Cumartesi yine Lefkoşa’dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa batıya doğru tercihim gerçekleşti. Akşama varınca da bir makale yazma düşüncem gelişti. Aklımda iki konu vardı. Birincisi Akel üzerine idi. Üstelik bu hafta Güneyde yapılan hayat pahalılığı gibi konulardaki protesto da yeni bir malzeme veriyordu. Özellikle Sovyetler bloğunun dağılması, ardından Hristofyas-Mehmedali dönemleri gibi gelişmelerle artık Akel’in koptuğu çizgi sonrası yeni bir arayış içinde olduğuna inanç getirdim. Zaten artık Sovyetler yok. CTP ise eski bildik CTP değildi. Akel bunların da etkisiyle, bir arayışa girdiği kesin. Ama Kuzeyde bu konuda eskisi gibi ortaklaşma değil ayrışma üzerinden tutumlar yaygındı. Anlamayan, son resmen Barış Konseyi toplantısı ve kimlerin katılmadığı sonucuna bakıp kolayca karar verir.
Bir de K. Kıbrıs seçim havası çalma niyetim vardı. Hırsızlık değil müzik kuramlı çalmadan söz etmekteyim. Özellikle hızlanan yurttaşlıklardan izinlere, şovlardan sessizleşip görmezden gelmelere dek, bir tablo sıralayacaktım. Ama makale öncesi şöylesine bir dünya gelişmelerine göz atma ihtiyacına düştüm. Bir konu bana kendi resmimizle de alakalı olduğuna da inanarak, makalemi o seçkiğe yönelttim.
Bosna Hersek’te seçimler yapılmaktadır. Hani canım: doksanların ilk bölümünde emperyalizmin Yugoslavya çöküş stratejisindeki en kanlı savaşları yaşayan şu Bosna… sonrası, amaç zuhur olunca, yine sistem bize benzeyen bir örneklemle, üst yetkilinin denetiminde kendince bir federal yapıyla yeni Bosna Hersek oluşturuldu. Bir anlamda: Yugoslavya özerk yapılı federal yapıdan parçalanıp değişik devletçiklere dönüşen, bunların biri de bu defa emperyalist model ile Bosna Hersek örneklemi vardı.
Bu devlet de başkanlık konseyinden parlamentolara değişik içerikli seçimler yapılmaktadır. Dahası: zamanında bolca gündem olan yaklaşık 31 yıl sonra nereye gelindiği sorgusuna ihtiyaç olan Bosna Hersek.
Bosna Hersek’te seçimler gerçekleşiyor. Belki de siz yazıyı okurken, eğer duyarlılık varsa ilk sonuçları da duyacaksınız. Şu meşhur Bosna… bir dönemlerin sosyalist adıyla gerçekleşen devrim, ardından bağımsız kalıp bloksuzların kurulmasında aktif rol alan Yugoslavya’nın o zamanki bir federal özerk bölgesi Bosna Hersek… doksanların başında bu örneğin son çivisini atmak için başta Amerika, Fransa, Almanya ve İngiltere’nin değişik yöntemlerle iç savaşlarla darmadağın ettikleri ülke. Öyle ki Yugoslavya ilk yıkılan Avrupa ülkesi gibiydi. Üstelik ülkede etnik milliyetçilikten tutun gerici din yobazlıkları hepsi kullanıldı. Sonuçta da kanlı bir tablolar dizisiyle de bu parçalanma gerçekleştirildi. Bu parçalanmadan da Bosna Hersek oluşturuldu. Eski federal özerk Bosna, birden bağımsız Bosna haline taşınır gibi oldu.
Ancak, öteki parçalardan bir farkı vardı. Üst bir yetkililer gerçeği vardır. Hatta bizim Kıbrıs garantörlüklerden daha fazla yetkileri olan alanları da vardır. Örneğin, ülkede diledikleri anda görevden alma yetkisi yasalaştırılıp uluslararası kritere sokuldu. Ülkede yasal engelleme, müdahale etme, görevden alma gibi direkt yönetimin elinde olan yetkilerin üstüne kılıç gibi konuldular. Fakat bu gerçeklik, pek söyletilmez. Sanki bağımsız bir Bosna Hersek algısı yaratıldı.
Onca yıl sonrası ise oluşturulan başkanlık konseyi ve iki federal özerk yapı hâlâ tam yerleşmedi. Örneğin her tarafın bir ayrılıkçı milliyetçi kesimi var. İkili Bosna Hersek’te, Sırp bölgesi genel ülkeden, Hırvatlar ise Bosna Hırvat yapısından daha fazla şimdilik özerklik istemeye devam ediyor. Ama belirttiğim nokta önemli: Bosna Hersek’in en üst noktasında bir yetkili gerçek var. Onlar diledikleri anda görevden alma, yasaların uygulanmasını kısıtlama gücü vardır. Aslında bu güç direkt Amerikan, İngiltere merkezli olduğu da kesin. Ona da uluslararası kılıf geçirilerek, denetimli bağımsız bir Bosna oluşturuldu. Altında da öne çıkarılan başkanlık konseyi yerleştirildi. Sırp, Hırvat ve Boşnak… bunlar sırayla başkanlık eder. Ama hâlâ tam ortak örgütsel kurumsallaşma oluşturmadıkları da kesin.
Fazla koşullara dalmadan seçim havasına gelelim. Üç bölgede de etnik taleplerle partiler var. Bir de ortak Bosna için Sosyaldemokrat Parti gerçeği var. Her seçim tartışmalarda içsel bildik klasik “yolsuzluk ve eşitsizlikler” oluyor. Ek olarak ikili yarılma, daha fazla yetki ile ortaklığın artırılma ikilemleri vardır. Ama net şekilde en başta daha bağımsızlık adına üst denetimli durumun kaldırılması fazla duyulmaz. Onun için, şimdilik pek olmasa da “birkaç defa hariç” bu dış direkt müdahaleli yetki fazla öne çıkmıyor. Ama inceleyince de bildik klasik bağımsızlık dahi anlaşma metinlerinde verilmediği de anlaşılır.
Seçimlerdeki eğilim özellikle şu çizgide konuşturulacak: etnik ayrışma ve daha fazla yakınlaşma. Ama şu eksik kalacak: özellikle AB ülkeye yaptığı sermaye yatırımlarla ekonomik denetimi istediği gibi yönlendirmektedir. Özellikle de Sırp federal yapıya koyduğu yasakla da ikili tercihle işlerde belki bu bölgenin de ayrışmasını da tetikleme zemini de seçenek olarak tutulmaktadır.
Kısaca: Bosna Hersek’te seçimler var. Doksanlar emperyalist Balkan politikasının ürününün günümüze gelme şekliyle yaşanmaktadır. Hem deneyim hem de sonuçlarıyla devamlı izlenmediği için de kolay algı tutsaklığına gelinir. Duyulduğu zaman sanki tam bağımsız ülke imajı var. Biraz dalınca da yetkilerin en üst organının ne olduğunu da anlayınca, elinizi yanağınıza koyup şöyle bir de düşünmeden edemezsiniz. Dikkat edin: Bosna deneyimi, özellikle siyasal oluşum, zaman zaman Kıbrıs’a da sunulur. Tartışılır haldedir. Fakat, bizde daha net şekilde “garantörlü bağımsızlık” çoktan kabullendi. Ortak olgu iç dinamikler kullandırılarak dış müdahalelerle şekillenmelerin örnekleri olmamızdır. Onun için emperyalist federal deneyimler için Bosna Hersek önemlidir. Seçimler ise üst organın izni noktasını aşamayacağı yasallığı hâlâ kılıç gibi sallanmaktadır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




