Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla ezberletilen Almanya’yı, bambaşka bir gelişmeyle makale yapacağımı dese, biraz düşünürdüm. Doğrusu: bugünlerde Almanya için bir yazı düşünüyordum. Yazın ilk defa kuraklıktan sıcaklığa iklim bozulmasının ülkeyi vurması önemliydi. Hele de bir yanda Ren Nehri’nin suyu dahi azalması, öte yandan hesapta konularla alakalı Yeşiller Partisi’nin önemli durumlar karşısında tam aksi militarist çizgiye düşmesi, bir Almanya paradoksu olarak önemliydi.
Kuraklık ve sıcak, iklim bozulmasının Almanya’ya yansıyışı idi. Dahası: Almanya’da Yeşiller gibi yapıyla da bunları uyaran kesimler vardı. Gelin görün ki şimdi gerçekler Almanya’ya dek ulaşırken, konuyu zamanında uyaran Yeşiller de sağ militarist çizgiyle savaş çığırtkanlığı yapmaktadır.
Yaz sonlanıyor. Almanya yeni bir tartışma koşuluna giriyor. Eyalet seçimleri olacak. İlk önemli seçim de Saksonya eyaletinde. Önemli bir tehdit söyleniyor. Alman faşist Alternatif parti, birinci sırada görülüyor. Oluşacak koalisyon ise faşist parti dışarıda kalırsa, dörtlü dahi olma olasılığı var. Çünkü hâlâ Alman resmi merkez ve sağ partileri ısrarla faşist Alternatif partisiyle hükümet falan kurmayacaklarını belirtiyorlar.
Peki söylediğim tetikleme durumu hâlâ yok. İşte sırası geldi. Ülkemiz bir hamasi örtülü gerçeklerden uzaklaşma olayı daha yaşadı. Bu defa pek olmayan bir ziyaret gerçekleşti. Gelen, Almandı. Almanya’dan hem de gelen vekil olunca, artık hamasi hava bir başkaydı. Ama şu soru da bazılarınca sorulmadan edilemedi: Kim bu vekili ayarlayıp K. Kıbrıs’a getirtti?
Resmi koltukçular ve muhalifler sıraya girdi. İnciler döktüler. Kendilerince bir başarı öyküleri de masal şeklinde söylediler. Öyle ya, gelen bir Alman vekildi. Hem de ambargo ile yasaklara rağmen geliyordu. Kimdi, ne düşünüyor: mühim değil. K. Kıbrıs’a gelip de hele üst makamlarla ana muhalefetle görüşünce, işler kıyaklaşıyordu. Hamasi şerbetle, başarı hikâyesi okundu.
Şu tesadüfe bakın: Hani girişte belirttim: Eylül ayı başıyla, eyalet seçimleri var. Almanya ve hatta Avrupa’da faşist Alternatif partinin gücü korkuyla konuşuluyor. Ama gelin görün ki K. Kıbrıs’ta şimdilik Almanların görüşmekten kaçtığı Alternatif parti vekili K. Kıbrıs’ta hamasi söylemlerle kabul edildi. Kendilerince başarı hikâyesi çizildi. Faşizmin umuduyla tanınma hikâyesini okur gibi masal anlatıyorlardı.
Genelde hep başvurulan, Almanya özünde de yapılan algı oyunu bu defa Alman faşist parti övgüleriyle gerçekleşti. Peki bunu eleştiren oldu mu: malum birkaç kişi. Hele de olayın temas görüşme dışında kabul edilenin kendi ülkesinde dahi tehlikeli sayılan hareketten olması önemlidir. Ama sistem sağ olsun: bize emperyalizmi ve onun önemli siyasal seçeneklerinden biri olan faşizmin kelimesini dahi bellekten sildirtme başarısı ne yazık oldu.
Dünya tarafından hiç anlaşılmamaktan söz edilirken, aslında algılarla ne kadar bilgiçlik söylense de ne denli cehaletin tuzağına kolayca düşüldüğüne tanık olduk. Ama genişletirsek, bu vekilin adaya gelmesini kim sağladı sorusu da yok. Üstelik böylesi bir hamlenin Türkiye’nin onayı olmadan olabileceğini düşünmek ne denli doğru?
Almanya krizlere doğru kayıyor. Ama krizler yanında savaş hızıyla da saldırganlaşıp militaristleşiyor. Amerikancılıkla oynamanın sonucu başta enerji kazıkları da ekonomiyi epey terletiyor. Üstelik gelirin daha fazla artırılarak militaristleşmeye ayırması da bedeli sosyal haklara çıkarılıyor. Ukrayna krizinden İsrail aşkına tutumlar ise en basit insan haklarının da nasıl çiğnendiğini de yaşadık. Filistin lehine olmak dahi devlet baskısına uğramaya yetiyor. İsrail soykırımına dokunmak ise, yakan karşılık almaya hemen geçiliyor.
Bu koşullarla da faşist partiler büyüdü. Artık Alman Alternatif partisi kamuoyu yoklamalarında birinci. Ama öteki partiler hâlâ onlarla ilişki kurmayacaklarını açıklıyor. Samimimi bilmem. Ama bu partinin bir vekili hem de adamıza geliyor, günlerce temas gerçekleşiyor, söylenmemesi gereken övgüler de hamasi havada uçuşuyor. Hamasi körlüğün faşizmle nasıl özdeşleştiği de başka bir acı konum oldu.
Kısaca, ben Almanya konusunda yazmayı düşünüyordum. Çok önemli gelişmelerle, değişen gerçeklere dokunma amacındaydım. Ama bu düşüncemi hızlandıran bir Alman faşist parti vekilinin buraya gelmesi ve hamasi çekici nutuklarla sıraya girip övgülerin yağdırılmasıdır. Hiçbir şeyi görmezden gelmenin, her şeyi hamasi havaya sokmanın pratikteki siyasal sonucunu bir daha yaşadık. Ama kimin umurunda?
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




