Son günlerde bir memleket adı arada bir duyulmaktadır. Başka şekliyle, ev temizliğinde, oturulan yemek yeme yerlerinde veya girilen bir dükkândaki çalışanda ülke ismi artık normal hale doğru gelişmektedir. Haberlerde öyle bir felaket anlatılır ki ülkenin adı pek güncelleşmese de ansızın dünya örneklemi haline oturur. Güncel ilişki ağında da karşılaşıp ülkesini sorduğunuzda da benzer yanıt alınan insanları ülkemizde bulmak artık anormal değildir. Bu ülke Nepal’dir.
Dünya Nepali son dönemlerde ilgilenenler için Himalaya tepelerindeki devletin siyasal mücadeleleriyle karşımıza geldi. Monarşinin yıkılması, darbeyle seçilen yönetimin devrilmesi bunlardan birkaçıdır. Olaylar salt içsel olsa elbet Nepal’in konumu nedeniyle öne çıkmazdı. Fakat temel nokta, genel politikanın Nepal’da karşılık bulmasıdır. Hindistan ve Çin’le komşu olması gibi. Bölgesel nüfus mücadelesi bakımından önemlidir. Ayrıca Amerikan emperyalizminin Çin’i kuşatma hareketinde Nepal Himalaya sırtındaki konumu, önemli bir stratejik nokta oluşturması da ötelenecek koşul değildir. Böylesi arada sosyal patlamalarıyla gündem olan Nepal, şimdi dünyadaki iklim bozulmasının resmini acı şekilde çekiyor. Hele de bu felaketlerde turist adıyla Himalayalara tırmanmaya giden Batılıların da olması, konuyu ister istemez, sonuç bakımından merakla takip etme noktasına taşıdı.
Tam da bunlar 26 Ağustos Nepal felaketiyle gelişirken, ülkemizde kısa yaptığım bazı ziyaretlerde “Nepalliler” simgesini duydum. Bazılarının evine giden kadının Nepalli olduğu gibi. Gittiğimiz bir lokantada çalışana ülkesini sorunca “Nepal” demesi gibi. Soruyu sorduğum kadına Nepal’deki son gelişmeleri de anlatıp, ne düşündüğünü sorunca da kadın yanıt yerine “siz Nepal’e gittiniz mi” oldu. Yine bir Karpaz köyünde ihtiyaç nedeniyle girdiğimiz dükkândaki çalışanın da Nepalli olması başka bir karşılaşma idi.
Fakat, Nepalli çalıştıran yerlere dahi sorsanız: ilgili ülke konusunda doğru dürüst bilgileri yok. Hatta Nepal’daki son felaketi de pek umursayan da yok. Oysa son Nepal’deki felaket, bozulan iklimlerin önemli bir sarsıntı vuruşudur. Himalayalardan kopan büyük bir buzul, bir göle düşer. Sonrası malum. Göldeki ağırlık ile dışa vuran sular adeta çığ düşmesinden selelere varan doğa felaketleri oluşturdu. Hâlâ insan kayıplarına ulaşamama haberleri geliyor. Olay ödenli dehşetli ki günler geçmesine karşın hâlâ yeni yeni haberlerle adeta mesajları aldırtmaya uğraşılıyor.
Elbet kimisi doğa felaketi deyip orada bıraktı. Oluşan manzarayı korkunç diye nitelendirip acıları ekliyor. Ancak, daha bilimsel sorgulayanlar, iklim bozulmasının nasıl yeni tetiklemeleri de yaratma örneği olarak sorguluyor. Bir sistemsel gerçek ile doğa bağıntısı ile salt yıkım üzerinden görsel duygusallıkla uğraşma hamlelerine tanık olmaktayız. Tabii ki hâlâ kayıplarda turistlerin de olması, bunların bir kısmının da Avrupalı ve özellikle İngiliz oluşu, Batı medyalarında öğrenme merakını da artırıyor. Bu da konunun gelişmelere göre Batılı yayınlarda ilk sıralarda olmasını sağlıyor.
Özünde Nepal’deki doğa yıkımı bize net şekilde iklim bozulmalarının doğadaki tahribatın bir yaşanan örneği halindedir. Isınan dünyada buzullar çözülürken, bunlar bazen düştükleri yerde veya çözülmeye uğradığı andaki değişkenliklerle birçok doğa olayını da sert şekilde belirlemektedir. Son Nepal örneği bunlardan birisidir. Pek haber edilmeyen Nepal, iç karışıklıklar veya bölgesel hegemonya mücadeleleri yanında, iklim bozulmasındaki vuruşla da manşetlerde oluşunun yaşananıdır.
Kısaca, Nepal’e normal halde bakarsan, gündem olacak bir ülke değildir. Fakat, sistemsel rekabet ile iklimlerin bozulması, dünyadaki emek sömürüsü ile iklim bozulmalarındaki kuraklık yaşananları ile adeta son buzul kopmasıyla gündeme düştü. Düştükçe, genel yaşamla da buluşan birikimi,
Ülkeyi baş konuma taşıyacaktır. Emperyalist çağın gerçeklerinde bir yeni sömürge Nepal, böyle şartlarla gündemleşti.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



