.YeniçağyazılarÖzkan Yıkıcı yazdı: Trump politikasındaki bazı önemli öne çıkan taktiksel öncelikler

Özkan Yıkıcı yazdı: Trump politikasındaki bazı önemli öne çıkan taktiksel öncelikler

Kategori:

İran’a karşı saldırılar giderek artıyor. Amerika, açık şekilde kentleri vuruyor. Altyapıları çökertiyor. Hürmüz Boğazı çevresinde yoğun saldırılar gerçekleştiriyor. Elbet İran da buna karşılık veriyor. Fakat direkt Amerika’nın içini değil, çünkü oldukça uzakta bulunuyor. Fakat İran da Körfez ülkelerindeki ve giderek Ürdün’e varan Amerikan tesislerini vuruyor. Aslında Yemen ve Suudi Arabistan’ı katarsak, Hint Okyanusu coğrafyalarını da eklersek, geniş bir coğrafyada savaş resmen sürüyor.

Kiminin dikkati ise İsrail’in hâlâ direkt İran’a karşı yoğun saldırı yapmamasıdır. Trump ise çelişkili duruşuna devam ediyor. Ama her konuşmasında öyle diplomatik nezaket veya yalan söylememe dikkati yok. Resmen, salt Trump’la davranış beklerseniz “dengesiz politikacı” veya daha da kötüsü “delidir” demenin yeridir. Kimse böyle bir liderin nasıl başkan yapıldığını sorgulamıyor. Bunu tekelci burjuvazinin politik bir başarı hanesine yazmak gerekir.

Trump kendi kendini seçtirmedi. Üstelik önemli zenginlerden biridir. Bunun seçilmesi için sermaye kesimi önemli harcamalar yaptı. Sermayedar ve sermayenin desteğiyle seçilen siyasal bir başkan olduğu bütünlüğü nedense hiç birlikte konuşturulmuyor. Öyle ki genel Amerikan önemli sermaye kesiminin politik seçkisini, sanki ne yapacağı belli olmayan tutarsız bir deliyle isimlendirmek, her şeyi örtmeye yetiyor. Bu da emperyalist politikanın sınıfsal merkezli algı operasyonu olarak hayata geçmektedir.

Unutmayın, aynı yanılmalar Hitler’den Mussolini’ye veya yakın tarihte ikinci Bush’tan Pinochet’ye varan faşist liderlerin siyasal gerçekliğini örtme adına kişiselleştirilip kullanıldı.

Sonuçta: Trump Amerikan tekelci sermayesinin bir seçkisidir. Üstelik Trump da önemli bir sermayedardır. Dengesizliği ise anlaşılmayı zor kılma, yapılacak politikayı anlamama tehlikeleriyle dolu bir uygulama şeklinde hep gelip geçiyor. İran olayında da aynen böyle oldu. Önceki yazılarımda doksanlardan beri şer eksenli İran’ın Ortadoğu projesinde son tasfiye edilecek ülke hedefini hep hatırlattım. Şimdi de bu plan uygulanıyor. Engeller oldukça da belirsizliği artırma, yalanlarla anlaşılmazlığı kılma ile güvensizliği aşılama taktiklerini uygulayıp öngörüsüzlükle dilediği anda şiddete başvuran haydut rolünü hep yaptı ve yapacak.

Nitekim, son İran saldırıları başlamadan önce ateşkes başlamıştı. Bazı mutabakatlar da oldu. Ama kuşku net: Trump ne yapacak. Nitekim NATO zirvesine gelirken, Erdoğan’a methiyeler yağdırırken, yine bir tutarsız pratikle, görüşmeler sürerken, İran’a karşı hem de Hamaney cenazesi gerçekleşirken önemli saldırılara başladı. Bir hayduttan da öte, karışık bir politik yazılım gibiydi.

Genelde şu eksiklik hep sırıtıyor. Hep hatırlatıp yine hatırlatacağım temel nokta: emperyalizmin özü olmaktadır. Trump’ın seçki olma nedenleri, sistemin hem de Amerika’yı da sarsan kriz içinde olması, krizi yönetememe ile hegemonya gerilemelerinin savrulduğu anda koltuğa oturtuldu. Kural dinlememeyi kişilik duruşuyla açıklayan bir kişiselleştirme ile kurumsal şekil devre dışı bırakıldı.

Trump bir sermayedardır. Elbet kendi çıkarını düşünecektir. Sınıfsal rekabeti tırmandıracaktır. Kriz dönemlerinin militaristleşme, otoriterleşme eğilimlerini taşıyan kişiliği var. Sorgulamadan kaçışta, dengesizliği normalleştirecek politik söyleme de sahip. Ama taktiksel yönelimler de oldu. Öncelik Amerikan tekelleri dedi. Tabii ki savaş, askeri tekeller de merkeze oturtuldu. İnanılmaz silahlar sattı. İstihbarat satıldı.

Tam bir kuralsızlık dönemiyle şiddet kullanım normalliği geliştirildi. Taktikler netleşirken, sözde veya alınan kararda değil, pratikte oldu. Maduro kural tanımaz bir tutumla sarayından kaçırılıp Amerikan hapishanelerine taşındırıldı. Bir güç gösterisiydi. Kural, hukuk falan yoktu. Yalanın tatlısı şiddetle tatlılaştırılıp normalleştirildi. Devamında da Venezuela petrolüne el koydu. “Kolay değil” falan demeye gerek yok. Yapıldı. Böylelikle Venezuela petrolü resmen Amerika’nın kontrolüne geçti. Kârlar Amerika’ya akıtıldı. Ülke kendi lehine dahi petrolü kullanmak için yalvarma noktasına sokturuldu. Tabii en kötü etkilenenler Venezuela’dan petrol alan Küba gibi ülkeler oldu.

Bu gösteriş ardından devamı geldi. Ortadoğu ve Kafkaslarda da sıçrama haline sokuldu. İran krizinde tasfiye zorluğu olurken Trump Venezuela ile başlayan taktikleri buralarda da geliştirdi. Bir kararla Azerbaycan-Ermenistan Zengezur koridoruna kondu. Ortadoğu kıskacında ise Hürmüz’e konma hedefini uygulamaya geçirdi. Kendisi ta uzakta iken birden Kafkasya ve Ortadoğu Körfezi’nde önemli yolları kontrol girişimine geçti. Pasifik’teki Endonezya gibi ülkelerde de benzer hamleler vardır.

Afrika’da ise Kongo’da madenlere el koyma taktiği yine güvenlik tahterevallisine oturtuldu. Yaşanan iç savaşı ve Kongo ordusunu eğitme adına ülkedeki madenler Amerikan şirketlerinin işletmesine geçirildi.

Başka el koyma denemeleri de oldu. En ilginci, Arnavutluk’ta Trump’ın kızı ve damadı yatla gezerken, güzel bir doğa yeri görürler. Hemen Arnavutluk hükümetini zorlayıp buraya turizm yatırımı için anlaşma gerçekleştirdi. Haftalardır Arnavutluk’ta halk sokaklarda doğanın katlini protesto ediyor. Benzer durum hem de soykırım utancı üstünden Gazze’de oluyor. Orada da emlak ve turizm yatırımıyla Filistinlilerin toprağına el koyup kolonileştirme yapısı çoktan kurdurtuldu. Hem de Türkiye de dahil edilerek.

Grönland’ın istenmesi veya Meksika’ya karşı talepler de yeni taktiksel hamlelerin bazı öteki örnekleridir. Trump hem askeri gücünü kullanma hem de hegemonyasını değişik şekillerde sürdürme adına önemli yerleri kontrol ederek etkisini sürdürme peşinde. Son Kafkasya veya Hürmüz Boğazı kontrol hamleleri bunlardan birkaçıdır. Ayrıca, savaş hali ile militarist yapıları güçlendiriyor. Öncelik güvenlik deyip, askerileşme harcamaları da artırılıyor. Tabii ki silahlar, teknoloji falan Amerikan sanayisinden alınma koşuluyla.

Şimdi anladınız mı neden Trump’ın trilyonlarla seçtirildiğini. Sermayenin kriz dönemindeki yönetememe sorununu güvenlik şemsiyesi altında askerileştirerek, önemli ticari yerleri kontrol ederek yine de sermaye kârına kâr eklemektedir. Demek ki emperyalizm kuramını bilmeden son gelişmeleri, basit ülke adıyla sınırlı kalınırsa, eksiklik çok fazla olmaktadır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Bizi yok yazın!

İnsan hakları konusunda Almanya’daki en güçlü kuruluşlardan biri olan...

Ceren Ergenç yazdı: Çinli işçinin beklenmedik ‘müttefiki’

Türkiye'de yaz boyunca fazla mesai haberleri üst üste geldi....

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Fikret Başkaya yazdı: Hastane mi, kapitalist işletme mi?!

“En sonunda insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş...

Fehim Taştekin yazdı: Mekke üçlüsünün cemaziyelevveli*

Öyle bir ittifak kuracaksın ki ‘kutsal’ olsun. İmzaların Riyad...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
951AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: İki önemli gelişme üzerinden

Salı günü, Türkiye yerel seçimler üzerinden genel politik uygulama...

Şener Elcil yazdı: Filler ve Çimenler

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü dünya siyasetinde yaşananları özetler...

Volkan Yaraşır yazdı: Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

Modern kapitalizmin yarattığı yıkıcılığa  ve reel sosyalizmin özgürlüğü yok...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya’da aşırı sağ neden ve nasıl kazandı?

Almanya’nın 2,1 milyon nüfusu ve 1,7 milyon seçmeni olan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Avrupa’da yükselen faşizm gerçek

Önceki yazımda benim de işlediğim konuydu. Almanya Anhalt eyaletinde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eyalet seçiminde faşist parti oy patlaması yaptı

Son günlerde iyice merak edilen, bazı çevrelerde endişeyle yaklaşılan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nedenini bilince, normalleşince de kızamıyorum!

Girne'de batan gemi sonrası oluşan ortam hâlâ azalarak olsa...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: MİT ve Türg Dış Politikası

Milli İstikbarat Teşkilatı (MİT), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 2020...

Canlı yayın