefkoşa yolunun da işleyeceği kesindir. Haydi hayırlısı.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Suriye ekseninin kıskacında, Türkiye ve İsrail gerilimi

Daha önceki Suriye yazımda, ülkenin iki tarafından girip orada...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist yeni dizaynda, Suriye gelişmeleri

Tekrar edelim: olayları tümüyle ele almadıkça, net gerçeğe ulaşmak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
924AboneAbone Ol

Son eklenenler

Vijay Prashad yazdı: Fidel Castro’nun bize kazandırdıkları

Ben Fidel Castro’yu ilk kez 1983 yılında, Hindistan’da düzenlenen...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD’de yükselen gözetim araçları kırıcılığı

ABD’de her sokağa yerleştirilmeye çalışılan gözetleme kameralarını bireysel ya...

Fehim Taştekin yazdı: Türkiye’nin üzerine alınmadığı düşmanlık!

İsrail’e düşman bir Suriye’de Türkiye’nin Şam’a karşı güçlere kalkan...

İsmail Duygulu yazdı: Akkuyu’dan Bugüne Bir Mücadelenin Hafızası

Türkiye’de Nükleer Karşıtı Hareketin İnsanları, Yolları, Kazanımları, Yenilgileri ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Suriye ekseninin kıskacında, Türkiye ve İsrail gerilimi

Daha önceki Suriye yazımda, ülkenin iki tarafından girip orada...

Ecehan Balta yazdı: Denizi kafeslemek: Kafes balıkçılığı balıkçılık değildir

18 Ağustos sabahı Rize’nin Pazar ilçesindeki Balıkçı Köyü’nde jandarma,...

Murat Çakır yazdı: Krizden çıkış – silahla mı?

Başta Almanya olmak üzere Avrupa otomotiv sektörü giderek derinleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Canlı yayın