yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Kıyaslama yörüngesinde Yunanistan ve Sırbistan

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyaslama yörüngesinde Yunanistan ve Sırbistan

Genellikle birçok konuda iki karşıt tutum doğal hale sokuldu. Bir anlamda ilgili konunun kültürü biçimine bürünür. Normal hal ile yaşanan kriz ve yıkım dönemi. Bunu K. Kıbrıs ekseniyle genişletelim. Çoğu zaman normal genel sistem akışı yaşanırken, fazla kıyas etme ihtiyacı yoktur. Hatta daha ileri gidilip, direkt ilgisiz bilgisiz şekliyle de kendimizi övme öncülüğüne düşeriz. Örneğin, bizim çok iyi örnek olduğumuzu sıralarız. Çağdaş demokrasi hoşgörü örneği şekline büründürürüz. Böylelikle zevahiri kurtarır, birçok gerçekten de kaçma kolay düşüncesi oluşur.

Fakat: kriz döneminde veya felaketin gelmesi ile yaşanan acılar ister istemez kimilerini kıyasa iter. Hele de olumsuzluklar ağırlaştıkça, ya yönetime yaklaşarak pay alma veya eleştiri yapma adına kıyaslama örnekler aranır. Son gemi faciası günlerdir oradan oraya savrulan gerçekler ile çaresizliğin politik çıkış şekilleriyle de dalgalanıp gidiyor.

En utanmaz dereceli olup da ses çıkarılmayan davranışla da ek yapacağım: felaket yakınları minibüse doldurularak elçiliğe getirilip Türkiye yetkililerinin karşısına getirilme davranışı, bir faciadır. Dünyanın en kötü uygulamalarda dahi felakete uğrayan yakınların ayağına gidilip konuşma yapılırken, bizde o da tam aksi uygulanarak gerçekleşti. Dikkat edin, fazla eleştiri de gelmedi. Çünkü işin içinde olan malum. Teslimiyet ve yetki zehirlenmesinin basit ama ilerde konuşulursa “bu kadarı da olmaz” dedirtecek tutumdur.

Girişteki yönteme bağlı olarak, kriz felaketlerindeki tutumlarla bağlantılı birkaç örnek seçtim. Elbet Japonya’dan başlamayacağım: orada felaket sonrası makamcının istifanın ötesinde intihar etme seçkisi de oranın yaşamsal kültürün bir parçası şekline geldi. G. Kore’de de oluşan felaket sonrası istifa etmek normalin de ötesinde kaçınılmazdır. Hatırlayanlar olacak, çünkü yeri geldikçe yazdım. 1998 yılında G. Kore’de sol aday seçimi alırken, ülkede önemli bir siyasal denklemle toplumsal denetim mekanizmaları örgütlendirilip genişletildi. Bu tür felaketlerde de koltukta olanın hemen istifası normal davranış biçimine geldi. Nitekim bir gemi felaketinden hemen sonra iki bakan daha olay tam anlaşılmadan istifayı çaktı. Letonya’da ise çöken çatıda hiçbir ilgisi olmayan başbakan da istifayı verdi. Buna karşın en yakın örnek Türkiye’de her önemli felaket sonrası bırakın istifa etmeyi, konunun doğrusunu söyleyenlerin başına gelmeyen kalmaz. Sanırım bir yeri de bizi yakan Altı Şubat depremi ve sonrası olanların örneği çok acı şekilde hâlâ zihinlerdedir. Hele de Adıyaman mezarlaşan otel olunca…

Gelelim iki örneğe: önce garantörümüz de olan, egemen idolojimizde hamasileştirilen veriştirme ülkesi Yunanistan’a. Birkaç yıl önce bir tren kazası olur. Dikkat edin: Çorlu’daki tren faciası değil, Yunanistan’daki faciadan söz ediyorum. Tepkiler hemen başladı. Protestolarla sokaklara çıkıldı. Her yeni bilgi ile de artan kızgınlık sokak eylemiyle tetikleniyordu. Karamanis yönetimi ise gayet güzel oylarla aldığı seçimin tadını çıkardığı anda bu facia oldu. Halbuki bazı ülkelerde bu tür tren kazalarına sadece kaza diyerek geçiştirilenler de vardı. Zaten Türkiye’deki Çorlu tren faciası yargıda bu düzeyde ele alınma korkusuyla eleştiri yapılmaya uğraşılıyordu.

Yunanistan yönetiminin tadı kaçtı. Başta ulaştırma çalışma bakanları özür dileyerek gelen öfke selini ufak bariyerle karşılamaya çalıştı. Olmadı. Sonuçta bakan istifa ediyor. Konu mahkemelerde genişletilerek sürdürüldü. Hâlâ akla geldiğinde protesto yapılan tarihi gelişme olarak hatırlatılmaktadır. Şimdi: önümüzdeki dönem seçimlerindeki sandığa yansıyış da konunun devamlılığı için kıyasa açık tutum olacaktır.

Gelelim Sırbistan’a: Sırbistan’da da bir istasyon çatısı çöker. Altında kalan bazı insanlar da ölür. Orada da tepkiler başlar. Tepkiler giderek her hafta sonu protesto gündeliğine gelir. Zaman akar. Sırbistan yönetimi, sorumluların yargılanacağını söyler. Ama protestoculara karşı da devlet gücünü kullanır. Polis jopu ve biber gazı en kolay başvurulan silah halinde insanlar üzerinde kullanıldı. Tutuklama furyası, yasaklamalar ve işin içinden çıkamayınca, en son aşamaya dek araştırma sözleri birlikte havada uçuştu. Ama sıkılan gaz bazı “kurtarıcı” gibi sözleri de boğdu.

Haftalar geçti. Protesto dalgası tüm değişken propaganda ve baskılara karşın durdurulamadı. Özellikle gençlik öğrenci hareketleri etkili oluyordu. Hatta ellerinden gelen çabayla da siyasal muhalefet partilerini de protesto dalgasına sokmamaya çalıştılar. Kendilerinin hiçbir partiyle alakalı kılmadılar. Sırbistan sosyal muhalefeti bu konuda deneyim birikimine sahiptir. Birçok sosyal tepki protestolarda “savaşa karşı dahil” sistem muhalefetini aralarına almamaya çalıştılar.

Artık aylardan seneye gelindi. Yine de hafta sonu protestolar sürdü. İstifa eden, görevden alınan bakanlara rağmen, öfke sonlanamadı. Sonuçta devlet başkanı baktı ki iş durmayacak: o zaman kendini de kurtaracak bir hamle yaptı. Erken seçimi kabul eder havasına girdi. Ayrıca yapacağı seçim yasası ayarını da araya sıkıştırdı. Şimdiden hesabın devlet başkanının yeni ayarla yetkilerinin önemli kısmını başbakana devredip, kendi de devlet başkanlığından vazgeçip başbakan olma kayışını yapacağı söylenmektedir.

Ama net olan şu: protestolar tüm baskı durumuna rağmen sürdürüldü. Belgrad bunun havasını gidene hep yaşattı.

Burada önemli bir duruma da değinmeden olmaz: genelde Balkanlar ve Güney Asya ülkelerinde, son dönemde ortaya çıkan hareketlerde öğrenci gençlik hareketleri önemli dinamiktir. Öyle ki muhalefet siyasal partileri dahi temsil etmediklerini de belirtiyorlar. Muhalefet hareketi başarılı olup yönetimleri dahi değiştirdiği de oldu. Bangladeş, Madagaskar gibi… Fakat, iş yine seçime gelince seçilen muhalefetteki parti oluyor. O zaman da sorgu hemen başlar. İnce nokta şu: neoliberal başarının gölgesinde oluşan politik tepkiler, genelde örgütsel karşı seçeneklerde zayıftırlar. Balkanlarda son dönemde Sırbistan, Yunanistan, Arnavutluk ve Bulgaristan önemli sonuçlarla bize bunu yaşattı. Gerçi: K. Kıbrıs’ta sosyal muhalefet dalga diye geleneksel bir tepki yok. Son dönemde bizde iki tepki oldu: biri maaşların kesilmesinde ötekisi de Üstel’in Jet skandalıyla görevden alınınca UBP Girne örgütünün parti binasını asması şeklinde yaşandı.

Benzer tepkileri 2008’deki neoliberal finansman krizinde Avrupa’da da yaşadık. Temel soru veya eksik şu: tepkiler bazen yönetimleri zorlar. Hatta istifa etmelerini de sağlar. Fakat, karşıt seçenek olmadıkça, bu başarı baştaki yerinden yeniden geriye düşer. Neoliberal sürecin günümüz politik gerçeğidir. O zaman da Kuzey İskandinav Avrupa ülkelerinde olduğu gibi de yeni faşist hareketlerin, seçimle iktidar yolunu da kolaylaştırmaktadır.

Kısaca, sadece öfke, acı ve felaketle yaşanan Girne gemi felaketi, ülkemizde fazla siyasal etki yapmadan geçecek. Tıpkı ötekiler gibi. Sistemi sorgulayan ve devamında yeni sistem seçenekleri kabul görmedikçe, bu kısır döngü dönmeye devam edecektir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Nepal gerçeği, buraya kadar nasıl geldi?

Son günlerde bir memleket adı arada bir duyulmaktadır. Başka...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nereden bakarsan bak!

Siz ne kadar çırpınırsanız çırpının. Var olan gerçeklerle değil...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yunanistan, Sırbistan ve K. Kıbrıs

Son günlerin konusu: Girne'den kalkan tekne veya geminin batması....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaçamayacağımız gerçeklerle, acı şekilde karşılaşırken

Aslında hâlâ bize umursuz havamızın ninnisi gibi geliyordu. Oysa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,906TakipçilerTakip Et
945AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çağla Elektrikçi yazdı: Güvensiz Yolculuklar, Kolektif Yas

Girne feribotunun alabora olması, can kayıpları ve parçalanan ailelerle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nepal gerçeği, buraya kadar nasıl geldi?

Son günlerde bir memleket adı arada bir duyulmaktadır. Başka...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nereden bakarsan bak!

Siz ne kadar çırpınırsanız çırpının. Var olan gerçeklerle değil...

Fikret Başkaya yazdı: Kapitalizmden çıkmanın gerekliliği ve aciliyeti…

“İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yunanistan, Sırbistan ve K. Kıbrıs

Son günlerin konusu: Girne'den kalkan tekne veya geminin batması....

Ceren Ergenç yazdı: Çinli işçinin beklenmedik ‘müttefiki’

Türkiye'de yaz boyunca fazla mesai haberleri üst üste geldi....

Yusuf Karadaş yazdı: ŞİÖ zirvesi, Erdoğan-Putin görüşmesi ve S-400’ler meselesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İş Birliği Örgütünün (ŞİÖ) genişletilmiş başkanlar...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaçamayacağımız gerçeklerle, acı şekilde karşılaşırken

Aslında hâlâ bize umursuz havamızın ninnisi gibi geliyordu. Oysa...

Canlı yayın