yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce ekranlardan yerel basını izlemeye başladım. Bir açılış vardı. Bizim makamcılar sıralandı. Sıralandı da dolmuşla herhalde sorun çıkıp gelemeyen Cevdet Bey’in eksikliği hemen sırıtıyordu. Elbet K. Kıbrıs medyası bunu hiç anlatma niyetinde değil. Dokunursa yanacağı miskin korkusu artık normalin de ötesine gelindiğinin işaretlerinden biriydi.

Garip ve normalleşme gerçekli bir açılıştı. Öncelikle her açılışta gelen Cevdet Bey yoktu. Belli ki şaka bir yana ülkesinde önemli durumlar yaşanıyordu. Fakat, bizim koltukçular ve elçi sıktıkça sıktılar. On yıl önce yanan veya yakılan “bu sorulara dahi yanıt yok” laboratuvar hem de on yıl sonra ancak tamamlandıydı. Bundan gecikme özrü veya yanmanın nedeni de açıklanma yerine, başarı hikâyesine konuldu. Tabii hikâye yerine de masal gibi geliyordu. Gerçekten, yanmadan sonra durmadan sorular dolaşıma sokulan laboratuvar yangını artık akılda dahi kalmadı. Sadece şovu vardı. Elbet en düşük oyu almasına rağmen müdahale ile baş koltuğa oturan da fırsatı kullanıp atıp tuttu. Tüm fatura başarısını yazmadan kendine ilan kıldı. Tabii unuttu, geç kaldı denilen dönemde bizzat sağlık makamında kendisi de yer aldı. Jet hızıyla ve Adapas falanıyla da adı ünlendiydi. Ama gerçekten Cevdet Bey’in eksikliği hissedildi.

Ama bugün bir Ekim. Güneyde Ağustos’un on altısındaki ilan edilen cumhuriyet kutlamaları var. Peki peki ya Türkiye: biriken sorunları gece yarısına dek tartışmalarla izledim. İnternetten bolca makale de okudum. Ama sabah kalkınca da meclis açılışı ile bazı yeni bilgiler duyma durumuna da hazırdım. Ancak, orası Türkiye… Hele de olanları K. Kıbrıs medyasından izlemek istersen, nafile. Ama öteki dünya medyalarında izlemek kolay. Örnek mi: Mersin Belediye Başkanı da tüm çabasına rağmen kendini kurtaramadı. Gözaltına alındığı haberi ilk sıralarda yerini aldı. Başka bir örnek mi: benim de izlediğim T24 sitesine erişim engeli konuldu. Öyle bir engel ki konusundan uygulama şekline, ileride okutulunca akla neler gelecek neler… Öyle ki siteye erişim engeli konulan karar site kesimine gönderilmeden, başka yerlerde ufak bir paragrafla yayınlandı. Tabii ikindin yapılması nedeniyle de neden engel konulduğu anlaşılamazken, ana akım medya propagandasına çoktan başladıydı…

Yetmedi: biriken gelişmelere birden yeni bir Mansur Yavaş hikâyesi fıkra gibi küçültürerek eklendi. İzmir’in Belediye Başkanı Erdoğan’la görüştü. İstanbul’da bir belediye başkanının daha AKP’ye geçeceği tahminleri adeta beklenti normalliğine dek gelindiği bilgileri vardı.

Ama Türkiye’de meclis yeni dönemine başlıyor. Bazıları şu merakta: Mekke anlaşması meclise gelecek mi? Oysa daha içeriği bilinmeden, mecliste onaylanıp kabul edilmeden, çoktan Fidan diplomasisinde Yemen’e karşı Suudi yanındaki tutumlar konuşulmaya başlandıydı. Tabii TC yasalarına bakarsan, yapılan anlaşmaların, ittifakların meclisten onaylandıktan sonra geçerliliği oluyor. Tabii şimdi bunun sırası mı diyeceksiniz. Hele muhalif Kürtlerin de ısrarla Öcalan aşkıyla beklentileri de varken…

Bunlar bir anda sabahın seherindeki ilk izlenim yapacak haber akışlarından birkaçı. Tabii ki vurgun asrın skandalı bilgileri hızla yeni tutuklamalarla da artıyor. Dikkatten kaçınmayacak derecede, ilgili kesimin tüm itinalarına rağmen hep iktidar partisinin merkezi çevresinden. Dahası, öyle bir uygulama ki demeğin gitsin. Her skandalda salt birey değil. Ailesel ve çevresel üst olma bürokrat ve yönetici gerçekleriyle hanedan tipi paylaşımın bir aynası gibidir. Hele de sayılan miktarlar da kısa yoldan zengin ile daha önceleri de bilinip de engel olmama kuralları arasında eriyip buharlaşıyor. Dileyen her Türkiye medyasında bu konuda hem de astronomik rakamlarla, yurt dışına çıkarma örneklerini okuyabilir.

Fon skandalı ölesi bir kültürel gerçeği de yansıtıyor ki gözden kaçmaması şart. Örneğin eski bir bakanın milyarlarca vurgunu artık resmen güncel eksene takılıp devam ediyor. O da istifa ediyor. Fakat bildik istifa şekli değil. İstifası kendi isteği ile değil veya yaptığından dolayı halktan özür dileme amaçlı olmuyordu. Resmen affını isteyip cumhurbaşkanından talep etme şeklinde oldu. İstifa ederken dahi bize Türkiye’nin nerelere geldiğini de kanıtlıyordu.

Elbet bu vurgun içinde Kıbrıslıların da mağdur olduğu tahmini gayet yüksek. Hatta olay çıkmadan önce Türkiye borsalarında oynayıp kısa yoldan para kazanma girişimleri bolca vardı. Birilerine dikkat deyince “birkaç ayda yüzde yüz kazanırsak, cebimiz mi delinir” diyenler dahi oldu…

Bir başka konu daha var. K. Kıbrıs’ta Türkiye maçlarını izleyen, takımlarının taraftarı olan çok önemli sayıda insan var. Fakat, son skandal ile giderek hakemler camiasını da darmadağın eden gelişmeler de buradaki basınımızda yer almadı. Taraftarları da fazla konuşturmuyor. Halbuki her maç sonrası hakem kararları ve şike söylentileri ateşli şekilde burada da tartışılıp kavga dahi yapılması doğaldı.

Daha birçok skandal devam ediyor. Kıyaslar başlayınca da işler bir başka hale de geliyor. Ama asrın skandalı, hakemleri darmadağın eden gelişmeler ve nicesi peşinden iktidarın durmadan tutuklamalarla belediyelerden gazetecisine avlamanın da ötesindeki tutumlar. Artık normal hale geldi. Aynı normallik de K. Kıbrıs’taki teslimiyet kültürü sonucu bunların haber dahi yazılmamasıdır. Eklemeden de bitirmeyelim: Türkiye’de iktidar ekseni artık gerçekleri tüm çabasına rağmen durduramazken, muhalefet de kriz de yoğunlaştı. Ortak sosyal muhalefet dalgası kalmadı. Hatta son Mansur’dan Kemal’e de güvensizlik soruları da güncel tartışmalara kendini soktu. Kürtler mi: onlar şimdilik başka havada. O zaman da çalkalanarak krizler diyarı Türkiye yeni sorunlarla çalkalanmaya devam.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Özkan Yıkıcı yazdı: Seçim süreçlerindeki ekonomik kullanım

Gerek K. Kıbrıs gerek ise Türkiye seçim süreçlerine şöyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Haftanın ardından kısa ama önemli bir özetleme

Geçen haftaya bakınca, akılda direkt kalması gereken gelişmeler yaşandı....

Özkan Yıkıcı yazdı: Almanya’da sol, Irak’ta merkezileşme gelişmeleri

Geçen hafta sonu Almanya'da iki eyalette de seçimler gerçekleştirildi....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Seçim süreçlerindeki ekonomik kullanım

Gerek K. Kıbrıs gerek ise Türkiye seçim süreçlerine şöyle...

Zafer Yörük yazdı: Kurtlar sofrası

Bir MİT ajanının (Kaşif Kozinoğlu) 2011 yılında cezaevindeyken fenalaşarak...

Canlı yayın