ABD’de emekçiler sokak ortasında maskeli polislerce infaz edilmiyorsa ya da ailelerinden koparılıp toplama kamplarına yollanmıyorsa endüstriyel çiftliklerden yayılan ve ilgili düzenlemelerin kaldırılması yüzünden kaynağı bile bulunamayan bakterilerle ağır ishal olup gününü tuvalette ya da hastanede geçiriyor. Bakteri ya da polise değmeden dışarı çıkabilenler iklim değişikliği yüzünden daha da şiddetlenen orman yangınlarının getirdiği dumanı soluyor ya da İran’a atılan bombalar yüzünden benzini daha pahalıya alıyor.
Birbirinden bağımsız gibi görünen bu başlıkların hepsi aynı kapitalist emperyalist sömürü, kâr ve barbarlık düzeninin tezahürleri. Ve tüm bunların ortasında ABD dışişleri bakanı, Trump’ın en üst düzey danışmanları ve Beyaz Saray’ın sosyal medya hesapları komünistleri avlamaktan, sol örgütleri terörist ilan etmekten bahsedip yeminler ediyor. Toplumsal muhalefetin biraz hareketlendiği anlarda “Komünistler geliyor” naralarıyla önce komünistler ve sosyalistlerin ardından tüm muhalefetin şiddetle hedef alınması hem ABD hem Avrupa tarihinden oldukça tanıdık.
Son zamanlarda kendisini sosyalist ya da “demokratik sosyalist” olarak tanımlayan, özellikle işçi, emekçi, göçmen, Siyah ve kadın hakları üzerinden politika yapan, ücretsiz genel sağlık sigortası isteyen ve İsrail’e desteğin kesilmesini savunan temsilciler meclisi aday adayları ön seçimleri kazanmaya başladı. Benzer adaylar birçok şehir ve eyalette göçmen ve emekçi mahallelerinde güçlü kampanyalar örgütlüyor. Bu sırada Cumhuriyetçiler ve Demokratlar Kongrede kol kola ne asker ne polis, 2001’den beri her başkanın çabalarıyla adeta paramiliter bir güce dönüşen ICE için Beyaz Saray’ın istediği 70 milyar dolarlık ek kaynak aktarımını onayladı. Bu ek bütçeden hemen sonra ICE’nin maskeli polisleri 8 gün içinde 4 göçmen emekçiyi sokak ortasında katletti. Bu yargısız infazlar emekçi mahallelerini ve göçmen topluluklarını terörize edecek, korku ve gözdağı verecek, yıldıracak şekilde büyük bir şiddetle ve canavarca işleniyor.
Örneğin evli ve bir çocuğu olan 25 yaşındaki yemek kuryesi Joan Sebastian Guerrero’nun katledilmesi görgü tanıklarının anlatımından ve çektikleri videolardan anbean belgeli: Guerrero ICE’nin göçmenlik birimi kuvvetleri tarafından maskeli, silahlı ve sivil araçlarla takip edilirken araçlardan biri şoför koltuğu tarafına çarparak Guerrero’yu durduruyor. Ardından polisler silahlarını doğrultarak aracın etrafını sarıyor ve arabanın içine altı el ateş ediyor. Başından vurulan Guerrero’nun can çekişen bedenini polisler araçtan çıkarıp kaldırma kafa üstü attıktan sonra arkadan kelepçeliyorlar ve Guerrero orada can veriyor. Benzer bir cinayet Teksas’ta işlendi. On yıllarca inşaat isçiliği yapmış 57 yaşındaki Lorenzo Salgado Araujo işçi arkadaşlarıyla birlikte sabahın erken saatlerinde inşaat alanına doğru giderken yine hiçbir resmi amblem olmayan sivil araçlarla takip ediliyor ve durduktan sonra yolcu kapısı açılıp ICE polislerince içeriye ateş ediliyor. Polisler Salgado’yu yaralı halde sürükleyerek kaldırıma uzattıktan sonra kelepçeliyor ve Salgado orada kanlar içinde, diğer işçi arkadaşlarının gözü önünde, can çekişerek ölüyor.
Deregülasyon ishali
Trump’ın ilk döneminde yürürlükten kaldırılan gıda testleri Biden döneminde de şirketler lehine ortadan kaldırılmaya devam etmiş ve gecen yıl da Gıda Kaynaklı Hastalıkları Aktif Takip Ağı lağvedilmişti. Ayni yıl su kaynaklarına ham kanalizasyon suyu karışmasına karşı yürürlükteki kısıtlamalar da Anayasa Mahkemesi tarafından zayıflatılmıştı. Bu düzenleme ve kısıtların kaldırılmasından bir yıl sonra endüstriyel çiftliklerde üretilen sebze ve yeşilliklerden bulaşan ancak kaynağı takip edilemediği için hâlâ önü alınamayan bakteri kaynaklı ve şiddetli ve ani (ABD’deki deyimiyle “patlamalı”) ishale yol açan bir salgın başladı.
Ankara’daki NATO zirvesinde katılımcılar silah alım anlaşmaları imzalayıp NATO harcamalarını arttırma sözü verirken ABD İran’ı tekrar bombalamaya başladı. Drop Site News’in haberine göre bir başlayıp bir duran bu bombalar ateşkes görüşmelerini yürüten Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’i de zengin ediyor; bu ikili görüşmeleri suistimal ve finansal piyasaları maniple ederek milyarlarca dolar kazanmış.
Bombalar devam ederken ırkçı ve savaş yanlısı Senator Lindsey Graham kalp krizi geçirerek öldü ve yerine de adeta lordlar kamarası misali Graham’ın kız kardeşi atandı. İki gün sonra Trump ABD seçim sisteminin saldırılara karşı zayıf ve kolayca maniple edilebilir olduğunu savunarak kaybedeceği kesin olan ara secimler öncesi seçimlerle ilgili yeni düzenlemeler getireceğini açıkladı.
Bunların yanında Küba’nın toptan cezalandırılarak elektriksiz bırakılması ve ambargo ve ablukanın şiddetlendirilmesi, Venezuela’nın seçilmiş meşru başkanı ve eşinin kaçırıldıktan sonra hâlâ bir hücrede çürümekte oluşu ve ABD dışişlerinin Venezuela’yı Washington’dan yönetmesi, Washington’un Uluslararası Ceza Mahkemesinin lağvedilmesi için çabalaması, İran’da 168 kız çocuğunun bombalanmasıyla başlayıp hâlâ devam eden savaş suçları, Epstein belgeleri diye uzayıp giden bir liste de var. Tam böyle bir anda Dışişleri Bakanı Rubio “aşırı sol” ve komünistler ve Marksistleri “terörist” ilan edip “kendine has bir musibet”, “giderek yayılan bir karanlık” ve “medeniyetin kendisine duyulan bir nefret” gibi bayat repliklerle tanımladı ve komünist, sosyalist, sol tüm muhalif hareketlere savaş açtı.
ABD sermayesi ve emperyalizmi doğayı, hayatı, insanı, halkları daha çok kâr ve güç için sömürürken aynı anda içeriden gittikçe zayıflayıp ve çürüyen, Sovyetlerin de yokluğunda, içeride, dışarıda daha da saldırganlaşan, daha çok faşizme kayan bir safhaya girdi.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



