18. BRICS Zirvesi 12-13 Eylül’de Yeni Delhi’de toplandı. Zirve sonuç bildirisi oy birliğiyle kabul edildi, ama bunun bedeli metnin içinin boşaltılması oldu. Ortadoğu’ya ilişkin ifadelerde, sabaha kadar süren pazarlığın ardından “azami itidal” çağrısı geçen yıl Rio’da yer alan kınama ifadesinin yerini aldı. Ticaret savaşı ABD’nin adı anılmadan eleştirildi. Modi teknolojinin ve kritik minerallerin silah olarak kullanılmasına karşı uyardı, ama bunu kimin yaptığını söylemedi. Dönem başkanlığı 2027 için Çin’e geçti. BRICS son genişlemeden sonra zaten Çin’in arka bahçesi haline geldiği için bu yılki sade suya tirit zirveden sonra gelecek seneden beklentimiz büyük.
Toplantının asıl çıktısı kapanış oturumunda geldi. Xi Jinping yapay zekanın küresel yönetiminin Küresel Güney’de kalması için bir seri öneri sundu; aralarında BRICS üyeleri için açık kaynak yapay zekâ bölgesi kurmak, büyük dil modellerinde ortaklaşma ve mühendis yetiştirmek için iş birliği var. Ortak bildiri bu önerileri sahiplenmedi ve ortak sonuç bildirisinde yapay zekâda erişilebilirlik ifadesiyle yetindi, çünkü Hindistan Çin’in açık kaynak sürecine önderlik etmesini istemiyor. Nitekim Xi bir gün önce de BRICS üyelerini Dünya Yapay Zekâ İş Birliği Örgütü’ne çağırmıştı. Bu örgüt 16 Temmuz’da 29 ülkenin imzasıyla kuruldu, üye sayısı 37’ye çıktı. Kurucular arasında tek bir G7 ya da AB üyesi yok. Haliyle zirvenin dönem başkanı Hindistan da yok.
ABD’nin ticari yaklaşımına kıyasla Çin’in açık kaynak yapay zeka yaklaşımı övülüyor ama açık kaynak yapay zekânın açıklığının da sınırı var. Modellerin eğitimi sırasında öğrenilen sayısal parametreler paylaşılıyor ama eğitim verişi, kaynak kodun tamamı ve ticari kullanım hakları özel bir şirketin ya da devletin tekelinde kamusal erişime kapalı kalabiliyor. Örneğin, açık model deposu Hugging Face’in ağustos raporuna göre Alibaba’nın Qwen’i altı ayda 3 milyar indirmeyi aştı, Google’ın açık modelleri 418 milyon, Meta’nınkiler 227 milyon kez indirildi. Ama modeli indirmek ile o modeli sıfırdan üretebilmek aynı şey değil çünkü modellerin asıl gücü altyapılarındaki çip, hesaplama gücü ve veri merkezlerinden geliyor.
BRICS üyeleri açık kaynak yapay zekayı tartışırken, aynı hafta sonu tartışma Washington’da ters yönde ilerledi. Anthropic 10 Eylül’de yayımladığı raporda Claude’un kötüye kullanıldığı vakaları sıraladı. Örneğin, İstanbul merkezli BBS Bilişim Teknolojileri’ne bağlanan bir hesap, Malezya’nın 222 seçim bölgesini etnik ve dini eksenlerde profilleyip bine yakın sahte hesap yöneten bir platform işletiyormuş. İki gün sonra Anthropic’in genel müdürü Dario Amodei model yeteneklerini artırma hızının duraklatılmasını önerdi. Bu öneri hem Trump hem de Çin hükümeti tarafından eleştirildi çünkü öncü yapay zeka modellerinin gelişiminin yavaşlaması önerisi Çin’e çip ihracatının kısıtlı kalmasını ve Amerikan modellerinin çıktılarıyla rakip model eğitilmesinin engellenmesini de içeriyor.
Trump Amodei’yi yapay zeka sürecini yavaşlatalım ve kontrol mekanizmaları geliştirelim dediği için eleştirdi ama aslında Antropic’in kurucusunun önerisi ABD hükümetinin yapay zeka değer zincirlerini tekelleştirme politikasının dışına çıkmıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı aralık 2025’te Pax Silica girişimini başlattı. ABD, İngiltere, Japonya, Güney Kore, Singapur, Avustralya ve İsrail kurucu imzacı oldu. Haziran 2026’daki ikinci zirvede aralarında AB, Almanya, Hollanda ve Kazakistan’ın bulunduğu on ortak daha katıldı, imzacı sayısı 24’e çıktı. Girişim, kritik mineralden veri merkezine kadar bütün yapay zeka zincirini kapsıyor ve üye ülkelerin sadece tek bir değer zincirine bağlı kalmasını öngörüyor.
Pax Silica’ya dahil olan, daha doğrusu jeopolitik güvenlik kaygılarıyla dahil olmak zorunda kalan, Japonya ve Kore, madenden çipe, veri merkezinden modele uzanan değer zinciri katmanların tamamını kendileri için kurmak yerine ABD’nin bu zincirinde bazı katmanların vazgeçilmezi olmayı tercih ediyor ve yapay zeka egemenliği kavramını veri yerelleştirmesiyle kısıtlı tutuyorlar. AB ise Çin’e olduğu kadar ABD’ye bağımlılık konusunda da kaygılı olduğu için hâlâ özerkliğini koruyup kendi değer zincirini oluşturma derdinde. Yapay zeka egemenliğini böyle geniş bir çerçevede tanımlamasına rağmen bütün katmanlarda nasıl kapasite geliştireceğine dair bir planı yok çünkü halihazırda üretim ekipmanı imalatı kapasitesi var ama küresel hesaplama gücünün yüzde beşinden azına sahip.
Türkiye de AB’ye benzer bir yol izliyor. Haziranda Washington’da 34 ülkeyle birlikte Yapay Zekâ Fırsatı Bildirisi’ni imzaladı, çünkü bağlayıcı olmayan bir metindi ama Pax Silica Deklarasyonu’nu imzalamadı, çünkü ihracat denetimi uyumu ve bileşen taraması getiriyor. Aynı nedenle, değer zinciri tekelleşmesi getiren Şanghay merkezli örgüte de girmedi. 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı, dijital egemenlik başlığı altında TÜBİTAK’ın Türkçe dil modeli Bilge’ye 10 milyar dolarlık kaynak ayırdı.
TÜBİTAK’ın yerli dil modeliyle hedeflenen, yüksek teknolojili değer zincirlerine üretici olarak değil, ileri sanayi hizmeti sağlayıcısı olarak dahil olmak. Bu konuda rakip olduğu Hindistan örneği, sanayi olmadan hizmet sağlayıcısı olmanın istihdamı yine de düşürdüğünü gösteriyor . Bilişim hizmetleri ihracatı büyürken en büyük firma kadrosunun yüzde ikisini kesti. İmalatın milli gelir içindeki payı 2023’te yüzde 19.5 iken 2025’te yüzde 16.3’e indi, yüksek teknolojinin ihracat payı yüzde 3-4 bandında kaldı. Türkiye’de üretken yapay zekânın istihdamı tehdit ettiği işlerde 2.3 milyon kişi çalışıyor.
Kısacası, sanayi planı dijitalleşmenin tüm katmanlarını bir ekosistem mantığı içinde düşünmeyen ülkeler için yapay zekanın açık erişimli ya da ticari olması çok da farketmiyor çünkü yüksek teknoloji dijital altyapıda ya Çin’e ya ABD’ye bağımlı kalacaklar. Madalyonun iki yüzünde de aynı bağımlılık var.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



