İngiltere’nin Kıbrısla alakalı önemi desem, artık K. Kıbrıs’ta nüfusun çoğu size fazla bilgi veremez derecesinde hafıza kaybına takıldı. Hatta bolca kullanılan garantörlük ifadesinde bu ülkenin de olduğunu bilenlere de rastlamak gayet normal hâl aldı. Çünkü tüm Kıbrıs eksenini Türk Yunan yörüngesine koyup hamasi devamlılıkla sürdürmekteyiz. Hele şu tarihsel önemi hemen hemen pek bilene rastlamazsınız: Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahil olmasını İngiltere sağlama adına Amerika’nın da direkt katkısıyla Altı Yedi Eylül olayları dahi gerçekleştirildi. Yine Annan Planı dönemindeki Türkiye’deki devlet içi çelişkilerin ilk hesaplandığı yer de K. Kıbrıs olup Kıbrıs sorunu üzerinden mücadele yaşandı.
Neyse: konumuz tarih veya İngiltere’nin Kıbrıs gerçeğidir. Yoğunlaşma, İngiltere’deki son önemli gelişme. İngiltere’nin ifade eksik olsa da özerk üç bölgesi bağımsızlık bildirgesi imzaladılar. Referandum yapılmasına izin verilmesi istendi. Bu pek alışılan siyasal gelişme değildi. Ancak, eğer siz İngiltere’deki gelişmeleri biraz izliyorsanız, sürpriz gelmeme şansına da sahip olabilirsiniz. Özellikle son yerel seçimlerinde Galler gibi bölgede dahi ilk defa bağımsızlık ifadesi yapan ulusal parti kazanıyorsa, bir şeyler yolunda olmadığı anlaşılırdı.
Gerçekten, son İngiltere yerel seçimlerinde merkezi partiler önemli darbe aldıydı. Özerk bölge partileri de güçlendi. Zaten K. İrlanda’da Sinn Féin başbakanlığı önceden kazanması bile bazı işlerin tökezlediği haberi hâlindeydi. İskoçya’yı zaten biraz İngiltere’yi izleyenler bilir. Önceden bir referandum yaptıydı. Özellikle İngiltere’nin AB sürecinden çıkması, içte siyasal durmadan başbakan değiştirme durumları ülkedeki eski İngiltere olmadığı dönemine geçildiğini anlamaya yetiyordu.
Galler’de yapılan Galler, İskoçya ve K. İrlanda başbakanları bağımsızlık bildirgesi imzaladı. Referandumlara izin verilmesini istediler. Ancak ileride olacak diye de dayatma pek yoktu. Fakat olasılıklașmasını önerdiler. Çünkü onlar arasında da uzlaşmazlık vardı. Galler, daha fazla özerklik talebindeyken “şimdilik”. İskoçya ısrarlı idi. K. İrlanda ise karmakarışık. Başbakanı bağımsızlık ve İrlanda ile birleşme, yardımcısı da İngiltere’ye bağlılık siyasetini güdüyor. Daha tehlikelisi, K. İrlanda hâlâ kaşınmaya hazır biçimdedir. İkilemler var. Yine de bu çağrı yapıldı.
Konu başbakanla da görüşülecek. Daha koltuğa yeni oturan başbakan ise herhalde memnun değildir. Bir anda peş peşe gelen bu gelişmelerin, İngiltere kocaman imparatorluktan, Britanya’da ayrışma aşamasına doğru da gidebileceği sonucuna yelken açma tehlikesinin de işaretidir.
Olay İngiltere’de tırmandı. Daha yerel seçimlerde yok hükmünde olan faşist Reform Partisi birinci sıraya otururken, yükselen faşizmin yerel ulusalcılığı da tetikleyeceği düşüncesinin oluşamaması elbet mümkün değildi. İngiltere özellikle de Teçır’dan başlayan muhafazakâr parti döneminde kimlikler üzerinden sömürgecilik politikasını epey yaygın kullandı. Hatta K. İrlanda’da kendi iç konumunda dahi korkunç katliamlar yaptı. Şimdi İngiltere’de faşist dalga yükselirken, elbet kimlikler daha bir tırmandırılırken Galler gibi “uslu” uyumlu yerlerin bile ulusal partinin birinci sırada çıkmasını sağladı. Genelde İngiltere’de İşçi Partisi bu özerk bölgelerde güçlü idi. Bleyır döneminde yapılan hamlelerle de İskoçya olayı genişledi. K. İrlanda’da uyuşma dönemine geçildi. Fakat dünyada uygulanan siyasetin kriz döneminde İngiltere’de de yaşanacağı gerçeği hiç düşünülmedi. Düne dek size İngiltere’de birinci sırada faşist partinin olma olasılığını söyleseler, Avrupa’da en imkânsız ülke olarak karşılık verirsiniz.
Fakat, neoliberal sürecin tıkanması, kimliksel siyasetlerin siyasal fırsatçılıkla da kullanılması, en başta sınıfsal ekseni de kırdı. Ezilen kesiminin partisi İşçi Partisi neoliberalleştikçe de bölgesel sınıfsal destekten ulusal çizgiğe geçildi. Hele de Brexit ile AB yapısından çıkış en başta İskoçya’yı tetikledi. İrlanda konusunda yeni sorunları yarattı. Bunlar ekonomik kriz ile yükselen faşizmle de taşlanınca, artık ulusal çıkışlar da özerk bölgelerde genişledi.
Şimdi beklenen, önümüzdeki günlerde ilgili özerk bölge başbakanlarının başbakanla yapacakları toplantıdır. Direkt ret yerine idare et politikası uygulayacağı tahmin edilen başbakanın, ayrımlar üzerinden de parçalama çizgisine ihtiyaç duyulursa da kullanacağı kesin. Ama tekrarlayalım: İngiltere’ye başbakan dayanmıyor. Faşist parti şimdilik kitlesel destekle birinci sırada. Kapitalist genel krizler derinleşiyor. Öyle derinleşiyor ki kutsal Anglo-Amerikan ittifakında dahi çatlamalar başladı. Bunlar hep kimlik siyasetiyle de yeniden üretim yöntemi uygulanınca, kimlikler konusu dün sömürge politikalarında uygulanırken, şimdi İngiltere alanına dek gelip çattı.
Bakalım kaosta fırtınalar içinde yol alan gemi nasıl bir limana yönelecek.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




