iktibasMurat ÇakırMurat Çakır yazdı: Kazanamayacağın savaşa kalkışırsan…

Murat Çakır yazdı: Kazanamayacağın savaşa kalkışırsan…

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Liseye gitmek için 1975’te Almanya’dan Türkiye’ye geldiğimde, hemen Akaretler’deki Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün boks takımına yazılmıştım. Şanslıydık, çünkü takımın antrenörlüğünü, 2026 Nisanı’nda vefat eden efsanevi milli antrenör Yurdakul Gülören yapıyordu. Yurdakul hoca biz genç boksörlere, benim hayat boyu unutmayacağım dersler verirdi. Bir keresinde, “boksör sorumlu sporcudur, sokakta kavgaya girişmez. Hele kazanamayacağı bir kavgaya hiç kalkışmaz” demişti. Nur içinde yatsın…

Avrupalı emperyalistlerin kalkıştıkları çok cepheli iktisat savaşları bana işte Yurdakul hocanın bu sözlerini anımsattı. “Uyurgezer” siyasetçilerin yönettiği Avrupa Birliği halihazırda aynı anda üç cephede iktisat savaşı yürütüyor: En önemlisi, 2030 sonrasında sıcak savaşa dönüşme potansiyeli olan Rusya’ya yönelik iktisat savaşıdır. “Rusya’yı dize getirmek” isteyen Avrupa enerji ve hammadde tedariki konusunda bu savaşı çoktan kaybetti denilebilir. Enerji fiyatlarındaki artışın nelere yol açtığı, örneğin Almanya’nın doğal gaz tedarikinin yüzde 96’sını pahalı ABD likit gazından karşılamak zorunda kaldığı biliniyor.

İktisat alanındaki ikinci savaş, yavaşça alevleniyor olsa da vasalları haline geldikleri ABD’ye karşı yürütülüyor. Trump yönetiminin gümrük politikaları, ama özellikle silahlanma harcamalarını GSMH’nın yüzde beşine çıkarma dayatması, zaten sanayisizleşme sorunuyla boğuşan Avrupa’yı zora sokuyor. Kaldı ki iktisat ve dış politikada tek sesle konuşamayan bir Avrupa söz konusu. Avrupa’nın, manivela gücünü elinde tutan ABD’ye karşı yürüteceği savaşı kazanması pek olası gözükmüyor.

Bir de Çin Halk Cumhuriyeti’ne yönelik ve alttan alta ısıtılan iktisat savaşı var, ki bu savaş Avrupa’nın belini nihai olarak kırabilecek potansiyel taşıyor. Fransa ÇHC’ne karşı ivedilikle yüksek gümrük vergileri ve ithalat kotaları gibi sert önlemler alınmasını talep ederken, özellikle Almanya temkinli bir tutum sergiliyor. Almanya’nın bu tutumunun ardında Alman tekellerinin ÇHC’nde gerçekleştirdikleri devasa yatırımların korunması olduğu kadar, ÇHC’nin Avrupalıların yaptırımlarına karşı alacağı önlemlerin Almanya ekonomisine vereceği zarardan duyulan kaygı duruyor. Buna rağmen 18 – 19 Haziran 2026’da gerçekleştirilen Brüksel zirvesinde, Fransa’nın dayatması ve Şansölye Merz’in katkılarıyla ÇHC’ne karşı sert önlemler alınacağı tehdidi savruldu. Hatta Merz ÇHC para biriminin devalüe edilmesini istedi.

Ancak bu tehditlerin pek işe yaramayacağını söyleyenlerin sayısı da az değil. Örneğin Financial Times gazetesi haziran ortasında çeşitli uzmanların ÇHC ile yaşanabilecek ticaret savaşına ilişkin bir masaüstü simülasyonu hazırladıklarını ve savaşın kızışması sonucunda kaybeden tarafın Avrupa olacağını tespit ettiklerini bildiriyordu. ÇHC’nin nadir toprak elementlerine ve Avrupa ilaç sanayisi için vazgeçilmez olan hammaddelere ambargo uygulamasının Avrupa ekonomilerini ne denli zora sokacağı iyi biliniyor.

Zaten şimdiden bu rekabet kavgasının olumsuz etkileri görülmeye başlandı. Örneğin Almanya’da başta otomotiv sektörü olmak üzere, farklı sanayi branşlarında yüz binlerce işçinin işten atılması söz konusu. Volkswagen tekeli en az dört fabrikasını kapatmak istediğini açıklarken, Handelsblatt gazetesi hafta başındaki sayısında sadece 2025’te Alman sanayinde 127 bin işçinin işten atıldığını bildiriyordu.

Yani uzun lafın kısası, Avrupalı emperyalist güçler, özellikle Alman tekelci burjuvazisi, kazanamayacakları savaşlara kalkışmış durumdalar. Güncel ekonomik, mali ve toplumsal krizler bunun bir göstergesi. Avrupa’nın dünya ekonomisindeki konumunun sallantıda olduğunu gören sermaye kesimleri, savaşların faturasını Avrupa halklarına ve çalışan sınıflara çıkarmaya kararlılar – ne zamana kadar, o belli değil.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Murat Çakır yazdı: Krizden çıkış – silahla mı?

Başta Almanya olmak üzere Avrupa otomotiv sektörü giderek derinleşen...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
951AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: İki önemli gelişme üzerinden

Salı günü, Türkiye yerel seçimler üzerinden genel politik uygulama...

Şener Elcil yazdı: Filler ve Çimenler

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü dünya siyasetinde yaşananları özetler...

Volkan Yaraşır yazdı: Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

Modern kapitalizmin yarattığı yıkıcılığa  ve reel sosyalizmin özgürlüğü yok...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya’da aşırı sağ neden ve nasıl kazandı?

Almanya’nın 2,1 milyon nüfusu ve 1,7 milyon seçmeni olan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Avrupa’da yükselen faşizm gerçek

Önceki yazımda benim de işlediğim konuydu. Almanya Anhalt eyaletinde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eyalet seçiminde faşist parti oy patlaması yaptı

Son günlerde iyice merak edilen, bazı çevrelerde endişeyle yaklaşılan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nedenini bilince, normalleşince de kızamıyorum!

Girne'de batan gemi sonrası oluşan ortam hâlâ azalarak olsa...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: MİT ve Türg Dış Politikası

Milli İstikbarat Teşkilatı (MİT), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2020...

Canlı yayın