Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs’ta bazı talepler sonucu liseli öğrenciler sokağa çıktı”… Bırakalım liseli öğrencileri: sendikalar şu açıklamayı yaptı diyerek: “Okulda sınıflarda öğrenci kalabalığı, yetersiz öğretmen ve binaların da sorunlu olması nedeniyle bakanlığı uyarıyoruz. Dikkate alınmazsa da greve gideceğiz” deseler… nasıl karşılanırdı. Hemen medyada başta “takkeçi gazeteciler ve ana akım kalemşörler” sıraya geçer. Sendikalara veriştirir. Açık olanlar ortadayken de mikrofonu pişkin makamcıya uzatıp konuyu adeta yalanlarla tehditlerle boğarlar. Sonrası mı: şaheser takkeçi gazeteci başta olmak üzere, sendikacıları eğitimi katletme suçlamasına makineli tüfek gibi mermi yağdırırlar. Aileler ise bunu da bahane kullanıp çocuklarını paraya metalaştırma eğitimine gönderir. Özele açılım hızlanır. Düzeltme veya kamusal alanın korunup genişletilmesi yerine, kimisi saldırarak kimisi de kaçarak adeta koşullar kaymaklaştırılıp sermaye ve yönetimin teslimiyetine bırakılır.
Ne dedik: okullardaki durum… sınıflar gereğinden fazla kalabalık, yetersiz öğretmen ve okul binalarının giderek sorunlu olması… ama bu K. Kıbrıs’ta açıklansa, artık kamuoyu başka tutumla karşılar. Ama sözü geçen ülke Fransa. Bu yıl eğitim yılı sokak gösterileri ve barikatlarla başladı. Liseli öğrenciler hem de yoksul semtlerde başlanan direnişle sokağa taştı. Talep net: ama sermaye medyasına bakarsanız belirsiz diyorlar. İlk kandırma hikâyesinin de girişi yapılır.
Liseli öğrenciler uyarı yapar. Aynı anda çıkan yeni mali yıl planında da kamusal kısıntı ile eğitime ayrılan pay azalacağı haberi de benzin döker gibi gelir. Liselilerde önce yoksul mahallelerden başlayan öfke, sokağa taşar. Barikatlar kurulur. Fransa böylesi gelişmeleri hep yaşadı. Ne zaman sermaye eksenli eğitime dokunma olunca, kamusal eksende daralma hamleleri başlayınca, ilk tepkileri direkt öğrenciler verir. Devamında da sokağa çıkarlar. Bu sonbahar da 17 Eylül ile liselerde eylemler başladı. Sokak gösterileri genişledi. Sonuçta buna üniversitelerden de destek geliyor. Sendikalar ise emek ekseninden destekleme çağrıları yayınlandı.
Fransa öğrenci eylemlerinden hep ürkekli durmaya çalıştı. Şiddet kullansa da talepleri dikkate almak zorunda kaldığı nice gelişme var. Hele de eğitimden kesinti veya özelleştirme girişimlerinde sert öğrenci protestolarla karşılaştığı epey konu vardır.
Elbet politik eksendeki yansıma aynı benzerliklerle dolu. Fransız başbakanı başta olmak üzere suçu solda yükselen Boyun Eğmeyen Fransa hareketi liderine kesmeye uğraştı. Halbuki konuda öğrencilerin talepleri net. Ama resmi medya yorumlarında “belirsiz” sözcüğüne sarılıyorlar. Tabii önümüzdeki yıl başkanlık seçimi var. Faşist Ulusal Cephe önde. Fakat yükselen sol da var. Fransız sağı bunu imaj oyunu ile “aşırı sol veya radikal kesim” diye öcüleştirmeye uğraşıyor. Ama talepler net. Hele de eğitim kalemindeki kesintiyle de nedenler daha da berraklaşıyor. Tabii Fransız sağı bir şunu kullanıyor: taşınan bazı Filistin ve Cezayir bayraklarıyla olayı küçümseme, damgalama fetişizme başvurmaktadır. Bir anlamda öğrenci elindeki Filistin bayrağını da düşmanca müdahale ile İsrail işbirlikçilik kuralına sarılınıyor.
Olaylar eğitim alanında gelişirken, sokakta öfke artıp okulların önünde barikatlar kurulurken, polis biber gazı kullanıp iki bine yakın kişiyi tutukluyordu. Ama seçim hesabı da araya sıkıştırılıyor. Özellikle merkez ve sağın artık seçenek olmaktan çıkması sonucu şu karşı yorum geliştirildi: “Seçimlerde ikinci tura kalınırsa, Boyun Eğmeyen Fransa kazanamaz. Ulusal Cephe kazanır. Bu yüzden ikinci tura merkezden bir adayın kalması gerekir. Bu gelişmeler ise Boyun Eğmeyen Fransa’nın ikinci tura kalmasının da sancılarını göstermesi bakımından önemlidir.” Bir öğrenci sorunu, eğitimle alakalı politik eleştirileri ansızın seçimle bütünleştirip adeta Macron tipi sağa oy alınma silahı olarak da sermaye kesimi kullanmaya çalışmaktadır.
Günlerdir Fransa’da sokaklar ısınıyor. Havalar sıcaktan ılımanlaşmaya kayarken, politika sokakta ısınıyor. Liseli öğrenciler öğretmen istiyor, sınıfların yenilenerek daha az sayıda öğrenci olması istenci var… tabii bunlar yetmezmiş gibi de eğitime ayrılan kalem azaltılıyor. O kaynak nereye mi verilecek: silaha, başka ülkelerde de işgalci yapılmanın siyasetini finanse edecektir. İşte Fransa’da bir anlamda siyasal krizle politik seçkinin tepkisi liseli öğrencilerin sokağa çıkması, barikatlar kurmasıyla karşılık aldı.
Nedense, dünya medyası önemli olaylar da yaşanmasına karşın Fransız eylemlerine fazla yer vermiyor. Hele de olayları veren önemli medya da vurup kırma veya yakılan kapıların resmini verip konuyu saptırmaya uğraşıyorlar. Bu da siyasal gelişmede kendine tarafsız diyen ana akım medyaya çok önemli roller de biçilmenin resmidir.
Kısaca, Fransa bu yıl da eğitim sürecinde okulların açılmasıyla, öğrenciler sokakta. Çoğu yerde olan benzer talepleri sürüyorlar. Ama Fransa’da tepkileri bizzat öğrenciler yapıyor. Olayı direkt yaşayanlar sokakta. Gençliğin dinamik pimini çekince de ısınma nasıl dönüşecek bazen çelişkili halde gelişir. Bakalım bu sonbahar eylemleri, yine Fransa’da kamusal alan olan eğitimde ne gibi sonuçlar yaratacaktır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




