yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Gözden kaçırılırken, gündeme düşen gelişmelerden

Özkan Yıkıcı yazdı: Gözden kaçırılırken, gündeme düşen gelişmelerden

Günümüz politik gündem oluşturmada, resmi genelden yerele medyalar hep bağımlı olmanın rolünü gayet güzel yaparlar. Bazen açıkça olarak yandaşlama, bazen daha sinsi ana akım veya tarafsız denilip de yine birçok gerçeği görmezden gelerek genel sistem politikalara güncelik oluşturmaktadır. Çoğu zaman merkezi rol yaparken de değişik kurallarla yapmaları nedeniyle de değişik şekildeki yayın adını koymaktan da çekinmiyorlar. Hele de sosyal muhalefetin örgütsüz, siyasal değişim seçeneklerin etkisiz olması sonucu, birçok önemli muhalif veya alternatif durumları basit güncel akışta yakalamak da zor. Karşıt daha gerçekçi medya olamama koşulları ile bireysel çıkışların cılız kalması bu zemini kolayca oluşturur. Merkezli yörüngeden değişik şekildeki kurumsallaşmaya da çok yönlü genel yapılanış aldatmaca kelimelerini dizerek insanlara kolayca kabullendirilir. Çünkü aynı şekilde çoğu koşulda alternatif seçeneklerin de cılız olma gerçekleri vardır. Şu kelimeler ise gayet normal hale sokuldu: “biz tarafsızız, milli bütünlüğü koruma, devletimizin kutsallığı” ifadeleri ilacın da ötesinde düşünsel etki yapmaktadır.****

Bölgemiz gelişmeleri de aynen böyle sürüyor. Tabii olumsuzluklarıyla birlikte. Dünkü yazımdaki dokunduğum bir imge, bunu anlatmaya yetip artıyor. Bir Eylül günü Barış günüdür. Bölgemiz alevlerle yanıyor. En basitiyle her gün denecek zamla mazotla karşılaşıyoruz. Ancak böylesi önemdeki günde, en azından savaşa karşı olma tutumları anlamlı Bir Eylül’de görülmedi. Yukarıdaki genel görüşlerin bir ufak ama can yakan örneğidir.

Ortadoğu kaynıyor. Savaş açık şekilde ve günümüze uygun yeni katkılarıyla sürüyor. Bir türlü, emperyalist Ortadoğu son halkası tamamlanıp engellenemiyor. Arabistan Yemen eksenine kısa zaman önce makaleştirerek ekledim. Tabii olay durmadı. Hatta bölgesel dereceyi aşacak yeni katkılar da aldı.

Son gelişmelere kısaca bakalım: Arabistan kendi yetersizliğini artık gizleyemedi. Mekke ittifakıyla NATO benzeri bir yapılanışa geçti. Amaç işin içine Pakistan ve Türkiye’yi de çekmek. Yine Suudiler boş durmuyor. Üstelik anlaşmaya rağmen Yemen’in önemli kesimini elinde tutan Husilerin hava alanlarına saldırdı. Yeniden kuklalarını öne sürüp Yemen’i kontrole giriştiler. Yetmedi: Irak’taki Haşdi Şabi örgütüne de saldırılar yaptı. Bu son saldırı yeni bir alan aşmaydı. Amaç, Irak’a baskı yaparak, kendilerince karşı oldukları Şii yapılanışın tasfiyesinin sağlanmasını dayatıyorlardı.

Tabii ki Yemen çölleri çok kavurgan. Yemen’e girenin sonu belli değil. Britanya İmparatorluğu’ndan Osmanlı’ya varan tarihsel tadını alan çok. Ama yine de Yemen bombalardan, ambargolardan hiç kurtulamadı. Ortadoğu’nun en sakin dönemlerinde dahi Mısır, Arabistan ve sosyalist eksenli üçgen kıskacında paramparça ediliyordu. Ortadoğu proje tetiklemesinde de yeri geldiğinde İngiltere ve Amerika uçakları dahi Yemen’e ölüm saçtılar.

Bu cendereden çıkan Husiler ise hem bazı yerel aşiretlerin hem de Arabistan’ın kontrolüne karşın ülkenin başkentini dahi ele geçirdi. Bir Ortadoğu hegemonya savaşı tırmanıyordu. Dünya yine sistemsel garipliğini gösterdi. Başkenti dahi Husiler ele geçirirken, Arabistan’ın desteklediği ve sonunda merkezi Riyad’a dek gerileyen işbirlikçi yönetimi Yemen’in “yasal” yönetimi olarak tanıdı. Halbuki üç yıl öncesi yapılan anlaşma ile geçiş yönetimi kuruldu. Seçimler denildi. Arabistan kaybedeceğini görünce de beklenen seçimler yerine kendi kuklalarını dünyaya resmi yönetim diye kabullendirdi. Ne de olsa petrol zenginiydi. Sisteme oldukça bağlıydı. Petrol paraları ile başta Amerika’ya milyarlarca dolarlık silah alımı dahi yapılıyordu. Fakat, Yemen’de bu kart tutmuyordu.

Husiler hedefi Arabistan’a dek yaydı. Bazı petrol tesisleri de hedefe girince: Suudiler zorunlu olarak anlaşma ateşkes şekliyle de olsa imzalandı. Yine de sistem Yemen’e ambargo uygulayarak açlık mezar taşlarını ülkede abileştirdiler.

Son Trump flörtü ile yüz binlerce milyarlık silah alımından sonra, Arabistan yeniden Sana’daki hava alanını vurur. Bazı Yemen içlerinde yoğun sivil katliamlı saldırılar olur. Husiler ise salt olayı Yemen’le değil Suudi Arabistan’a yayar. Kızıl Deniz ulaşımını engellemeye de girişir. Zaten Husiler Filistin Gazze katliamında İsrail’i vurarak da gücünü kanıtlıyordu.

Artık yeni tırmanma ile Arabistan’ın kendi ekonomik kaynaklarını da koruyamadığı anlaşılıyordu. Savaşı tırmandırırken, Husiler de Kızıl Deniz trafiğini de engelleme çizgisine Suudileri de ekledi. Böylelikle Arabistan petrol ihracatında önemli darbe yedi. Savaşı tırmandırdı. Ama dönüp kendi hem petrol kaynakları vuruldu hem de ulaşımda sisteme darbe olacak Kızıl Deniz trafiği de engellendi. Devamında Husiler Kızıl Deniz’deki bazı karşıt yönetim elinde olan adaları da ele geçirdi.

Arabistan bu yetmezmiş gibi kendi açtığı cepheden İHA saldırılarına da uğradı. Irak’tan Arabistan’a İHA saldırıları gerçekleşti. Hep Amerika’dan medet umuluyor. Amerika ise şimdilik istihbarat falan deyip sınırlıymış gibi davranıyor.. Gerçi, daha önce Husilerin limanları başta olmak üzere Amerika, İngiltere ve İsrail Yemen’e ölüm saçtılar. Fakat: olmadı.

Arabistan imzalattığı hem Mekke ittifak hem de ikili Pakistan anlaşmalarıyla, onların kendine anlaşmanın gereği yardımcı olmalarını açıkladı. Daha sorulara fazla takılmadan Mekke ittifakının amacı da ortaya serildi. Bir farkla: yazılıp da uygulanabilir mi ikilemini de sorgulayarak.

Özetlenen bu gelişmelerin tek bir net anlamı var: bölgemiz kaynıyor. Her fırlayan füze cebimize istemesek de bilmesek de zam olarak karşımıza gelir. Havanın zehirlenmesi ve geleceğin belirsizliğinin birikimi güçlendiriliyor. Suudiler tam bir emperyalist uşaklık çizgisinde. Sünni eksenli bölgesel hegemonya mezhepsel plan peşinde. Zengin petrol kaynaklarını Amerika başta olmak üzere, onların silah tekellerini, finansman sektörlerinin hizmetinde savurup gidiyor. Husileri yenerek, Yemen’de hegemonya yayılmasını da dayatıyor. Yemen ise tarihi boyunca hep saldırı ve yıkımlara uğradı. Dünyanın yine de birçok ülkesine Yemen çöllerinin acımasız gerçeklerini yaşattı.

Şimdi Yemen salt Yemen değil. Arabistan’la ikili savaş haliyle de yenilecek açıklama olur. Ortadoğu’nun bir kaynayan kazanıdır. Kızıl Deniz engeliyle de dünya enerji tüketimine mesaj veriyor. Bir Ortadoğu karabaşını da böyle yaşanıyor. Kahvenin geldiği türküleri veya Yemen çölleri ağıtları şimdilerde petrol şarkılarıyla da yeni bir tarihi dönemeçten geçmektedir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Eylül ayı tortuları altında semptomlar

Bu yazımı kısa bir eylül ayının önemli yakın tarih...

Özkan Yıkıcı yazdı: Siyasal tarihin önemli günü: 11 Eylül

Aklıma geldiği her yıl dönümünde, yazacak kitaplar dolu bilgi...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail merkezli gelişmeler

Hemen girişe iliştirelim: İsrail cumhurbaşkanı Herzog Lefkoşa'da. Akel'in durumu...

Özkan Yıkıcı yazdı: İki önemli gelişme üzerinden

Salı günü, Türkiye yerel seçimler üzerinden genel politik uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Avrupa’da yükselen faşizm gerçek

Önceki yazımda benim de işlediğim konuydu. Almanya Anhalt eyaletinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,906TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Murat Çakır yazdı: Seçimlerle değiştirilemeyenlere dair…

Kurt Tucholsky’nin “seçimler bir şeyi değiştirebilseydi, çoktan yasaklanmış olurlardı”...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eylül ayı tortuları altında semptomlar

Bu yazımı kısa bir eylül ayının önemli yakın tarih...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya’da aşırı sağ yükselirken sol ne yapıyor?

Avrupa ve dünya aşırı sağcı, ırkçı Almanya için Alternatif...

Canlı yayın