Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli ki net şekilde Amerika’dan İsrail’e sistemin kolektif Batı bloku, sol yönetimleri kaybettirmek için elinden geleni yapıyorlardı. Nitekim örneğin Maduro evinden haydutça kaçırıldı. Kolombiya seçimlerine Petro’nun iddiasına göre, dijital müdahaleleri İsrail yazılımla yapıp on bin civarında oyla faşist adaya verildi. Peru seçimleri ise dıştan gelen oyla bayan Fuşumari’ye geçti. Bir anlamda Trump, Latin Amerika kalkanında her türlü yöntemle solu hükümetlerden dıştalamaya uğraştı. Belli ki Brezilya sonrası Küba’ya da askerî seçenek olarak girişme hesabı var.
Sonbahara gelirken, önemli seçimlerden biri Brezilya’da gerçekleşecek. Dört Ekim’de ilk tur yapılacak. Yüzde 50 oy aşılmaz ise ikinci tur gerçekleşecek. Rakipler malum: merkez pembe sosyalist aday Lula ile açık faşist aday Trump destekli oğul Bolsonaro. Amerika açıkça Lula’nın kaybetmesi için uğraşıyor. Birçok hile şimdiden konuşuluyor. Eğer Brezilya da faşist dalgaya takılırsa, Latin Amerika faşist kalkanı yerleşecek koşula gelecektir. Oysa Lula sosyalist bir program uygulamadı. Kapitalist yapıda sosyal düzeltme kurumsallaşmasına girişti. Özellikle tek tip dış politika yerine, çok yönlü seçenekli siyaset gerçekleştirdi. Bunun da açık şekli Çin ile olan ekonomik ilişkilerdir. Çin’le yapılan ihracatla oluşan kazancın bir kısmını da sosyal politikalarda kullandı. Başta yoksullukla mücadele edip sınıfsal uçurumu daralttı. Ama Amerika memnun değildi. Hem Çin’i dıştalamak hem de Brezilya’yı sömürgeleştirme adına Lula’nın kaybedip Bolsonaro’nun kazanması için her türlü kuralı çiğneyen tutumu dahi yapıyor. Hele de Brezilya’nın Çin gibi ülkelerle oluşturdukları bazı birliklerden epey sıkıntı duyulması da işin cabasıdır.
Brezilya seçimleri, gerçekten önemli. Sonucu epey sarsıntı da yaratmaya aday. Hele de oğul Bolsonaro kazanırsa, ülke yine Amerikan kıskacına girecek. Kamusal alanlar yağmalanıp uluslararası sermayeye peşkeş çekilecek. Faşist yapıyla birçok kesime yine yasaklar uygulanacaktır. Bir anlamda Amerika’nın arka bahçesinin merkezi gücü olacak. Tabii ki Küba gibi konularda da Amerika’nın kartını daha bir acımasız kullanım fırsatı da verilecektir. Lula’nın en basit sözüyle “arka bahçesi değiliz” lafı geri tersdüz edilecektir. Bu da Latin Amerika’yı muz olarak kalkan politikasının merkezi boyutuna taşıyacaktır.
Çin’in ise Latin Amerika hamlelerini engelleme şansı oluşacaktır. Ama halk şunu kaybedecek, sosyal yardımlardan kamusal alanlara birçok konuda metalaştırılıp kâr endeksine konulacaktır. Onun için Brezilya seçimi önemli. Hele de Evangelistlerin güçlenmesi ile gericiliğin tırmanıp faşizmle bütünleşmesi sonucu Latin Amerika genelinde yeni faşist dalganın da fırtınası esecektir.
Lula sosyalist program uygulamıyor. Sadece sosyal bazı ayarlar yapıp, tek eksenli Amerikan bağımlısı değildi. Başına ne geldiyse de bundandı. Daha önceleri naylon faturayla hapse atılıp da Bolsonaro’ya seçim kazandırıldıydı. Tekrardan oyun ortaya çıkınca Lula aday olup kazanır. Bolsonaro darbe yapmaya girişti. Başarısız olunca da hapse atıldı. Yerine oğul Bolsonaro piyasaya sürüldü. Açık açık uluslararası sermaye sömürgecilikle otoriter faşist baskılanmayı savunuyor. Kadın haklarından öteki topraksız köylülere dek tutum alacağını açıklıyor. Gerici faşist rejimle yöneteceğini belirtiyor. Trump da açık destekle her türlü yardımı yapıyor. Bu nedenle Brezilya seçimi yılın önemli seçimlerinden belki de birincisidir.
Ülke gerçekleri ve konum, sonuçların mutlaka önemli sarsıntı yaratmaya adaydır. Elbet Lula’nın eleştirilecek çok yönleri var. Ama kurulan ittifaklar ile bölgesel siyasal denklemlerle de dikkat edilmelidir. İstenen sol yok. Ama faşizme karşı da olan bir ülke. Hele de Filistin konusu veya bölgeye Amerikan müdahalelerindeki tutumu önemlidir. Kaybedilmesi halinde de yeni güçlü bir faşist devlet daha Amerikan terkisine katılacaktır. Bu yüzden seçimler önemli. Sonuçları ise sarsıntıdan depreme dönüşecek gelişmelerin de habercisidir.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




