iktibasAras CoşkuntuncelAras Coşkuntuncel yazdı: Yeni düzenin yükselmesi Küba'dan geçiyor

Aras Coşkuntuncel yazdı: Yeni düzenin yükselmesi Küba’dan geçiyor

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Filistin’de soykırım, Lübnan’da işgal ve etnik temizlik; İran’a karşı bir ilkokulu ve İran liderini evinde ailesiyle bombalayarak başlayan savaş; Suriye’nin iş birlikçi ve soykırımcı selefi-cihatçı çetelere teslimi; Lübnan Hizbullah’ı Lideri Nasrallah’ın yüzlerce siville birlikte öldürülmesi ve Hizbullah kadrolarının aileleri ve çevrelerindeki insanlarla birlikte ellerindeki çağrı cihazları bombaya dönüştürülerek siyonist devlet terörüyle hedef alınması; Neonazilerin hakim olduğu Ukrayna yönetimi ve ordusunun silahlandırılmaya ve yüz binlerin ABD ve Avrupa çıkarları için ölüme gönderilmeye devam edilmesi; Venezuela’nın meşru ve seçilmiş başkanının eşiyle birlikte haydutça kaçırılması ve ülkenin petrolüne adeta el konulması; Irak, Yemen, Suriye, Somali, Nijerya’nın bombalanması; Küba’ya yıllardır devam eden ambargonun yanına ablukanın eklenerek bütün bir halkın elektriksiz bırakılması; ve Karayipler ve Pasifik’te tekne ve botların ‘Uyuşturucu kaçırıyorlar’ bahanesiyle gelişigüzel bombalanarak içindekilerin yargısız infazlarla öldürülmesi…

Akla bir çırpıda gelen ve son birkaç yılda yaşanmış bu barbarlıklara bakınca ABD’nin egemenliğinin şiddetle daha da güçlendiği sonucu çıkabilir; ya da bu barbarlığın nasıl sona ereceğine dair kara bulutlar çökebilir. Ancak bütün bu barbarlığın içinde, bu barbarlıkla aynı zamanda ABD’nin ve dayattığı “dünya düzeni”nin düşüşü ve yenilgisi var. Aynı anda da Çin’in yükselişi ve başını Çin’in çektiği yeni bir düzenin doğum öncesi sancıları ve ittifakların da bu sebeple hızla yeniden şekillenmesi var. Bu düşüş ve yükselişi Gazze, İran ve Küba üzerinden okuyabiliriz.

Gazze’de ABD ve Batı’nın sınırsız ve sorgusuz desteği sayesinde İsrail eliyle herkesin gözlerinin önünde gerçeklesen soykırım, yıkım ve vahşet, bir anlamda liberal uluslararası düzen kandırmacasının sonu oldu. Soykırım karşıtlığının ABD, İngiltere, Almanya’da uğradığı saldırılar da liberal demokrasi anlatısının içinin boşluğunu gözler önüne serdi. Ardından ABD İran’da yenildi. Çin bu kez müttefikini tamamen kendi başına bırakmadı ve İran savaşı şimdiden “ABD imparatorluğu için sonun başlangıcı” olarak anılıyor ve İngiliz imparatorluğunun Süez Kanalı krizi anına benzetiliyor. Çin önderliğinde ve ABD düzenine karşı yeni bir düzenin bugün tam anlamıyla doğup doğmayacağının esas testi ise on yıllardır işgal tehditleri, ambargo, sabotaj ve ablukaya direnen Küba’da olacak. Çünkü eğer yeni bir düzen doğacaksa, ittifaklar yeniden şekillenecekse bu, ilk etapta ve başta Çin’in ve Çin’le birlikte “küresel güney” diye adlandırılan ülkelerin kendilerini ve birbirlerini ABD emperyalizminin barbarlığından korumasıyla, koruma çabasıyla, koruyabildiği kadarıyla olacak.

Küba on yıllardır, Michael Parenti’nin “kuşatma sosyalizmi” dediği koşullarda (Ekim Devrimi’nden hemen sonra 14 ülkenin Bolşevikleri yıkmak için işgal ettiği Sovyetler Birliği dahil tüm sosyalist devrimlerin maruz kaldığı gibi) emperyalist kuşatma, sabotaj, ambargo, suikast, darbe girişimleri koşulları altında direnerek var oluyor. Üstelik Küba, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından beri Sovyetlerin desteği olmadan, neredeyse tek başına direnmeye çalışıyor. Küba devrimden önce halkın neredeyse yarısının doğru dürüst bir işinin olmadığı ve şeker hasadına göre ancak sezonluk işlerde çalışabildiği; Havana’nın mafya, kumar, fuhuş başkenti olduğu; Amerikan elçisinin devlet başkanından daha güçlü olduğu ve her yerinde sistematik ırkçılığın sürdüğü bir ülkeydi. Ama devrimin Küba’sında, 64 yıllık şiddetli kuşatmaya rağmen ortalama yaşam süresi ve bebek ölüm oranı göstergeleri ABD’den iyi; sağlık hizmetleri ücretsiz ve Küba dünyaya sağlık personeli ihraç ediyor, kovid ve kanser dahil kendi aşı ve tedavilerini geliştirebiliyor; okur yazar oranı yüzde 99’un üzerinde.

Ancak bugün bütün Küba halkı Trump rejiminin ambargo, abluka ve tehditleri yüzünden her gün saatlerce süren elektrik kesintileri ile mücadele ediyor. Trump ikinci döneminde Küba’nın yakın zamanda devrileceğini tekrar edip durdu; geçtiğimiz ay da bir yandan Karayipler’e donanmayı yığmaya devam ederken “Diğer başkanlar 50-60 yıl boyunca [Küba’nın devrilmesine] uğraştı. Görünüşe göre bunu başaran kişi ben olacağım” dedi. Küba’da bir askeri operasyonun önünü açması için de Adalet Bakanlığı aynı günlerde Raul Castro’yu 30 yıl önce CIA destekli silahlı çetelere karşı Küba hava sahasını savundu diye “ABD vatandaşlarını öldürmek amaçlı komplo kurmak” ile suçladı.

Hazırlığı yapılan bu askeri müdahale, ABD içinde ve uluslararası çabalarla başlamadan durdurulmalı. Küba 64 yıl boyunca antiemperyalist mücadeleler için hep “umut ışığı” oldu. Bugün de eğer gerileyen ABD’nin yaralı bir canavar gibi her yere getirdiği barbarlıktan kendisini korumak eksenli yeni ve ABD düzenine karşıt ittifaklar ve bir uluslararası düzen doğacaksa bu yine Küba’dan, Küba’yı vermemekten geçiyor.

2000’lerin başında internette yayılan Che Guevara’nın 1964 yılında Birleşmiş Milletlerde yaptığı konuşmadan kesitler bugünlerde tekrar gündemde; bu konuşmadan alıntıyla bitireceğim:

“Emperyalizmin vahşeti, sınır tanımayan, ulusal sınırlara sığmayan bir vahşet. Hitler ordularının vahşeti tıpkı Kuzey Amerika’nın, Belçikalı paraşütçülerin ve Cezayir’deki Fransız emperyalistlerinin vahşeti gibidir, çünkü emperyalizmin özü, sırf özgürlük uğruna mücadele ettiği için çizmeleri altında ezdiği herhangi bir rejimdeki devrimci veya partizan imgesinin en ufak son kalıntısını bile katletmeye, öldürmeye, hunharca yok etmeye kararlı, vahşi ve kana susamış hayvanlara dönüştürmektir insanları. Bugün yıkılan ama yarın yeniden inşa edilecek olan Lumumba[ Patrick Lumumba Kongo’nun Belçika’nın soykırımcı sömürgeciliğinden bağımsızlığını kazandıktan sonraki ilk başbakanıydı. Antiemperyalist ve sosyalist Lumumba’yı 1961 yılında Belçika, İngiltere ve ABD istihbarat örgütleri ortak bir operasyonla ele geçirdi ve emirlerindeki darbeciler ve Belçikalı polisler işkence ederek öldürdü. Lumumba ve arkadaşları bir ağacın önünde öldürüldükten sonra cesetleri parçalara ayrıldı ve asitte eritildi.] heykeli, bize dünya devriminin bu şehidinin trajik öyküsünü hatırlatıyor ve emperyalizme hiçbir şekilde, zerre kadar bile güvenmememiz gerektiğini belletiyor.”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

ABD demokrasisi: Şirketler de oy kullanabilir — Aras Coşkuntuncel

ABD demokrasisi denen, Sovyetlerin dağılmasından sonra giderek vahşileşen ve...

ABD İran’da yenildi; Küba’da yüzünü kurtarma peşinde — Aras Coşkuntuncel

Geçtiğimiz hafta Trump’ın da finansörü Miriam Adelson’un başını çektiği...

Trump rejiminde benzin, hamburger, kahve baskısı – Aras Coşkuntuncel

Görünen o ki Trump rejimi yakında İran savaşını bir...

ABD dördüncü Reich mi? – Aras Coşkuntuncel

Sosyalizm ya da barbarca bir emperyalizm. Bugün karşı karşıya...

ABD kaybetti; Trump ateşkesi içeriye satma derdinde – Aras Coşkuntuncel

Ho Chi Minh, Vietnam Savaşı sırasında “Sizden öldürdüğümüz her...
4,498BeğenenlerBeğen
1,572TakipçilerTakip Et
3,954TakipçilerTakip Et
856AboneAbone Ol

Son eklenenler

Gözde Bedeloğlu yazdı: Medeni Kanun’un parça parça tasfiyesi

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) uzun süredir dikkat çektiği ‘Medeni Kanun’un...

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Suçları göç etmek

ABD’de göçmenlere kapsamlı yönelik saldırı sürüyor. Doğrudan ABD başkanına...

Kavel Alpaslan yazdı: Maç sonu yeşeren dünya: İşçilerin Dünya Kupası

İtalya’nın başkenti Roma’daki Flaminio Stadyumunun yerinde bir zamanlar ‘Ulusal...

Fehim Taştekin yazdı: Lübnan’ın yeşil yolu: Düşmanın kollarında intihar

İran, ABD’yle olası anlaşmanın ilk maddesine “Lübnan dahil tüm...

Özkan Yıkıcı yazdı: Birkaç denemeli Kazakistan makalesi

Kazakistan'la ilgili birkaç defa yazı yazmaya çalıştım. Yazıyı gönderdim...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Adil bir dünya mümkün

Ülkenin ve dünyanın gündemi ister istemez hep iç karartıcı...

Elif Görgü yazdı: Trump’ın yolu Paşinyan’dan geçiyor

Ermenistan 7 Haziran Pazar günü parlamento seçimlerine gidiyor. Sadece...

Canlı yayın