yazılariktibasBayazıt İlhan yazdı: Gizil nekropolitika

Bayazıt İlhan yazdı: Gizil nekropolitika

Kategori:

Pek çoğumuza yabancı gelebilecek bu kavram Prof. Dr. Feride Aksu Tanık’ın Ayrıntı Yayınları’ndan yeni çıkan kitabının başlığına girmiş: “Gizil Nekropolitika: Sömürgecilik, Pandemiler ve Aşı Emperyalizmi”. Feride Hoca kitabını “sömürgecilik ve neoliberal sağlık politikaları nedeniyle sessiz, sitemsiz yaşamını yitiren, şanslılarsa istatistiklerin ve grafiklerin nesnesi olan insanların anılarına” ithaf ediyor.

Kitap AIDS/HIV ve son yaşadığımız COVID-19 pandemisi üzerinden, salgın hastalıkların çıkışında, tedaviye ve aşıya erişimde bizlere anlatılanların çok ötesinde gerçekleri anlatıyor. Bunları ancak toplumcu bakış açısına, farklı disiplinlerin bilgisine ve bilimsel ahlaka sahip hekimler kazıyarak ortaya çıkarabilir. Şöyle yazmış Feride Hoca: “Bulaşıcı hastalık salgınlarının yolu sömürgecilik ve ırkçılıkla kesişmiyor, aslında bu salgınlar bizatihi sömürgecilik, ırkçılık ve kapitalizmden köken alıyor.”

Salgınlar sadece virüsler, bakteriler, parazitler tartışılarak tam ve doğru anlaşılamaz. Arkasında emperyalist kapitalist sistem, sömürgecilik ve ırkçılık tarafından belirlenen siyasal ve iktisadi süreçler, bunların yarattığı, ulusal ve uluslararası eşitsizlikler vardır. Eşitsizliklerle dolu bu düzen çok vahşidir, büyük oranda kimin ölüp kimin sağ kalacağına karar verir. Tedavülde olan ölümün politikasıdır, nekropolitikadır.

AIDS VE COVID-19

Feride Hoca bu iki hastalığı seçmesinin nedenini şöyle açıklıyor: Kamusal fonlarla geliştirilen antiretroviral ilaçlara (AIDS ilaçları) ve COVID-19 aşılarına erişimi Dünya Ticaret Örgütü’nün TRIPS (Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları) anlaşmasının nasıl engellediğini, kapitalizmin, emperyalizmin nasıl acımasızca ve pervasızca sağlıklı yaşam hakkını, sağlık hizmetlerine erişme hakkını gasp ettiğini gözler önüne sermek.

AIDS’in resmi tarihine baksanız 1980’lerin başında, Kaliforniya’da eşcinsel erkelerde ortaya çıktığını yazar. Oysa derinlerde Afrika’da başlayan bir öyküyü, virüsün türler arasında geçişinden başlayarak pandemi haline gelişinde Afrika’nın bir kıta olarak sömürgeleştirilmesini, doğal hayatın tahrip edilmesini, hayvanların ve insanların yaşam haklarını ellerinden alan yapısal bir şiddeti görürsünüz. AIDS hastalarının damgalandığı çirkin sürecin arkasında milyonların ölümü, bir kıtada yaşam süresinin kısalması, bebeklerin HIV pozitif doğması, öksüz, yetim büyümeleri ve hepsinden acısı patent korumaları ve pahalı ilaçlar nedeniyle milyonlarca insanın yıllarca tedavi imkânlarından mahrum bırakılması vardır. Bunca kötülüğün içinde anneden bebeğe HIV geçişini 11 yıl önce hangi ülke durdurdu biliyor musunuz? Sosyalist Küba!

COVID-19 pandemisi de ekosistemin tahribatının, kapitalizmin yapısal krizinin derinleşerek sürdüğü bir zaman diliminde hayatımıza girdi. Pandemi sınıfsal eşitsizlikleri daha da derinleştirdi, zengin daha zengin, yoksul daha yoksul oldu. “Evde kal” dendi ama işçiler, göçmenler, dezavantajlı olanlar evde kalamadı, hastalandı, öldü. ABD’den Brezilya’ya, Hindistan’dan Türkiye’ye pek çok kötü yönetim örnekleri sergilendi, hastalık, ölüm sayıları doğru verilmedi. Bazı klinik araştırmalar skandallar dizisine dönüştü, araştırma etiği ayaklar altına alındı, kâr hırsı her şeyin önüne geçti.

COVID-19 aşılarının hızla geliştirilmesi toplumsal kaynaklar, kamusal fonlarla gerçekleştirildi, ancak TRIPS’in esnetilmesi, patent mevzuları müzakere edilirken küresel düzlemde bir toplumsal bağışıklık sağlanamadı. Zengin ülkeler nüfusunun birkaç katını aşılayacak sayıda aşıyı istiflerken yoksul ülkelere ölüm düştü. Uluslararası COVAX aşı girişimi 2021 sonuna kadar 92 düşük ve orta gelirli ülke nüfusunun beşte birine aşı sağlamayı hedeflerken bu hedefin sadece dörtte biri tutturulabildi.

COVID-19 güvenlikçi politikaların ve temel hakların kısıtlamasının aracı oldu. Kapanma, sokağa çıkma yasağı gibi kavramlar epidemiyolojinin karantina ve izolasyon kavramlarının yerini aldı, dümene İçişleri Bakanlığı geçti. Salgın önlemlerinin güvenlik perspektifiyle araçsallaştırılması emekçiler aleyhine politikaların uygulanabilirliğini kolaylaştırdı.

SÖMÜRGECİLİK VE TIP

Kitabın çok özel bir yanını “Karanlık Arka Plan” bölümündeki tropikal tıp, sömürgeci ülkelerde tropikal tıp okulları, sömürgelerde sağlık hizmetleri ve tıp fakülteleri başlıkları oluşturuyor. Feride Hoca, British Medical Journal Dergisi’nden 1955 tarihli şu alıntıya yer veriyor: “Afrika’da medeniyetin ve sömürgeciliğin düşmanı Mehdilik değil sıtmadır. Emperyalizm karşıtı direniş hareketleri neyse tropikal hastalıklar da odur!”

Afrika’daki hastalıklar sömürgeciler için başa belâdır. Bunları anlamak, tanımlamak, korunma ve tedavi yöntemlerini geliştirmek için sömürgeci ülkelerin ağırlıklı olarak başkentlerinde tropikal tıp okulları kuruldu. Kitapta örnek olarak meşhur Londra Tropikal Tıp ve Hijyen Okulu (LTTHO) anlatılıyor. LTTHO İngiliz sömürgelerinin ve denizaşırı bölgelerin idaresinden sorumlu hükümet bakanlığı olan Koloni Ofisi tarafından bir sömürge kurumu olarak kuruldu. Okulun kuruluşu ve işletme masraflarının karşılanması Koloni Ofisi tarafından ve kolonilerden gelen paralarla karşılandı.

Önemli bir başlık da Afrika’daki sömürgelerde 20’nci yüzyılın ilk yarısından itibaren Avrupa üniversitelerinin kopyası olan tıp fakültelerinin kurulması. Bu fakültelerin eğitiminde sömürgeci zihniyet ve ırkçılık en temel yapısal özellik oldu. Madagaskar, Güney Afrika, Uganda, Sudan, Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zimbabve’de kurulan tıp fakültelerdeki eğitim, kontenjan belirlemeler, öğrenci alımı, mezuniyet sonrası çalışma koşulları da sömürgecilik mantığıyla şekillenen detaylar içeriyor.

Feride Hoca kitabında büyük hekim Rudolph Virchow’un şu sözüne atıfta bulunuyor: “Tıp bir sosyal bilimdir ve siyaset, tıbbın daha geniş ölçekte uygulanmasından başka bir şey değildir.”

Evet, tıp sadece tıp değildir. Kitap salgın hastalıkları ve ekonomi politiğini anlamaya meraklı herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...

Ishmael Reed yazdı: 250. Yılda Kahramanlar, Canavarlar

Kutuplaşmış Amerikan medyası, 4 Temmuz’a giden hafta boyunca kurucu...

Isaac Saney yazdı: Kuşatma Altında İp Üstünde Yürümek: Küba’nın Reformları ve Sosyalist Egemenliği

Küba’nın yeni ekonomik dönüşüm paketinin açıklanması hem ülke içinde...

Cihan Tuğal yazdı: NATO zirvesi, Türk devletinin bileşenleri ve Arap dünyası

“Tarihi” addedilen bir NATO zirvesi geldi, geçti. Devletin iki...

Ela Ava yazdı: Trump açmazda: Dış ve iç politikada çember daralıyor

Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme çabalarının yoğunlaşmasıyla eş zamanlı olarak...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,925TakipçilerTakip Et
906AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kiriakos Cambazis yazdı: Kıbrıs sorununun bugünkü aşaması ve reddiyeci güçler

Bu günlerde, bir İngiliz gazetesinin Maria Angela Holgin'in öneriler...

Dionysis Dionysiou yazdı: Kıbrıs sorununda “Türk çözümü” ve kim destekliyor?

Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununda yeni bir girişimine dair tartışma,...

George Koumoullis yazdı: DİSY’nin darbe konusundaki “hermafrodit”* tutumu

* başlıktaki hermafrodit kelimesinin Türkçe tam karşılığı argo olarak...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Atilla Harekatı ve Sonuşları; Nere Giderig?

15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın ülkemize gerşegleşdirdiyi darbeden 5 gün...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...

Canlı yayın