iktibasMurat ÇakırMurat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper seçim yılı” sona erecek. Saksonya-Anhalt, Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin’de yapılacak olan seçimler, bir taraftan ırkçı-faşist AfD partisinin güçlenmesi diğer taraftan da reformist solun bu gelişmeye vereceği yanıt hakkında bilgi verecek. Anketler, federal düzeyde birinci parti haline gelen ırkçı-faşist AfD’nin bilhassa Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern’de olağanüstü seçim başarısı elde edeceğine, hatta Saksonya-Anhalt’ta eyalet hükümetine ortak olabileceğine işaret ediyor. Sol Parti ise sadece Berlin’de seçimleri önde bitirecek gibi görünüyor.

Irkçı-faşist AfD’nin anketlerde öngörülen oy oranları, örneğin Saksonya-Anhalt eyaletinde yüzde 43 ile birinci parti olma ihtimali, Almanya çapında “AfD hükümeti nasıl engellenir” tartışmalarına yol açtı. Irkçı-faşist partiye karşı başından itibaren hiçbir işlevi olmayan ve şimdi de resmen “AfD’ye karşı yangın duvarının” iflas ettiği açıklandıktan sonra Sol Parti içinde “AfD hükümetini engellemek için CDU hükümetini destekleyelim” söylemleri yükseltilmeye başlandı. Görüldüğü kadarıyla yüzde 13 oy alacağı tahmin edilen Sol Parti Saksonya-Anhalt’ta hükümete katılmadan bir CDU-SPD eyalet hükümetinin kurulmasına yardımcı olacak. Yapılan açıklamalar Sol Parti yönetiminin eyalet örgütünün alacağı kararı onaylayacağına işaret ediyor.

Ancak ırkçı-faşist AfD partisinin yükselişinin bu şekilde engellenmesi hayli şüpheli. Kaldı ki bu yükselişin sosyal ve ekonomik nedenlerinin asıl sorumluları şimdiye kadarki burjuva hükümetleridir. Burjuva partileri ile ırkçı-faşist AfD arasındaki fark, faşistler ırkçı söylemin söylenebilirliğinin sınırlarını genişletirken, sosyal demokratlar ve yeşiller dahil, tüm burjuva partilerinin toplumsal ve iktisadi sorunlara yol açan siyaset ile göçmen ve mülteci düşmanı uygulamaların yapılabilirliğinin sınırlarını genişletmeleri ve böylelikle ırkçı-faşist yaklaşımların toplumda yaygınlaşmalarını sağlamalarıdır.

Programında en azından kapitalist ilişkileri aşma hedefini yazan Sol Parti’nin burjuva partileriyle birlikte verili sistemi ırkçı-faşist AfD’ye karşı korumaya çalışıyor olması, absürt olmakla birlikte, reformizmin sefaletini bir kez daha kanıtlamaktadır. Halbuki Sol Parti Berlin eyalet örgütünün seçim kampanyası tam tersi yapıldığında – burjuva demokrasisi açısından – başarılı olunabileceğini göstermektedir.

Devrimci yaklaşımlar açısından Sol Parti’nin Berlin eyalet örgütünü ve ilk sıra adayı Elif Eralp’i eleştireceğimiz şüphesiz çok nokta var. Ama en azından kent halkının ve çalışan sınıfların en önemli güncel sorunu olan konut sorunu için gerçekçi çözümler sunmaları, devrimcilerin de destekleyeceği bir çizgidir. Kiraların yüksekliğinin yasa ile sınırlandırılması, kamuya ait sosyal konut inşasına öncelik verilip genişletilmesi, konutlardan tahliyelerin durdurulması ve emlak tekellerinin kamulaştırılması elbette yoksul kesimlerin ve çalışan sınıfların çıkarınadır. Eyalet parlamentosunda burjuva partileriyle iş birliği yapmamaya çalışan Berlin Sol Parti örgütü, seçim kampanyasını ırkçı-faşist AfD’nin faydalandığı koşullara karşı yürüterek, bizce doğru bir iş yapıyor. Eyalet hükümetinin başına geçmesi durumunda verdiği vaatlerin ne kadarını gerçekleştirebileceği ise, verilmesi gereken toplumsal mücadeleler ile belirlenecektir.

Rafa kaldırılmış burjuva demokrasisi ve işlevsizleştirilmiş parlamentarizm koşullarında Alman toplumsal ve siyasal solunun, bir tarafta çalışan sınıfların çıkarına çözümler talep etmesi, ama diğer taraftan burjuva partileriyle kapitalizmi savunması inandırıcı bir politika olamaz. Zaten savaş hazırlıkları ve militarist dönüşüm konusunda net ve tutarlı bir muhalif çizgi izlemekten aciz olan Alman reformizminin baygın ve bu nedenle çaresiz kalan antifaşizmi ne ırkçı-faşist AfD partisinin yükselişini önlemeye ne de yoksul kesimler ve çalışan sınıflar lehine sosyal politikaların gerçekleştirilmesine gücü yetecektir. Devlet bütçelerinden pay alan, yani emperyalizmin nimetlerinden faydalanan, ama Alman emperyalizmini adıyla sanıyla anamayan, militarizme ve yayılmacılığa karşı çıkamayan bir “sol”, Rosa Luxemburg’un 1914’te SPD’ye atfen söylediği gibi, “kokuşmuş bir cesetten ibaret” bir yapı olmaktan kurtulamayacaktır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Murat Çakır yazdı: Krizden çıkış – silahla mı?

Başta Almanya olmak üzere Avrupa otomotiv sektörü giderek derinleşen...

Murat Çakır yazdı: Kazanamayacağın savaşa kalkışırsan…

Liseye gitmek için 1975’te Almanya’dan Türkiye’ye geldiğimde, hemen Akaretler’deki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Canlı yayın