iktibasVolkan YaraşırVolkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

Faşizm, olağanüstü devlet biçimi olması yanında arzuyu, duyguyu örgütlemesi; bir mana dünyası yaratması ve bir kimlik kazandırmasıyla kitleler için büyük cazibe taşıyor. Özellikle son yirmi yıl içinde Avrupa merkezli neo-faşist dalganın yükselişinde göze çarpan en önemli gelişme ise kadınların hareket içinde artan rolleridir. Almanya’da neo-faşist parti Almanya İçin Alternatif- AfD’nin eşbaşkanı Alice Weidel başta olmak üzere, İtalya’da FdI- İtalya’nın Kardeşleri başkanı ve şu an başbakan olan Georgia Meloni, Danimarka’nın en önemli siyasi figürlerinden biri olan Pia Kjaersgaard’ın Danimarka Halk Partisi – DF başkanlığını 1995- 2012 yıları arasında yapması ve  2015- 2019 arasında da parlamento başkanlığına seçilmesi ilk akla gelenlerdir. Ayrıca Norveç’te İlerleme Partisi- FrP’nin lideri Sylvi Listhaug ve İngiltere’de Önce Britanya- BF ‘nin eski başkanı Jayda Fransen’di. Şu an partinin eş başkanlığını Ashlea Simon yapıyor. Finlandiya’da ise Gerçek Finliler-PS’nin lideri Riikka Purra, Polonya’da Hukuk ve Adalet Partisi- PİS’in başkanı Beeta Szydlo’dur. Neo-faşist partilerin taşıyıcı kadroları ve milletvekillerinin önemli bir kısmını kadınlar oluşturuyor. Aynı zamanda neo-faşist partilere oy verenler içinde kadınların oranının yüzde 40’a çıkması düşündürücü ve üzerinde özel olarak durulması gereken bir sosyolojiyi ortaya koyuyor. Bu sosyoloji,  bir yandan küresel faşist dalgaya karşı enternasyonalist  bir mücadeleyi koşullarken, diğer yandan kadın özgürlük mücadelesinde patriyarkaya karşı  mücadeleyle anti-faşist mücadelenin bağının önemini ortaya koyar.

3K: Kinder, Küche, Kirche

3K yani çocuk, mutfak ve kilise birinci kuşak faşizminin ya da Hitler ve Mussolini faşizminin kadına biçtiği toplumsal rol olarak dikkat çeker. Konsantre bir patriyarka dünyasının dışa vurumu olan bu tanımlama, patriyarka ve faşizm ilişkisinin ne derece yoğun ve içsel olduğunu ortaya koyar. Faşizmin en temel  kurucu dinamiklerinden biri kadın düşmanlığı ve uyguladığı cinsiyet rejimidir. Faşizm özünde bir iç savaş devletidir. İç savaş stratejisinin uygulandığı ilk alan kadının emeği, bedeni, ruhu ve cinsiyetidir. Kadın devletin malına dönüşür. Kadının esir alınması ve yıkımı toplumun enkazlaşmasının önünü açar. Faşizmin bir kitle toplumu olarak görülmesi boşuna değildir. Kadının özneliği faşizmin en ürktüğü şeydir. Çünkü bu öznelik hali faşizmin nüfuz etmesini, sokağı işgal etmesini ve bir korku rejimi inşa etmesini engeller. Faşizm stratejik olarak saldırır, partiyarkal düzen ve zihniyet ise elindeki en büyük kozdur. Kapitalizm ve patriyarka ilişkisinin en çıplak ve en yıkıcı örneklerinin faşist iktidarlar döneminde yaşanması boşuna değildir. Faşizm eril iktidarın en konsantre halidir. Bu iktidarın normalleştirildiği hatta içselleştirildiği alan ise ailedir. Aile, faşist tahakküm ve iktidarın çekirdeği olarak işlev görür. Faşizmin topluma nüfuzu ve kitlelerle bütünleşmesinde ailenin rolü yanında kadının nesneleşmesi ve esir alınmasının rolü stratejiktir. Faşizm aile ve kadını kutsar hatta mitleştirir. Bu mitleştirme kadın bedeninin, ruhunun ve duygularının ölümü demektir. Cinsiyet rejimi gereği kadın doğurmakla ve yeni faşist nesiller yetiştirmekle yükümlüdür. Özellikle klasik faşizm nüfus rejimlerine büyük önem verir. Doğumu teşvik eder, ödüllendirir. Aileyi güçlendirici politikalar izler. Kadın, mutfak ve ev hapishanesi içinde kaybolur. Kilise bütün bu uygulamaların meşrulaştırıldığı ve Tanrının onayının alındığı yerdir. Bu abluka özünde kadının görünmeyen emeğini daha da görünmez kılmak içindir. Nasıl ki kadın düşmanlığı faşizmin kurucu unsuruysa, toplumsal yeniden üretim de karşı devrimin yeniden üretimini sağlar.

Yeni faşist özne

İtalyan komünist, feminist yazar Maria Macciocchi erken tarihlerde faşizm ve kadınlar  üzerinde çalıştı. Macciocchi, kadınların sadece faşizmin mağduru ya da faşizmle ilişkisiz, “günahsız” gösterilmesinin bir kutsama biçimi olduğu söyler ve bu tutumu eleştirir. Kadınların faşizme rıza göstermesi ve aktif desteğini analiz ederek sonuçlar çıkarır. Bir anlamda “kadınlar dahil kimse günahsız değildir” der. Avrupa’da neo-faşist hareketin gelişiminde 2000’li yıllar yeni bir moment oldu. 1990 yılların sonlarına kadar, kadınlara klasik faşizmin genel argümanları doğrultusunda yaklaşan faşist hareketler, yeni süreçte özellikle kadınlara yönelik tam anlamıyla bir paradigma değişikliğine girdi. Bu tutumun birçok nedeni vardı. En başta marjinalliklerini aşmak, bir normalleşme stratejisi uygulamak, yeni vizyon ve imaj yaratmak ve bu yönde parlamentoda aktif bir güç olmak hedeflendi. Ve bugün görüldüğü gibi son derece başarılı adımlar atıldı. Tarihsel olarak kadınlara yönelik özel politikalar izleyen ilk faşist yapılanma 1930’ların ortasında İngiltere’de ortaya çıktı. Feminizmin ruhuyla uyuşmasa da “faşist feminizm” diye adlandırılan bu politikalar çarpıcıydı. Özelikle işçiler ve ev kadınlarına özel ve önemli stratejiler geliştirildi. Hatta Süfrajet hareketinin öncü isimlerinden bazıları faşist hareket içinde yer aldı. 2008 kapitalizmin yapısal krizi yeni bir eşik olarak dikkat çekti. Kıta Avrupası’nda bir yandan politik elitlere yönelik argümanlar ve özellikle yabancı düşmanlığı ve İslamofobi üzerinden faşist hareketlerin hızla yükseldiği gözlemlendi. Burada dikkat çeken en önemli olgulardan biri kadınların hareket içinde liderlik ve kadro olarak artan oranıydı. Benzer hızlı yükseliş kadın seçmenler oranında görüldü. Gelişme sadece bir vitrin yenileme ve imaj inşası değildi. Faşizmin normalleşmesini, gücünü, örgütsel ve kimlik oluşturma kapasitesini göstermek açısından da önemli bir çıkıştı. Bütün bu gelişmeler kadınların homojen bir siyasal özne olmadığını gösterir. Metropollerde patriyarkanın daha rafine oluşu ve biçim değiştirme performansı; faşizm, patriyarka ve anti- faşist mücadele üzerine yeniden düşünme gerekliliğini ortaya koyuyor. Yeni faşist özne, sadece beyaz, heteroseksüel ve erkek üzerinden tanımlanmıyor. Kadınların hatta farklı cinsel kimliklerin de bu sürecin parçası olduğunu görüyoruz. Faşizmin en zayıf noktasının onu her alanda teşhir edici politikalar olduğu ve sabırla birebir, ev ev, sokak sokak örgütlenmek olduğu unutulmamalıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Volkan Yaraşır yazdı: Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

Modern kapitalizmin yarattığı yıkıcılığa  ve reel sosyalizmin özgürlüğü yok...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Kapitalizm gücünü insanı çok boyutlu kuşatması, ruhunu kötürümleştirmesi ve...

Volkan Yaraşır yazdı: Neoliberal bireyin anlam kaybı ve varoluşsal boşluğu

Neoliberalizm sürekli karşı devrimci politikaları içeren bir süreçtir. Küresel...

Volkan Yaraşır yazdı: Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

Kapitalizm sınıflı toplumların en yıkıcısı ve son derece yok...

Volkan Yaraşır yazdı: Hakikat arayışı ve John Berger

John Berger’le, 1985 yılında romanı “G.” romanını okuduğumda tanıştım....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,904TakipçilerTakip Et
961AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: İsveç seçim sonuçları üzerine

İsveç'te parlamento seçimleri tamamlandı. Sonuçlar netleşti. Hükümet olan sağ...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Annamazsınız be amma…

Bilmemek… Bilmediğini bilmek ya da bilmediğini bilmemek… Bilmiyorum… Bilmiyorsun… Bilmiyor… Bilmiyoruz… Bilmiyorsunuz…...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Kıvanç Eliaçık yazdı: İklim suçları için vicdan mahkemesi

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını...

Ecehan Balta yazdı: Ekolojik yıkım cinsiyetsiz değil

Kasım ayında dünyanın ekoloji gündemi Antalya’ya taşınacak. COP31, 9-20...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Ceren Ergenç yazdı: Yapay zekâda bağımlılığın iki yüzü: Çin ve ABD

18. BRICS Zirvesi 12-13 Eylül’de Yeni Delhi’de toplandı. Zirve...

Canlı yayın