yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Siyasal tarihin önemli günü: 11 Eylül

Özkan Yıkıcı yazdı: Siyasal tarihin önemli günü: 11 Eylül

Aklıma geldiği her yıl dönümünde, yazacak kitaplar dolu bilgi takılır. Bırakın unutmayı, yeni bilgilerle adeta 11 Eylül daha bir anlamı artarak siyasal tarih değerlendirme hafızama çakılmaktadır.

Bu yıldönümünde iki önemli gelişme yaşandı. Bunlar günümüz kapitalizmin sonuçlarıyla daha bir anlamlı hale geldi. Günümüzde varılan emperyalist çağ gerçeğinde On Bir Eylül simgesi oldukça önemli başlangıç mesajı vermektedir. Tarihsel süreçte günümüzü anlamada bu gün oldukça önemlidir. Sistem için sıçrama veya yeni dönemsel geçişin de sert adımının gerçekleştiği gündür. Günümüz emperyalizmini anlamada 11 Eylül yakın tarihi ders niteliğindedir. Ö denli etkili oldu ki olaylar unutturulamama sonucu da çarpıtarak sunma algı operasyonlarına dek sokuldu.

İlk 11 Eylül gününü 1973 senesinde yakalıyoruz. İlgili tarihte Şili’de askeri darbe yapıldı. Bildik askeri darbelerden daha fazla ses getiriyordu. Devrilen lider Salvador Allende idi. Allende, sosyalizme barışçıl geçişin olabileceğini kanıtlamak için seçime girip kazandı. Uygulamaları ise sistemde ters tepiyordu. Hele yabancı sermaye elindeki ulusal kaynakları alıp kamusallaştırması başta Amerika’nın çıldırmasına neden oluyordu.

Sonuçta, 11 Eylül 73 yılında Amerikan patentli, CIA örgütleyici şekliyle Şili’de ordu kendi başkanını devirdi. Devirmekle kalmadı: onu katletti, sadece Allende katledilmedi. On binlerle ifade edilen insan ya öldürüldü ya kayıplara karıştırıldı veya tutuklanıp işkenceden geçirildi. Öylesi işkenceler ki sanatçı Jara stadyumda toplatılan binlerin önünde parmakları ve dili kesilerek, sonra da öldürülerek şarkı söylememesi amacı gerçekleştirildi.

Şili darbesi solu ezdi. Tutuklamadan katliama net politikalar uygulandı. Ayrıca, sol ezilirken yerine ilk defa Friedman politikası olarak da neoliberal kurumsallaşma ilk defa bu ülkede başlandı. Nobel Neoliberal ödül de Şili uygulamasına verildi. Ama Pinochet de tüm baskısına karşın zamanla güçlenen direnişle koltuktan uzaklaştırıldı. Ölmeden önce de peşine düşen Şili yargısıyla da tehlikeli anlar yaşadı.

Şili’de öylesine facialar yaşandı ki hâlâ arada bir yenileri ortaya çıkıyor. Örneğin, o dönem ölen Şair Neruda sonradan zehirlenip veya katledilip edilmeme kuşkularıyla yeniden sorgulandı. Jara için hâlâ yeni katledilme bilgileri ve yaşatma çabaları Şili’den gelmektedir. Eklemeden olmaz: Şili darbesinin önemli politik simgesi Amerika’nın o dönemki dışişleri bakanı Kissinger idi. Bu isim hiç yabancı gelmiyor. Yetmişler karanlık tarihte Kissinger hep adı rastlanıyor.****

İkinci olay ise daha yakından.. 11 Eylül 2001 yılında gerçekleşen New York’taki İkiz Kuleler saldırılarıdır. Feci bir uçak çakılma saldırısı idi. Saldırının dehşeti ile sonraki gerçekleşen politik hamleler ise bugün Ortadoğu’da yaşananların ta gerçeği idi. Nitekim: doksanlarda başlatılan ve sınıfsal mücadelelerden önceliğe kültürler çatışması konuluyordu. Bu saçma gibi geliyordu. Bu temel üzerine oturtulan gelişmenin merkezine Ortadoğu denildi. Proje olarak yaygınlaştırıldı. Fakat bir noktaya kadar Amerikan Başkanı Clinton dahil bunun uygulanamaz olduğu inancı vardı. Fakat Amerikan yeni muhafazakâr kesim direniyordu. Öyle direniyordu ki Afganistan’daki kullandıkları cihatçıları Afrika ve Ortadoğu’da provokasyonlarda kullanmaya başladılar. Balkanlarda özellikle Kosova ve Bosna’da cihatçılara roller de verildi.

Ancak, kamuoyu hâlâ bu planın uygulanamayacağı inancındaydı. İşte 11 Eylül 2001 günü, New York’taki muhteşem İkiz Kuleler’e vuran uçaklar, peşinden gelen yoğun yıkım ile ölümler, bir korku paranoyası yaydı. Fırsat üstüne de bunu İslamcıların yaptığı denilerek, hemen ilk kıvılcımla uluslararası destek de alınarak önce Afganistan ardından Irak işgal edilerek Ortadoğu projesi yürürlüğe sokuldu. Baskılar ve kabusla adeta dünya esir alındı. Artık imkânsız denilen genel stratejinin Ortadoğu planı pratikte işlemeye başladı. Hem de korkunç katliamlarla.

Şimdi Ortadoğu’da yaşanan birçok açmaz ve direkt Amerika’nın İran saldırıları ile birlikte Pasifik’e açılma planı İkiz Kuleler saldırısıyla karşılık bulup hayata geçti. Uygulanan yarım asrı aşan zamanda da yanıt net olmaktadır. Bugünü anlamada Ortadoğu plan tartışma zemini doksanlardan başlayıp 11 Eylül saldırısıyla hayata geçişle pratikleşen bilgilerle ancak günümüz daha iyi anlaşılır.

Birincisinde Şili’de barışçıl sosyalizme geçişte sistemin nasıl izin verilmeyeceğinin örneği yaşatılıp, üstüne neoliberal süreç başlatıldı. İkincisinde ise Sovyet bloğu dağılma sonrası sistemin yeni stratejisiyle şekillenen planın adeta hayata gerçeklik bulma açılımı şeklinde gerçekleştirildi. Günümüzde ise artık kapitalist yapıda neoliberalizmin hükmünü çoktan tüketip, krizlerle nefes alma sıkışmışlıkta kendimizle debeleniyoruz.

Herhalde tarihi gelişmeleri izlerken, yıkılan her rejim yerine demokratik değil de faşist gerici karakteristikteki devletler olduğu da gözden kaçmıyor. Şili’de darbeyle faşistlik oluşurken neoliberal geçişle de yeniden örgütleniliyordu. Ortadoğu projesinde her ülke altüst sonrası cihatçı rejim veya parçalanmış işgal altında paramparça olma yaşam koşulları oluşturuldu. Sanırım en son Suriye’de cihatçı El Kaidecilere teslim edilirken, kuzey Türkiye’ye Güney İsrail kontrolüne peşkeşleşmesi boşuna değildi.

Tarihsel ortak durum: otoriter gerici rejimler gerçekleştirme sonucudur. Bu nedenle 11 Eylül siyasal tarihin kapitalist yapısında önemli sonuçları yaratacak bir karanlık sıçrama tahtası şeklinde yaşandı. Şili darbesinden sonra: bazı sol liderler “biz Allende olmayacağız” deyip birçok sol görüşten uzaklaştı. Daha yakın Kuleler saldırısı sonrası ise İslami cihatçı ortaçağ rejimleri kültürleriyle birlikte karşımıza taşındı. Siyasal İslam, radikal İslamcı, Selefilik, cihatçılar adıyla birçok karanlık gerici kesim emperyalist siyasetin yerine göre ittifak, gerekmediği anda da düşman ilan edilip sistem hem gericileşti, hem faşizmi yükseltti hem de güvenlik korkusuyla epey askeri militarisleşmeler yarattı. Onun için 11 Eylülleri doğru hatırlayıp dersler çıkarmak ilk hedef olması şart.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail merkezli gelişmeler

Hemen girişe iliştirelim: İsrail cumhurbaşkanı Herzog Lefkoşa'da. Akel'in durumu...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki önemli gelişme üzerinden

Salı günü, Türkiye yerel seçimler üzerinden genel politik uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Avrupa’da yükselen faşizm gerçek

Önceki yazımda benim de işlediğim konuydu. Almanya Anhalt eyaletinde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eyalet seçiminde faşist parti oy patlaması yaptı

Son günlerde iyice merak edilen, bazı çevrelerde endişeyle yaklaşılan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nedenini bilince, normalleşince de kızamıyorum!

Girne'de batan gemi sonrası oluşan ortam hâlâ azalarak olsa...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,906TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya’da aşırı sağ yükselirken sol ne yapıyor?

Avrupa ve dünya aşırı sağcı, ırkçı Almanya için Alternatif...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail merkezli gelişmeler

Hemen girişe iliştirelim: İsrail cumhurbaşkanı Herzog Lefkoşa'da. Akel'in durumu...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki önemli gelişme üzerinden

Salı günü, Türkiye yerel seçimler üzerinden genel politik uygulama...

Şener Elcil yazdı: Filler ve Çimenler

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü dünya siyasetinde yaşananları özetler...

Volkan Yaraşır yazdı: Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

Modern kapitalizmin yarattığı yıkıcılığa  ve reel sosyalizmin özgürlüğü yok...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya’da aşırı sağ neden ve nasıl kazandı?

Almanya’nın 2,1 milyon nüfusu ve 1,7 milyon seçmeni olan...

Canlı yayın