Yıllık klasikleşen bir tekrar makalesi gibidir Altı Yedi Eylül günleri. İlginç bir siyasal paradoksa da sahip. Hem Kıbrıs hem bölgesel hem de genel emperyalist yeni politika başlangıcı açısından önemli tarihlerdir. Fakat, olayın önemi kadar, başta Kıbrıs’ta konu hiç sorgulanmaz. Türkiye’de belirli çevre dışına da çıkılamıyor. Sistem ise olayı planlayıp kendilerince ilk eylem ve “başarılı” olmasına rağmen, propagandası dahi yapılmıyor. Altı Yedi Eylül olayları bir anlamda başta Kıbrıs’ta önemli siyasal değişimlerle, yeni boyutlar katıldı. Genelde emperyalist klasik sömürgecilikten yeni sömürgeciliğe geçiş sürecinde bölgesel eksene de bu yakın tarih oldukça önemlidir. Buna karşın da pek bilen de yok.
Konuyla alakalı daha Bir Eylül’de İndependent Türkçe sitesinde Celaleddin Can’ın yazısı konuyu özetleyip önemini yazdı. Dileyen tekrardan bir hatırlama adına okuma bakımından önemli sayılacaktır.
Aradan yıllar geçti. Altı Yedi Eylül olaylarının artık başlangıcı pek bilinmez, siyasal amacı sorgulanmaz haldeyken, artık onun sonuçları Kıbrıs’ta planlanan hesapla ada fiilen ikiye ayrıldı. Hesapta olan Türkiye’nin Kıbrıs sorununa çekilme politikası da “başarılı” oldu. Artık Türkiye Kuzey Kıbrıs’ı resmen kontrol etmenin ötesinde resmen direkt yönetip oldukça değişimler de oluşturdu. Ama gelin görün ki bugün sadece K. Kıbrıs’a bakacak olursak, nüfusun önemli kısmı de TC kökenli olmasına rağmen, onların buraya gelmesindeki ilk önemli politik girişimin sonucu hali hiç bilinmez. Sokakta bir yurttaş çevirip Altı Yedi Eylül ile Kıbrıs’ı sorsanız, doğru dürüst yanıt alamazsınız. Hatta bilgisizlik sonucu, siz gerçekleri anlattığınızda bunu inandırmak da güç şekilde yüzünüze vurulacaktır. Halbuki Altı Yedi Eylül resmen Kıbrıs’ın da içinde olduğu bir siyasal neden ve bunu uygulayan tüm güçlerin, ilk defa ortak hamlesi olması bakımından da önemlidir. Nitekim: yapılan gerek Özel Harp Dairesi sorumlularından Sabri Yirmibeşoğlu gerekse İngiltere çevreleri olayın başarılı ilk eylem olarak kabul ettiler. NATO yayılmasının Yunanistan, Türkiye’ye ulaşması, bu yörede gizli Gladio adıyla ilk ismi STK olan yapının hem de hesaplı siyaseti olan Altı Yedi Eylül, hem İngiltere’nin dileği olan Türkiye Kıbrıs sorununa ekildi, hem de yapısal ilk prova da başarılı hale taşındı. Önemli itiraf ile Türkiye’nin o dönemki Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın savunma bakanına söyledikleri oldu: “galiba biraz aşırı gidildi”…
Altı Yedi Eylül plansız bir hareket değildi. Daha önceden özellikle İngiltere’nin Kıbrıs’ta yeni sömürge koşuluna çekmek için Türkiye’den istediği karşılığı alamıyordu. Hem Türkiye Kıbrıs sorununda kıvamlı hale getirilmesi, hem de Özel Harp Dairesi’nin ilk deneysel eylem ortaklığı bu siyasi provokasyonu gündeme sokturdu. Selanik’teki Atatürk’ün doğduğu evin bombalanması, bunun anında Türkiye’de gazetelerde manşet yapılıp yayılması, sokakların birden başta İstanbul’da dolup azınlık Hristiyanlara saldırmasıyla, plan gayet güzel işledi. İki gün süren olaylar, başta Rumlar olmak üzere, yağmalar ve öldürmeler oldu. Birçok Rum kaçmak zorunda kaldı. Sloganlar ise ilginçti: “Kıbrıs Türktür, Türk kalacak”.. Oysa resmi siyasetin böylesi bir ateşli Kıbrıs politikası yoktu. İngiltere’nin tüm uğraşına rağmen tam kıvama sokulmadıydı.
Bir anlamda ilk NATO’lu Gladio eylemi denemesi siyasal sonucu alındı. Artık Kıbrıs İngiltere’nin istediği şekilde Kıbrıs politik eksene konuldu. Kıbrıs artık yeni hamlelerle şekillendirilmeye hazır haldeydi.
Böylesi önemli siyasal sonucu olan, emperyalist yeni NATO dönemi ve bölgeye Amerika’nın merhaba gelişiyle yaşananlar elbet geleceğin de planları vardı. İlk adım “başarılı” şekilde gerçekleşti. Olayın sırrı fazla gizletilemedi. Selanik’teki bomba olayında istihbaratçı Oktay Engin’in olduğu kanıtlandı. Birçok yağma ve ölümler ise önce sola yükletilip yeni propaganda provokasyonuna girişildi. Aziz Nesin ve Kemal Tahir gibi aydınlar tutuklandı. Ama gerçekler ortaya çıkmakta gecikmedi. Sistem de giderek Altı Yedi Eylül olaylarını sorgulama ve suçluları açığa çıkarma yerine, unutturma ve sanki olmamış gibi bir hafıza kaybı şok tedavisi yapıldı. Doğrusu başarılı da olundu. İstenilen NATO’dan Kıbrıs’a politikası da resmi kamuoyunda kabullendirildi. Unutturularak ama yeni politikada yol alarak, çarpıklıklar içinde dek günümüze gelindi.
Şimdi soracak olursanız da Kıbrıs sorunu veya Özel Harp Dairesi’nin ilk eylem ortaklığını hatırlayan yok. Başlayan bu gelişmenin günümüz sonuçlarıyla değerlendirme akıldan dahi geçirilmiyor. Oysa belki de K. Kıbrıs nüfusunun önemli kesimi günümüzü anlamda bu tarihsel başlangıcını bilmeleri önemlidir. İngiltere istediği Kıbrıs’ı yeni sıçrama hedefine kavuştu. Türkiye Kıbrıs’a çekilerek, ileride K. Kıbrıs’ı kontrola dek varan süreci yaşadı. Amerika ise NATO’lu ilk Ortadoğu provasından başarılı çıktı. Öyle çıktı ki kendi rolü hiç konuşturulmadı. Kaybeden, başta Kıbrıs ve Türkiye’deki ağırlıklı Rum azınlığı oldu. Ama Türkiye burjuvazisi de kazançlı çıktı. Ulusal burjuva olma sürecinde azınlık zengin kesimi kaçarak, onların mülklerine el koyup kimisi de sermaye birikimi yaptı. Zaten eğer konulara sınıfsal bakılmadıkça da bir eksikliğin olacağı kesindir.
Kısaca, bir Altı Yedi Eylül günlerini daha yaşıyoruz. Özellikle K. Kıbrıs’ta hatta genel Kıbrıs’ta bu yakın tarih hiç konuşulmaz. Oysa eylemin önemli hedeflerinden biri de Türkiye’nin Kıbrıs sorununa çekilmesi idi. Bu başarıldı. Amerika ise bu yol ile Kıbrıs’a da merhabayı çaktı. Artık üzerinden seneler geçip de hafızalar kavramadan sildirtildi. Konuşulmayınca da yüzleşmeler de olmadı. Çünkü olan resmi siyasetin sıçrayarak yeni alanlara açılmasıydı.
Bu yıl Altı Yedi Eylül yazısını ağırlıklı olarak Kıbrıs penceresinden ele aldım. Çünkü konuların biri olan Kıbrıs nedense pek fazla öne çıkarılmıyor. Zaten normalde bu yakın tarih de pek sorgulanmaz. Sistem devam ettikçe de olmayacak. Ama özel harp veya STK ne olduğunu daha ilk eylemle de dünyaya ilan edildi. Bu görmezlik daha sonra Türkiye’de devrimci ve demokrat kesimler aynı yapının katliamlarıyla çok bedel ödediler. İşte yüzleşmemenin sonucu seneler çok karanlık dönemleri de ihtiyacı oranında yaşattı.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




