yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Nedenini bilince, normalleşince de kızamıyorum!

Özkan Yıkıcı yazdı: Nedenini bilince, normalleşince de kızamıyorum!

Girne’de batan gemi sonrası oluşan ortam hâlâ azalarak olsa devam ediyor. Bu arada Türkiye medyası konuya önem gösterdi. Elbet gösterilen önem aynı zamanda tek tip değildi. Her kesimin kendi dünya bakışı ile bilgi birikiminin yansıtılma şekli de olması gayet normaldir. Pek olmayan bir olay gibi çoğuna geldi. Onca resmi hamasi eksen ile altüst oluşma yapılanmasına karşın, iki kesim birçok gerçeklerden epey uzak ilgisizliklerde boğulmaktaydı.

Daha önemlisi şu: Türkiye’den bazı medyalar K. Kıbrıs medyasından daha derin sorgulayarak, bilgi vermeye çalıştı. Tabii ki ellerindeki olanaklar ve buradan aldıkları katkıların da sonucunu unutmadan. Bu yüzden bilgi edinmede K. Kıbrıs’taki meslektaşlarından dahi bilgiler istediler. Birkaç medya daha da ileriye gidip Türkiye’nin de rolünü sorgulayacak sorular da soran oldu. Ama bir durum sırıtıyordu: Hesapta K. Kıbrıs’ı iyi bildiğini söyleyen bazı gazeteciler şu yalanı çekinmeden, övünerek söylemekten de kaçmadı: “Kıbrıs’ta demokratik ilişkiler buradan iyidir”! Nedense hâlâ şu tabulaşan ezber bozulamadı. Sanki K. Kıbrıs ayrı bir cumhuriyet olup da Türkiye’den çok daha iyi demokratik koşullara sahip havası ne yazık hep tutuyor. Hatta daha kötüsü; K. Kıbrıs’ta değişen sosyolojik yapı, daha bir teslimiyet tipi siyasetin güçlenmesi de hiç dikkate alınmıyor. Bunu AKP eksenliler sadece değil, kendine ilerici sosyalist diyen bazı kişilerin de son olayda tekrarladığına ne yazık tanık oldum. Mustafa Kemal Erdenmol gibi…

Ben buna artık kızmıyorum. Doğrusu; yanıtını da aynı programlarda zaten alıyordum. K. Kıbrıs’tan bilgi amaçlı çıkarılan değişik gazeteciler sanki aynı yalanı yeşertmek için suyla değil tankerle su taşımaya devam ediyorlar. Yukarıda belirttiğim gibi: bazı Türkiye gazetecileri olayı daha iyi sunma adına sorular sordular. Buradan katılan gazeteciler, özellikle Türkiye’nin etrafından dahi dolaşmadan, bilgi kısırlığına gidilerek kendince bağımsız bir ülke yaşananı gibi konuyu dar kafasıyla anlatıyordu.

Hep yazdım ve yazacağım: şimdi konu Kıbrıs oluşu nedeniyle de bu noktadan değineceğim: hep bizim bazı kesimler Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki yanlış bakıştan şikâyet etmektedir. Şikâyetle yetinirsek, örneklerle de tamam deme kolaylığı var. Fakat aynı şekilde K. Kıbrıs hatta daha fazlasıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki kesimler de Türkiye gerçeklerini hiç bilmeme derecesine doğru yuvarlanmaktadırlar.

Son gemi felaketi en azından merak da olunca Türkiye belirli medyalar buradaki meslektaşlarına başvurdular. Fakat tam da bazı gerçeklere dokunma fırsatı da varken, hiç dokunulmadı. Bilmedikleri için sorulan sorulara, daha da cahilce resmi yanıtlı oluşu da bilgilendirme konusunda epey zarar da verildi. Peki tekrarladığım gerçekle soracak olursak: biz gerçekleri söylemez, tam aksi yanlışlarla dolanırken, başkasının söylemesini beklemek doğru mu? Örneğin, bir Taşucu olayı dahi sorulmadı. Öteki limanlardan farkı olup olmadığı, Türkiye’nin her konuda yetkileri eline alırken, deniz ulaşımında nasıl olur da konulmaz sorgusu olmadı.

Konuyu daha da genişletmek mümkün. Örneğin yine dün gece dinlediğim bir yayını vereyim: Nur Batur, bence iyi bir gazeteci ve sorgulayan aydın kişidir. Dünyada birçok konuyu hatta iç gelişmeyi de birikimiyle kendine has ele alır. Dün akşam da özellikle Kürt konusunda önemli bir noktayı belirtti. Demirtaş Öcalan ikilemi ile hukuk eksenli beklentileri kendi anlatısıyla değerlendirdi. Ben dinlerken, istemeden Kıbrıs’la ilişkili anlattıkları da aklıma geldi. Nedense Türkiye’de nice birikimiyle de kendini kabullendiren aydınlar, Kıbrıs’a gelince hep düne dek Denktaş’la özdeşleşip kalıyorlar. Başka bir gerçeğe gitmiyorlar. Böylelikle Kıbrıs’taki birçok gelişmeyi de Denktaşlaşarak, şimdi de Yeni Osmanlılaştırarak siyasal eksene koymaktadırlar.

Şikâyet edecek dereceden koptum. Çünkü bizim kesimler de anlatırken aynı çizgiyi uygular. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’ya hem de “sivil toplum” adına giden çoğu resmi görüşü anlatıyor. Tabii kısırlaştırarak.. O zaman da biz bekleriz ki bizim söylemediklerimiz, hatta söyleyene saldırarak baskı veya dıştalama yapılırken, başkalarının bunları söylemesini bekliyoruz. Kendimizce çağdaş demokrasi ve hoşgörülülük de damıtarak elbet.

Son gelişmelerde özellikle Girne Taşucu yolunda olanlar da aynı eksene takıldı. Öğrenmek isteyene de anlatılmadı. Sadece atanan Üstel demeciyle yetinildi. Hani bir zamanlar vardı ya sahte diplomalar.. Aynen tekrarlandı. Oysa o zaman da sahte diploma hikâyesinde Türkiye gerçeği de vardı. Üstelik Haldun Solmaztürk bu konuda uyarı bile yapıldı. Ama şimdi bu sahte diploma noktasında hâlâ birileri daha aklanma konuşmalarıyla etrafta dolaşımda.

Dedik ya: artık kızamıyorum. Doğrudur: yanlışlar söylenir. Algısal yerleşimler güçlenir. Ama bizim söylemediklerimizi başkasından beklemek, daha kötüsü bizim söylemekten kaçtığımızı başkası söyleyince de tepki koyma tutumumuz, adamızın bugüne gelişinde önemli harç oldu. Hem yaşananlar bellekten sildirtilip istenilen yazıldı hem de yanlışlar üstüne yanlışla yarından umut bekleme duygusu da yeşertildi. Peki neye kızayım?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tunus’u hatırlar mısınız?

Dünya siyasetinin önemli davranışlarından biridir: aynı olaylar olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eğitim siyaseti, Avrupa sokaklarını ısıtıyor

Hafta sonu önemli sosyal patlamalar, bu defa ağırlıklı Batı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
973AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yonca Özdemir yazdı: Dünyada Z Kuşağı Protestoları, Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim Talebi

Dünyada Z Kuşağı Protestoları: Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Ecehan Balta yazdı: Doğanın da hakları var

İnsanın doğaya egemenliği, modern toplumun kurucu anlatılarından biridir. Doğayı...

Hediye Levent yazdı: Süreç içinde süreç

Amerika-İran savaşında uzlaşmaya varılabilmesi için girişimler bir kez daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tunus’u hatırlar mısınız?

Dünya siyasetinin önemli davranışlarından biridir: aynı olaylar olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı...

Volkan Yaraşır yazdı: Kötülüğün sıradanlığı ve Hannah Arendt

Naziler bir mayalanma döneminin ardından sokakların fethiyle iktidara geldiler....

Canlı yayın