Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere’nin siyasi oyunları bitmez. Aynı zamanda, Kıbrıs deneyimiyle de İngiltere’nin sinsi kurallı ve asırların biriktirdiği politik şekliyle, dünyada hâlâ birçok konuda kendi kuralıyla oyunları kurallaştırıp oynama gücünde olduğu görülür. Ancak, biraz önce belirttiğim gibi, çoğu zaman unutturulup İngiltere’nin rolleri hep dışta bırakılır gibi bir imaja sokulur.
Sanırım, son Ortadoğu oyunları veya Kıbrıs gerçekleri bize epey dersler vermeye adaydır. Bu arada ek bilgi olarak da hatırlatalım: genelde Amerika konusu öne çıkar. Fakat tıpkı Türkiye ekseninde olduğu gibi İngiltere ile olan temas ve işbirlikleri pek öne çıkmasa da önemlidir. Sanırım İdlip’te cihatçıları eğitip Şam’a dek sokma politikası, ne denli deneyimli olduğunun en canlı kanıtı. Yine herkes ordan burdan derken, Amerika her gün demeçlerle politik kural koyarken, bir anda Kerkük petrollerine Türkiye’yi de ufak olsa da ortak alıp yerleşmesi, ne denli deneyimli olduğunun ve sinsicilik figürünü sahnede oynadığının önemli örneklerindendir.
Şimdi de hükümetin yeni başbakanı, tam da cilayla imajlaştırılırken, sanki daha demokrat bir hava, serinlikle veya elde kâğıt sallayarak yaratılırken, birden Ukrayna’da ortaya çıkar. Daha önceleri haber dahi olmadı. Konuyu biraz takip eden elbet şüpheye düşer, bu da gayet normal. Zaten İngiltere’nin her konuda olduğu gibi Ukrayna konusunda da en ummadık andaki tutumuyla savaşı sürdürme politikaları epey etkileyici oldu.
Hatırlayın İstanbul toplantısını. Türkiye’nin de katkısıyla yapılan Rusya-Ukrayna toplantısında neredeyse anlaşılmıştı. İşin sonlanacağı imajı epey yayıldı. Ama ansızın saçaklı bir başbakan İstanbul’a gider. Bu, İngiltere’nin sonradan istifa eden başbakanı Boris Johnson’dı. Zelensky’yi ikna ederek, anlaşmanın imzalanmasını berhava yaptı. Tabii Zelensky’ye epey yardım iddiasını da yaptı. Böylelikle Ukrayna, İngiltere kuralıyla “savaşa devam” denildi. Hatta Trump’ın bazı Zelensky çabalarını yine İngiltere’nin berhava yapıp savaşa devamı sağladığı iddiaları da epey fazladır.
Şimdi yine hem de yeni İşçi Partisi lideri olarak başbakanlığa oturan, imajlarla süslenip algı kuralına uydurulan İngiltere Başbakanı Starmer, Kiev’de yakalandı. Çünkü pek de haber olmadı. Hem de öyle bir varış ki, Ukrayna adeta şımartılan bir çocuk gibi Karadeniz’de önüne gelen ticari gemiyi dahi vurduğu zamanda gerçekleşti. Ukrayna’ya en çok yardım eden ülkelerden biri olan Türkiye’nin ticari gemilerini dahi, hem de Türkiye karasularının yakınında vurmaktan çekinmedi.
Şimdi Kiev’e İngiltere başbakanı geliyor. Pozu ise mesajla epey tehlikeli. Ukrayna’ya yeni uzun menzilli füzeyi önünde konuştu. İngiltere-Fransa yapımı uzun menzilli füzelerin teknolojisini Ukrayna’ya veriyor. Bu şu demek: Ukrayna’da üretilecek demektir. Devamı ise Rusya içlerini daha kolay vuracak bir silah mekanizmasıdır.
İngiltere başbakanı tam bir İngiliz kurnazlığıyla, ama gerçekte herkesle alay eden ifadeler sergilemekten geri kalmadı: amacının “barışı sağlamak” olduğunu söyledi. Ne tesadüf: tam da İngiltere’de yeni koltuğa otururken yapılan cilalama sonrası, yeniden savaş yanlısı bir makam sahibi olarak karşımıza çıktı. Merak etmeyin; konu pek fazla haber yapılmadı. Oysa hamle önemli. En modern füze sistemi, İngiltere-Fransa ortaklığında üretilen mekanizma, hem Ukrayna’da yapılacak, hem de Rusya’ya daha fazla tahribat verilecek hesabı vardır.
Elbet Rusya’dan tepkiler de geldi. Ama bu tepkilerin en azından bu silahların üretileceği tesislerin vurulacağına dair tahminler de var. Ama şu gariplik de sırıtıyor: Ukrayna’ya silah sistemini İngiltere getirip, şovla verdi. Benzer tahribatlar için de istihbarat yardımı yapıldığı kesin. Bunun zararı en başta Karadeniz bölgesinde hissedilmektedir. Ama cepleri dolan Amerika ve Avrupa’dır. Peki: bu kadar müdahale sonrası yarın Rusya, İngiltere’nin en azından füzeleri taşıyan uçak veya gemilerini vurursa ne olur? Sonuçta savaşa müdahil olunmadı deniyor. Bir başka çelişki de şu: Avrupalılar, özellikle Almanya ve İngiltere, Ukrayna’ya silahlar yağdırıyor ve faşist milisler dahi gönderiyorlar. Fakat, savaştan etkilenen Ukraynalıların kendi ülkelerinde kalıcılaşmalarına artık tavır koyuyorlar. Bir göçmen karşıtı faşizm dalgası yükseliyor. Boşuna Almanya’da Alternatif Parti ve İngiltere’de sınır karşıtı Reform örgütü iktidara seçenek çıkmadı. Ama İngilizler yabancılara karşı dururken, Yahudi soykırımını hatırlatan Gazze’deki politikaya destek konusunda fazla karşı çıkmazken, şimdi de Karadeniz’in kaynamasına su taşıyan yeni imajlı başbakana da fazla tavır yok. Hatta anti-Rusya tavrına destek hâlâ sürüyor.
Belirttik ya: İngiliz’de oyun bitmez. Hani şu İsrail’in kuruluşundan günümüze, Kıbrıs’taki yıllar öncesinden gelen stratejinin günümüz gerçekleri dahi bu çok gerçeği anlatmaya yeter. Şimdi Rusya’yı kuşatma adıyla Ukrayna’ya olan destekle, resmen katliamın hızlanmasına benzin dökmeye devam ediyor. “Bizi ilgilendirmez mi” derseniz: hâlâ İngiltere gerçeğimize bir baksanız, ne denli saçmalandığını anlamanıza yardımcı olacaktır.
Eski insanlar çokça söyler: İngiliz’de oyun bitmez.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



