iktibasMetin YeğinMetin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu anlatır. Bir işletmenin başarısı, ne kadar çok insanın hayatını iyileştirdiğiyle değil, ne kadar çok para kazandığıyla ölçülür. İspanya’daki “Sosyal Ekonomi” deneyimleri ise başka türlü bir ekonominin yalnızca mümkün değil, hayatın içinde zaten var olduğunu gösteriyor.

Sosyal ekonomi; kooperatifleri, dernekleri, vakıfları, karşılıklı yardımlaşma kuruluşlarını ve sosyal işletmeleri kapsıyor. Bunların öncelikli amacı “maksimum kâr” değil; toplumsal ihtiyaçları karşılamak, istihdam yaratmak, küçük üreticileri ve tüketicileri korumak, insanların ekonomik karar süreçlerine doğrudan katılmasını sağlamak. Yani ekonomi, yalnızca sermaye sahiplerinin değil, o ekonominin içinde yaşayan ve çalışan insanların meselesi haline geliyor.

Kapitalist bir şirkette kararları, en fazla sermayeye sahip olanlar verir. Sosyal ekonomi kuruluşlarında ise esas olan demokratik ve katılımcı yönetimdir. Üyeler karar süreçlerine katılır; elde edilen gelir de yalnızca birilerinin cebine gitmek yerine işletmenin devamlılığı, üyelerin ihtiyaçları ve toplumsal yarar için kullanılır. Dayanışma, eşitlik, katılım ve sürdürülebilirlik burada süslü bir şirket raporunun başlıkları değil, ekonomik faaliyetin kendisidir.

İspanya’da sosyal ekonominin kökleri 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanıyor. Sanayi Devrimi’nin fabrikalara doldurduğu, yoksullaştırdığı ve güvencesiz bıraktığı insanlar; kooperatifler, işçi dernekleri ve karşılıklı yardımlaşma cemiyetleri kurarak kendi çözümlerini üretmeye başladılar. Çünkü devletin ve piyasanın çözmediği sorunları, insanlar dayanışma içinde çözmek zorundaydı.

Bu örgütlenmeler 20. yüzyılın başlarında, işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla giderek yaygınlaştı. Ardından Franco diktatörlüğü geldi. Her toplumsal örgütlenme gibi kooperatifler ve işçi dayanışma kuruluşları da büyük bir yara aldı. Buna rağmen tamamen ortadan kaldırılamadılar; 1940’lardan itibaren sınırlı biçimlerde yeniden hareketlenmeye başladılar. Fakat sosyal ekonominin gerçek anlamda yeniden ortaya çıkabilmesi, Franco’nun ölümünden ve demokrasinin yeniden kurulmasından sonra mümkün oldu.

Çünkü demokrasi yalnızca birkaç yılda bir sandığa gitmek değildir. İnsanların çalıştıkları yerde, yaşadıkları mahallede ve ürettikleri ekonomi içinde söz sahibi olabilmesidir. İspanya’da demokrasinin yeniden kurulmasıyla sosyal ekonomi kuruluşlarının büyümesi arasındaki ilişki bu yüzden tesadüf değildir.

2011 yılında çıkarılan “Sosyal Ekonomi Yasası” ise bu dağınık deneyimleri ortak bir çerçeve içinde tanımladı. Kooperatiflerin, derneklerin, vakıfların ve sosyal işletmelerin tanınması ve desteklenmesi yasal güvenceye kavuştu. Böylece sosyal ekonomi, piyasanın kenarında kalmış birkaç iyi niyetli girişim olmaktan çıkarak İspanya’nın ekonomik yapısının resmen tanınan bir parçası haline geldi.

Bugün İspanya’da sosyal ekonomi milyonlarca insanı istihdam ediyor. Yalnızca iki yıl içinde 3 bin 100 yeni iş alanı yaratmış olması bile bu alanın “küçük ve romantik bir alternatif” olmadığını gösteriyor. Üstelik sosyal ekonomi kuruluşları kriz dönemlerinde, birçok kapitalist şirketten daha dayanıklı olduklarını da kanıtlıyor. Çünkü onların ilk refleksi fabrikayı kapatmak, işçileri işten çıkarmak ve sermayeyi başka yere taşımak değil; üretimi, işi ve dayanışmayı nasıl sürdürebileceklerini birlikte düşünmek oluyor.

İşsizliğin azaltılmasından toplumsal dışlanmayla mücadeleye, yerel kalkınmadan ekolojik sürdürülebilirliğe kadar birçok alanda aktif rol oynuyorlar. Piyasanın “verimsiz”, “kârsız” ya da “gereksiz” ilan ettiği insanları ve ihtiyaçları ekonominin yeniden içine sokuyorlar.

Elbette sosyal ekonomi, kapitalizmin ortasında kurulmuş kusursuz bir ada değildir. Piyasanın baskısından, rekabetten ve sermaye ilişkilerinden tamamen kurtulamaz. Ama ekonominin başka türlü örgütlenebileceğini gösteren gerçek bir deneyimdir. Bize, üretimin ve çalışmanın yalnızca birkaç kişinin zenginleşmesi için değil, hepimizin hayatını iyileştirmek için yapılabileceğini hatırlatır.

Belki de asıl mesele şudur: Ekonomi denilen şey, hayatımızın dışında işleyen birtakım rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, nasıl çalıştığımız, nasıl bölüştüğümüz ve nasıl yaşamak istediğimizdir. Dolayısıyla soru yalnızca “Ne kadar kâr ettik?” değildir.

Asıl soru şudur: Nasıl bir hayat ürettik?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Metin Yeğin yazdı: Kolektif halk ekonomisi

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes,...

Metin Yeğin yazdı: Direniş ekonomisi

Filistin’deki soykırım sadece kurşunlar, bombalar ve dronlar gibi postmodern...

Metin Yeğin yazdı: Futbola göre aşk ve aşksızlık…

Dünya Kupası’nın kaçınılmaz “büyük coşkusunu” yaşadığımız bu günlerde; gördüğünüz...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Canlı yayın