yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman okursunuz, bilmem. Kıbrıs için tarihi önemde bir yakın tarihsel olay günüdür. Sadece adamız değil, uluslararası boyutta olup, tersinden hâlâ hak ettiği yankıyı bulamadı. Neydi olan: elli iki yıl önce Lefkoşa’nın güney kısmında, Amerikan elçiliği önünde protestolar yapıldı. Bir keskin nişancının ateş açmasıyla Amerika’nın Lefkoşa elçisi öldürüldü. Olay önemlidir. Hele de öldürülen Amerikan elçisi olunca, bildik tutumla, etrafın kaynatılması gerekiyordu. Ama öldürme sonrası bazı konuşmalar olsa da ne vuran ne de konu fazla uzatıldı. Hatta bana kalırsa, unutturulmak dahi istendi.

Öldürme ve hele Amerikan diplomatı olunca, Amerika’nın nasıl etrafı ayağa kaldırdığının örnekleri oldukça fazladır. Ambargo koymaktan tutun, şüphelenilen kesimleri katletme girişimlerine, en doğal karşılık verme yöntemiydi. Ama Kıbrıs’ta, hem de Lefkoşa’da Amerikan elçisi öldürülmesine rağmen, etraf kaynamadı. O günleri yaşadığım için, şu izlenimim de oldu: gerçekten hem öldürme olayına hem de takınılan geçiştirme tavrına ben şaşırmadım. Sadece bizim yine şanlı hamasetçilerimiz atıp tuttular, kendilerince dalga geçtiler. Hele BRT yorumlarında adeta dalga geçildi. Kliridis’e de durmadan göndermeler yapıldı. Olayın özü yerine, Rumlara karşı veriştirme söylemleri oldukça kaba denecek boyuta geldi. Hele de sesi uygun tiyatrocuların yorumlama şekli, epey ibretlikti.

Peki neden o gün bana gelişmeler sürpriz gelmedi: dahasını da şimdiden ekleyeceğim: neden hem de Amerikan elçisinin öldürülmesine rağmen, Amerika etrafı kaynatmadı, Kliridis’i açıkça tehdit edip bazı yeni uygulamalar yapmadı? Galiba en basiti, o günleri yaşayanlar açıkça yakalamıştı. Gerek yapılan askeri darbe girişimi, gerekse Türkiye’nin adaya çıkmasında ortaya saçılan bilgiler sonucu, konu sürpriz karşılanmadı. Çünkü sadece bir gün öncesi, bir açıklamayla Rumların Maraş’a dönebileceği denildi. Buna uyan bazı Rumlar da geri dönmeye yöneldi. Kimisi kayboldu, kimisi de esir alındı. O günlerde zaten harekâtın ikinci bölümü sonlanmıştı. Bazı yerlerin fazladan alındığı ve Attila Hattı’nın aşıldığı açıklamaları hemen oluyordu. Bu yerlerden biri de Maraş’tı. Rumlar kaçınca, asker girer. Ama o günden beri de Maraş kapalı bölge olarak isimlendirilip direkt Türkiye askeri kontrolüne bırakılıp, geri verileceği, sahiplerinin devrine ilişkin açıklamalar, kararlar alındı. Ama hepimizin net bildiği olay yaşatıldı. Ne Türkiye adadan çekildi, ne de Maraş sahiplerine verildi.

Başka önemli bir durum da şu: Türkiye Kıbrıs’a ilk çıkarmayı yaparken, dünyada genelde destek verildi. Hatta Amerika önce Yunanistan’ı destekleyip ileriye iterken, “çıkarma olmayacağı” denilirken, çıkarma başlayınca da olayın “sadece Türkiye’nin bir köprü başı” tutacağı belirtilmişti. Ama Kissinger esas plan bilinmesine rağmen, yine de böylesi ara idare etme laflarına da inanılır hâle sokuşturuldu.

Sonradan başlayan Cenevre görüşmelerinde Türkiye ve bizimkiler -ki resmen Türkiye’dir- masaya iki plan koyarlar. Yeni Kliridis’in başa getirilmesi, cunta sonrası Yunanistan hükümetinin ise daha koltuğuna ısınamama gibi dezavantajları olunca, İngiltere desteğiyle de birkaç gün düşünme ve inceleme izni istendi. Sık sık Menduh Ener hocanın çıktığı programlarda belgesiyle okuduğu; Kissinger’in, Güneş’e “ne bekliyorsunuz” demesi, Turan Güneş’in de Ecevit’e telefon açıp “Ayşe’yi tatile çıkarmasını” söylemesiyle ikinci harekât başlatıldı.

Kıbrıs olayında iki ayrı durum var. Yunanistan darbesi biliniyor ve kimine göre de göz yumulurken, belgeler bunun teşvik edilecek dereceye gelindiğini anlatıyor. Özellikle de Makarios’un bazı tutumları ve Küba paranoyası nedeniyle. Üstelik Amerikan Beyaz Sarayı’nda kriz vardı. Nixon gidiciydi. İpler Kissinger ve CIA’nın eline kalmıştı.

Bu konuda daha önceki makalelerimde epey belgesel bilgi ile yorum zaten yazdım.

Darbenin olması ve peşinden Amerikan elçisiyle görüşme sonrası İngiltere’ye giden Ecevit’in müdahaleyi birlikte yapma önerisine İngiltere katılmayarak, ama onay vererek 20 Temmuz çıkarması oldu. Dünya, Kıbrıs’taki olanlar nedeniyle, yaratılan garantörlük siyasal zemininde Türkiye’nin müdahalesini destekledi. Başta olmayacak denilen ama sonra olan girişim, Kıbrıs’ta köprü başı tutma şekliyle de isimlendirildi. Sovyetler dahi onay verdi. Oysa Sovyetler, 1964 döneminde hem Acheson Planı’na hem de adaya çıkarma yapma, asker gönderme girişimlerine sert tutum takınıp engellemede önemli rol almıştı.

Daha benzer birçok olay yaşandı. Birikimler, yenilgiler, kayıplar ve topraktan yoksunlaşmalar sonucu bir öfke oluştu. Bu birikim protestolarda Amerikan merkezli suçlamalar hep öne çıkarıldı. Örnekler verildi. Amerikan Lefkoşa elçisinin kendilerini nasıl kandırdığı anlatıldı. Bu öfke sonucunda, olaylar birbirini kovalarken, 18 Ağustos 1974 günü Lefkoşa’da Amerikan elçiliği önünde yapılan protestolar arasından keskin bir nişancının silahından çıkan kurşun, Amerikan elçisini öldürdü.

Aradan yıllar geçti. Şimdi açıkça Kıbrıs’ta Amerikan üssü dahi açılıyor. Kıbrıs gelişmelerinde hep Amerika’nın ne diyeceği, nasıl tutum alacağı merakıyla konuya yaklaşım oluyor. Ama, şu ufak adada Amerikan elçisi öldürüldü. Birçok ülkede benzer eylemlerde nelerin olduğu da malumumuzdur. Önemli sert tavırlar alındı. Ama Kıbrıs’ta Lefkoşa elçisinin öldürülmesine pek de sert tutum gösterilmedi.

Bu gelişme doğru okunmalıdır. Adanın gerçekleriyle bilinmek istenmeyen dosyaları birlikte mutlaka ele almanın önemi vardır. Ada tarihi, başka ülkelerde olmayan gerçeklerle doludur. Zaten, adanın bağımsızlığının ilan edilen tarihini kuzeyde pek bilen yok. Üstelik öteki ülkelerden farklı olarak, garantörlük kıskacıyla da kuşatılarak görecelileştirildi. Bunları yanlış söyleterek, öğreterek de resmi bir tarih yazdırıldı. En paradoksu şu: adanın toprak bütünlüğünü koruma yasallığına sokturulan garantörler, tam aksi rol aldılar. Yunanistan darbeyle enosis, Türkiye de garantör müdahale şekliyle kuzeyde kendi istediği rejimle ikiye böldürdü. İngiltere hepsine onay verdi. Bunlar yokmuşçasına da hâlâ “garantörler” lafının kurtarıcı gibi kullanılmaya devam edilmesi de tesadüf değildir.

Adanın bugününden sorumlu olanlar, yarınını da ipotek altına aldılar. İşte 18 Ağustos tarihi yaşanmasına rağmen ısrarla bilinmemesi davranışı, resmi bir tabu şeklinde kullanılmaya devam etmektedir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Canlı yayın