Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni dünya düzeninin sancıları her yerde hissedilirken, insanlığın büyük bölümü de uyutulmaya devam etmektedir.
Yaşananları objektif bir biçimde kamuoyuna sunması gereken büyük medya kurumları, küresel sermayenin onlara çizdiği çerçevede gelişmeleri aktardığından, insanlık algı oyunu bombardımanı altında yaşatılmaktadır.
“Bilginin güç olduğu” gerçeğinden hareketle yapılan bu algı oyunları ile insanlığın doğru bilgiye ulaşması sürekli engellenmekte, doğruları paylaşanlar ise baskı ile susturulmaktadır.
ABD’nin iletişim bilgileri üzerinden insanlığa ayar verdiğini ifşa eden Edward Snowden, yine ABD’nin diplomatik ve askeri bilgilerini WikiLeaks üzerinden paylaşan Julian Assange ve Suriye’deki terör gruplarına silah ve cephane sağlayan MİT’in bu icraatlarını “MİT Tırları Dosyası” adı altında kamuoyunun gündemine getiren, gazeteci Can Dündar bunlara örnek gösterilebilir.
Resmi haber kaynaklarının büyük bölümü, küresel sermayenin güdümündedir ve insanların doğru bilgi alması sürekli engellenmektedir.
Dünya siyasetinin nereye gittiğini öğrenmek isteyenler, yerel medya ajanslarına bağlı kalmadan, uluslararası yayınları sürekli takip ederek, analiz yapmak zorundadır.
Son dönemde küresel güçler arasındaki rekabet, siyasi gelişmeleri, dünyanın birçok yerine taşıdığından, olaylar arasında ilgi kurup anlamlandırmak için daha çok emek harcamak gerekmektedir.
Yüz yıldan fazla bir süre, Yahudi orijinli küresel sermaye grupları, ABD ve İngiltere üzerinden dünyayı şekillendirmişler, bölgesel savaşlar, silah satışı ve kara para aklama üzerine kurulu sistemle sermayelerini büyütmüşlerdir.
Bu yapının yarattığı olumsuzluklar, geri kalan sermaye gruplarını onların tekelini kırmaya yöneltmiştir. Gazze’de başlatılan savaş ile birlikte süreç takip edildiğinde, Yahudi sermaye gruplarının hedeflendiği görülebilir.
Gazze’deki olaylarının baş aktörü Hamas’ın, İsrail devleti tarafından kurdurulup desteklendiğini, bunun için başta Katar olmak üzere körfez ülkelerinin parasal desteğinin sağlandığını normal basından öğrenmeniz mümkün değildir.
Gazze’yi, İsrail’den ayıran sınırın, aşılması imkânsız beton bir duvar ve çok gelişmiş elektronik cihazlarla donatıldığını, İsrail devletinin bilgisi dışında ve ne ilginçtir ki, tam da uluslararası bir gençlik festivalinin olduğu gün bu duvarın nasıl aşılabildiğini güdümlü basın asla sorgulamaz.
Gazze olaylarının, İran’a savaş açılması için gerekçe yapıldığını ve bu savaşa Yahudi orjinli küresel güçlerin baskısı ile ABD’nin de çekildiğini, devam eden savaşta İsrail ve ABD’nin çok ciddi darbe aldığını, bunun sonucu olarak da küresel Yahudi sermaye gruplarının, “ben kaybedersem onlar da kaybetsin anlayışıyla” dünyayı karıştırdığını basında göremezsiniz.
İspanya’nın kuzey Afrika’da Ceuta (Septe) isimli şehrine bir günde 80 bin Faslı mültecinin geçmesini kışkırtarak, Avrupa Birliği göçmenlik politikaları üzerinden, Filistin’e destek veren İspanya’nın, Yahudi küresel güçler tarafından cezalandırılmak istediğini basında okuyamazsınız.
Geçtiğimiz hafta İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında üretilen ürünlere, İngiltere’nin ambargo koymasının hemen arkasından, Arjantin yetkililerinin “Falkland Adaları bizimdir” diyerek İngiltere’ye savaş tehdidi yapmalarının arkasındaki nedeni kaç basın organı sorgulamıştır?
Almanya, Fransa ve İngiltere’de ırkçı, milliyetçi akımları temsil eden, yabancı düşmanlığı üzerinden siyaset yapan popülist siyasi partilerin yükselişinin arkasında yatan parasal güç kaynağının ne olduğunu sorgulayan basın organı var mı?
Özellikle İngiltere’deki “Reform Partisi’ne” bağışta bulunan kripto para milyonerlerinin ABD’de servet yapan Yahudi sermayedarlar olduğunu biliyor musunuz?
Rusya’yı Orta Doğu’dan uzaklaştırmak için Yahudi asıllı ırkçı bir komedyeni destekleyerek devlet başkanlığı koltuğuna oturttuktan sonra, yüzyıllar boyu birlikte yaşayan ve ayni kültürle yoğrulan Rusya ile Ukrayna’yı birbirine düşman edenlerin, İngiltere ve ABD’de odaklanmış Yahudi sermaye grupları olduğunu kaç kişi basından okumuştur?
Ukrayna’ya dron ve dron teknolojisi verip, Rusya içlerine kadar saldırılar başlatan ve Avrupa’yı nükleer bir savaşın eşiğine getiren, İngiltere’nin, Yahudi sermaye gruplarının etkisindeki politikacılar tarafından yönetildiğini kaç basın kuruluşunun yayınlarında görürsünüz?
2000 yılında Amerika’daki Yahudi lobi kuruluşunda, o dönemin AKP Başkanı, şimdinin TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İsrail devletinin yaşama hakkını hiçkimsenin tehdit etmesine Türkiye asla razı olmayacaktır” diyerek yaptığı konuşmayı kaç basın kuruluşu yayınlamıştır. Ayni Türkiye, İsrail’in en önemli karşıtı olan Suriye’deki Esat yönetimini yıkmak için terör örgütlerini eğitip, silahlandırırken kime hizmet ediyordu?
Gazze’de, Filistinlilerin katledilip evlerinden, yerlerinden kovulduğu günlerde, Türk yetkililer bir yandan “sahte kabadayı edası ile” İsrail’i sözde tehdit ederken, diğer yandan en önemli lojistik desteği verdiklerini neden gizlemektedirler?
Türkiye’nin uzun yıllardan beri ABD ve İngiltere’deki Yahudi orijinli küresel güçlerin bölgedeki taşeronu olduğunu ve İsrail’in yanında durduğunu saklayan güdümlü basının, son dönemde, Kıbrıs Cumhuriyeti ile İsrail yakınlaşmasını abartarak, İsrail’in Kıbrıs’ta çözümü engellediği yalanını ortalığa yaymaları ve “Türkiye ile İsrail savaşa giriyor” yaygarası koparmalarına ancak gülünür.
Üstelik, Yahudi küresel sermaye gruplarının, güç kaybettiği ve birçok alanda baskı altına alınıp, “benden sonrası tufan!” anlayışı ile dünyayı karıştırdığı bir dönemde…
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




