iktibasAras CoşkuntuncelAras Coşkuntuncel yazdı: ‘Amerikan özgürlüğü’ dedikleri

Aras Coşkuntuncel yazdı: ‘Amerikan özgürlüğü’ dedikleri

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Geçtiğimiz hafta ABD İran’da yine sivilleri bombalarken Beyaz Saray’ın resmi Twitter hesabı “Komünizm Amerikan özgürlüğüne yönelik ölümcül bir tehdittir” diye paylaşımlar yaptı. Trump rejiminin çeşitli kişi ve kurumları bir suredir anti-komünist paylaşımlar ve açıklamalar yapıyor; doğaldır, çünkü kapitalizmi ve Amerikan emperyalizmini yenmiş, yenebilecek en büyük tehdit ve hareketin adı komünizm. Peki bu “Amerikan özgürlüğü” dedikleri ne menem bir şey?

En büyük hapishane nüfusu ABD’de

Resmi verilerine göre ABD yıllardır olduğu gibi hâlâ dünyanın en büyük mahkum nüfusuna sahip; eyalet, federal, yerel, özel hapishaneler ve göçmen gözaltı merkezlerinde parmaklıklar ardında toplam 2 milyon kişi var. “ABD dünya nüfusunun yalnızca yüzde 5’ine sahip olmasına rağmen dünya genelindeki mahkum nüfusunun yaklaşık yüzde 25’ini barındırıyor.”[1] Peki kimler bu parmaklıkların ardında? Örneğin Siyahlar Beyaz Amerikalılara göre beş kat daha yüksek oranlarda hapsediliyor. Latin Amerika kökenliler (Hispanikler) ve Siyahlar ABD nüfusunun yüzde 32’sini oluştururken hapishanedeki nüfusun yüzde 50’sini oluşturuyorlar. Yine resmi raporlara göre Siyahi ya da Hispanik erkeklerin denetimli serbestlik cezası alma olasılığı beyaz erkeklere kıyasla çok daha düşük. Son yıllarda kadınları da hedef alan bir trend var: Bir yıldan uzun süreli hapis cezasına çarptırılan kadınların sayısı ülke genelinde 41 eyalette artış göstermiş, ve hapisteki kadınların önemli bir oranı daha önce fiziksel ve cinsel istismara maruz kalmış kişilerden oluşuyor. Federal hapishanelerde mahkûmların neredeyse üçte ikisi şiddet suçlarından değil, uyuşturucu veya silah suçlarından dolayı içeride.

Kölecilik hâlâ yasal ve devam ediyor

ABD Anayasası’nın ek 13. maddesi güya köleciliği kaldırıyor, ancak metinde “bir suçun cezası olması durumu hariç” ifadesi var ve yüz binlerce mahkum bu madde üzerinden, anayasaya uygun olarak köleleştiriliyor. Bu mahkumlar ya ücretsiz ya da örneğin saatte 8 cent’e (0,08 dolar) başta tarlalarda olmak üzere çeşitli işlerde zorla, yani köle olarak, çalıştırılıyor. Bu mahkum kölelerin çoğunluğu herhangi bir ücret alamadığı gibi hiçbir hak ve yasal güvenceleri de yok, ve kurallara uymadıklarında hücre hapsiyle cezalandırılıyorlar; çoğunluğu da Siyah. Bugün örneğin Mississippi’de atalarının köle olarak çalıştığı aynı arazilerde mahkum köleler çalışıyor “tek fark pamuğun yerini sebze ve meyvelerin almış olması.”[2]

Eşitsizlik uçurumu ve satın alınan seçimler

Amerikalılar kiralarını, market alışverişlerini, faturalarını ödemekte günden güne daha da zorlanırken ve Trump rejimi yoksulların gıda yardımı kuponlarını bile keserken milyarderler kârlarına kâr katıyor. Bugün ABD’nin en zengin 100 kişisi ülkenin yarısından daha fazla servete sahip. Forbes ve Federal Rezerv verilerine göre bu 100 kişinin toplam net serveti 5,5 trilyon doları bulurken nüfusun alt yarısı, yani 66 milyon hane, toplamda yaklaşık 4,3 trilyon dolarlık bir servete sahip. Bu milyarderler aynı zamanda seçimleri de iki partinin politikalarını da satın alıyor; New York Times’ın araştırmasına göre 300 milyarder sadece 2024 genel seçimlerinde toplam bağışların neredeyse yüzde 20’sine denk gelen 3 milyar dolardan fazla bağışta bulunmuş. Üstelik bu rakama bağışçılarını açıklama zorunluluğu bulunmayan gruplar aracılığıyla yaptıkları bağışlar dahil değil. Hem Demokrat Parti’ye hem Cumhuriyetçi Parti’ye bağış yapan bu milyarderler, “eğitimde özelleştirmenin daha da yaygınlaştırılması, kürtaj haklarının kısıtlanması, kamu yönetiminde yapay zeka kullanımının yaygınlaştırılması ve kiracıların tahliye edilmesini zorlaştıracak yasaların engellenmesi gibi konularda ülke genelinde eyaletlerde siyasi liderliğin ve politikaların köklü bir şekilde değişmesini sağladılar.”[3] 

Düşünce özgürlüğü aldatmacası

Ara seçimler yaklaşırken kendisini “demokratik sosyalist” olarak niteleyen ya da “demokratik sosyalistlerin” desteklediği bazı adaylar (ki sosyalizmle alakaları yok) önemli eyaletlerin önseçimlerini kazanınca, ABD Temsilciler Meclisi, Demokratların da yeterli desteği ile, “sosyalizmin her türlüsünü” lanetleyen bir karar tasarısını oy çokluğu ile geçirdi. Karar sosyalizmin ABD anayasasının değerleriyle bağdaşmadığını öne sürüyor. Tasarıyı sunan temsilci Maria Salazar oylama sonrası “Bugün Temsilciler Meclisi açıkça ortaya koydu ki sosyalist ideolojinin ABD’de kök salmasına izin vermeyeceğiz” diye ilan etti.

Liberallerin öve öve bitiremediği ABD’nin ifade ve medya özgürlüğü örneğin konu Filistin ya da göçmen polisi ICE’nin uygulamaları olunca tamamen kayboluyor. Ağustos’un son haftasında ABD Hazine Bakanlığı, İngiltere merkezli soykırım karşıtı “Palestine Action” grubunu terör örgütü olarak tanımladı (aynı günlerde bir El-Kaide liderinin yönettiği Suriye’yi “Terörizme Destek Veren Devletler” listesinden çıkardı). Daha geçtiğimiz yıl Filistin’e eylemlerle ya da okul gazetelerine yazılarla destek veren üniversite öğrencileri birer birer sokak ortasında ya da evlerinden maskeli sivil polislerce kaçırılarak toplama kampı misali göçmen gözaltı merkezlerine götürülüyordu. Kampüslerdeki eylemlere ise polisler ve polis korumasında Siyonist çeteler şiddetle saldırdı. Bu yıl göçmen polisi ICE’nin operasyonlarını telefon kameralarıyla anayasal hakları çerçevesinde takip eden vatandaşlar sokak ortasında polislerce kurşunlanarak öldürüldü, isimleri kara listelere alındı.

Başlıklar daha uzar ve bu başlıkların içeriğini oluşturduğu “Amerikan özgürlüğü”ne komünizm elbette “ölümcül bir tehdittir.”


[1] https://theworlddata.com/prison-statistics-in-the-us/

[2] https://daily.jstor.org/slavery-and-the-modern-day-prison-plantation/

[3] https://www.nytimes.com/2026/03/09/us/billionaires-federal-election-campaign-contributions.html?eafs_enabled=false


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD demokrasisi ve İran savaşı

Kant “Mutlak monark nedir? ‘Savaş olmalı’ diye emrettiğinde, savaşın...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD’de yükselen gözetim araçları kırıcılığı

ABD’de her sokağa yerleştirilmeye çalışılan gözetleme kameralarını bireysel ya...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD’nin Küba raporu ve antiemperyalist mücadeleler korkusu

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray’ın “aşırı...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD sokaklarında infazlar, salgınlar ve antikomünizm

ABD’de emekçiler sokak ortasında maskeli polislerce infaz edilmiyorsa ya...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,899TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın