yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: İsveç seçim sonuçları üzerine

Özkan Yıkıcı yazdı: İsveç seçim sonuçları üzerine

İsveç’te parlamento seçimleri tamamlandı. Sonuçlar netleşti. Hükümet olan sağ blok 3 sandalye farkıyla koltukları kaybetti. Yerine sol blok ittifak kazandı. Tabii ki 3 sandalye farkıyla. Şimdi hükümet kurulma aşamasına gidiliyor. Sosyal demokratlar klasik İsveç’in model partisi yeniden başbakanlığı alma şansına geldi. Bayan Andersson açıklama ile hükümeti kuracağını belirtti. Sağ kesim ise fırsatı beklemeye başladı. Özellikle oluşacak uzlaşmazlık sonucu kurulamayacak hükümetin, adayı kendileri olma olasılığı da hâlâ mevcut.

Tabii ki son İsveç seçimleri fazla gündemleşmedi. Eskiden olduğu gibi kapitalist sistemde olsa da gerek askeri bloklar dışında olmaları, gerekse uluslararası politikadaki tutumları nedeniyle, İsveç hep örnek gösterilen devletlerden biri idi. Oysa şimdi bırakın örnek olmayı, resmen normal seçimin de gerisinde bir habercilikle ya haberleşti veya bırakılıp yokmuş gibi kılındı.

İsveç’te doğallaşan bazı sistemsel tutumlar sonucu, eski örneklemini de kaybetti. Örneğin, seçimi kaybeden sağ yönetimi dıştan ikinci sıraya dek yükselen faşist parti destekliyordu. Bir anlamda faşist partiyle ilişki çizgisi çoktan kırıldıydı. Dahası, son seçimde faşist parti adıyla dahi anılmazken, kaybettiği bazı sandalyelere karşın, kendi savunduğu görüşleri öteki sağın savunma çizgisine getirmekle de başarılı olduğu teslim edilmelidir. Kimse sorgulamadı bile: İsveç’te önceki seçim sonrası İsveç’teki faşist parti ikinci geldi. Hükümet alınmasa da ihtiyaç nedeniyle sağ ittifak desteğini aldı. Yetmedi, bazı dilediği yasaları da geçirdi. Hele de göçmenler konusunda sertleştirilen kurallar konuldu.

Aslında son sağ hükümeti bildik İsveç’in de duruşunu değiştirdi. Bu dahi seçimler döneminde konuşulmadı. Hatta sol ittifak, Sol Parti dışında NATO’dan çıkmayı seslendiren bulunmadı. Elbet küçük “komünist” partiler bu çizgilerin dışında siyasal propaganda yaptı.

Dikkat ettiniz mi: önceki sağ faşist destekli hükümet, imaj olsa dahi bazı çizgileri kırdı. Bağımsız çizgisiyle övülen ve en tehlikeli soğuk savaş sürecinde de durulduğu tarafsızlığı kaybetti. İsveç NATO’ya üye oldu. Yetmedi: sosyal haklar planlarını kırdı. Ayrılan kaynağın bir kısmı militarizliğe kaydırıldı. Tabii olmaz denilen, karşı olmanın kırmızı çizgisi faşist partilerle de ittifak yapıldı. Bu defa açıkça merkez sağ partiler kimine göre aşırı sağ konuyu net konuşanlar için faşist partiden de bakan yapacaklarını söylemektedirler. Çünkü siyasal duruş artık iyice daraldı. Fark fazla olmayınca, kitlesel kabul da görürken, uçurumlu durup sayısal fırsattan kaçmak da anlamsız olmaktadır.

Seçim dönemi bildik İsveç yoktu. Zaten öyle olunca da eskisi gibi seçimler sonrası sol kazanırsa sistemsel değişim olacağını söyleyen de yoktu. Savunma olmayınca ve sistem içi ayarlarla sınırlanınca da İsveç seçimi eskisine göre daha bir anlamsız hâle geldi.

Gerçi, sol blok klasik bazı görüşlerle “sağlık ve eğitimi” koysa da kaynak olarak artırılacağı belirtilse de en çarpıcı fark olan tarafsız ve demokratik barış içerikli geleceği fazla öne çıkarmadı. NATO’dan çıkma veya militarileşmeğe ayrılan kaynağın durumu görüşleri pek duyulmadı. Bir anlamda katledilen ve nedeni neoliberal karşıtı olan Olof Palme’nin bildik sosyal demokrat partisi artık yok. Hele de daha bir NATO’laşma ve militarileşme üstüne göçmen karşıtı duruşların artık ülkede normal politik seçenekten siyasal kabule geçti.

İsveç elbet bir kapitalist ülke idi. Öteki İskandinav ülkeleri gibi. Fakat kapitalist yapılanışta sermaye kesimi yanında sendikalar ve demokratik örgütlerin de denge konumuna yakın olmaları sonucu, ülkede öteki kapitalist devletlerden farklılaşmaları da vardı. Daha eşitlikli ama yine de sınıfsal eşitsizliğin olan örnek ülkelerden biri idi. Yine gelişen demokratik anlayış sonucu, gerek dış politikada gerekse göçmenler, özellikle de mülteciler boyutunda tercih edilen ülkeydi. Hatta kapitalist sistem içinde refah devleti olarak da sunuluyordu. Bir anlamda sosyalist gelişen devrimler karşısında kapitalizmde de reformlarla refahın olabileceği kaynağı hâline getirildi.

Vietnam savaşına karşı çıkarken, birçok ülkelerdeki siyasal kesime de sığınma yeri idi. Neoliberal geçişe en çok direnen ülke idi. Nitekim Olof Palme Reagan’a mektup dahi yazdı. Ama Palme’nin katli hâlâ katilleri bulunamayan, nedeni açıklanmayan tarihi cinayettir.

Son dönemin İsveç’ine bakınca da “nereden nereye” demek geliyor içimden. Ama gelindi. Hatta anti faşist gibi duruştan faşist parti destekli veya onun görüşlerini savunma normalliği koşuluna varıldı. Onun için İsveç’teki seçimler artık sonucuyla merak edilen seçim hâlinden de çıktı. Sosyal demokrat merkezli hükümetin sağlıkla veya benzer konularda bazı açılımları olacaktır. Ama militarileşme ile anti Rusya karşıtlığı devam edeceği de kesin. En çarpıcı örnek ise son İrlanda’nın da katılmasıyla oldu: İsrail eğer varsa Eurovision şarkı yarışmasına katılmayacak. Oysa yetmişler döneminde bu tür tavırları gayet normal şekliyle İsveç yapıyordu.

İsveç’in bir de Kıbrıs gerçekleri vardır. Bunu yeri geldiğinde de yazacağım. Hani bolca barış gücüne küfreden hamasiler var ya, suratlarına tokatın da ötesinde şamar olacak.

Kısaca bir İsveç seçimi daha sonlandı. Üstelik üç sandalye farklı bu defa sol kazandı. Ama dünyada yankısı hiç olmaması da tesadüf değildir. Dünya siyasetinin geldiği aşama, İsveç’teki değişimlerle sistemle daha bir özdeşleşme saydamlaşması ve olanların doğallaşmasıyla tabii bizdeki ilgisizliği de katarsak, elbet konu olamazdı. Öyle de oldu. Bizi kişi hatırlatma. Çünkü hâlâ konulardan uzak ve eskiden hatırladıklarıyla akılda kalan İsveç’in üstünden çok suların aktığı gerçeğini de anlatmak önemlidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bilgisizlik, çıkarla kaynaşınca

Hafta başı tatilde olan meclisimiz toplandı. Bir sürü karar...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiltere nereye doğru gidiyor?

İngiltere'nin Kıbrısla alakalı önemi desem, artık K. Kıbrıs'ta nüfusun...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gözden kaçırılırken, gündeme düşen gelişmelerden

Günümüz politik gündem oluşturmada, resmi genelden yerele medyalar hep...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,904TakipçilerTakip Et
961AboneAbone Ol

Son eklenenler

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Faşizm, olağanüstü devlet biçimi olması yanında arzuyu, duyguyu örgütlemesi;...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Annamazsınız be amma…

Bilmemek… Bilmediğini bilmek ya da bilmediğini bilmemek… Bilmiyorum… Bilmiyorsun… Bilmiyor… Bilmiyoruz… Bilmiyorsunuz…...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Kıvanç Eliaçık yazdı: İklim suçları için vicdan mahkemesi

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını...

Ecehan Balta yazdı: Ekolojik yıkım cinsiyetsiz değil

Kasım ayında dünyanın ekoloji gündemi Antalya’ya taşınacak. COP31, 9-20...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Ceren Ergenç yazdı: Yapay zekâda bağımlılığın iki yüzü: Çin ve ABD

18. BRICS Zirvesi 12-13 Eylül’de Yeni Delhi’de toplandı. Zirve...

Canlı yayın