Kıbrıs iktibasŞener ElcilŞener Elcil yazdı: Şov Yapmaya Devam ve Raskolnikov Sendromu

Şener Elcil yazdı: Şov Yapmaya Devam ve Raskolnikov Sendromu

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:


Yunanistan
 Başbakanı Kyriakos Mitsotakis, 2019 Temmuz ayında, Kıbrıs’a yaptığı ziyarette Türkçe konuşan Kıbrıslı örgüt temsilcileri ile görüşmek istemiş ve bize davet yapmıştı.

Yapılan daveti değerlendiren örgütlerimiz, Rumca konuşan Kıbrıslı örgüt temsilcisi arkadaşlarımızla oluşturduğumuz “Birleşik Kıbrıs İki Toplumlu Barış İnisiyatifi” altında bu görüşmeyi gerçekleştirmiştik.

Bu görüşme sonrası, “düzenden beslenenler korosu” aldıkları talimatlarla bize hakarete varan saldırılarda bulunmuştu.

Yıllar sonra, tam da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin adaya yapacağı ziyaret öncesi, milliyetçilik batağına saplanarak, kâğıt üstünde geliştirdiği doktrinlerle Türkiye’yi maceralara sürükleyen bir emekli tümamiral bu konuyu gündeme getirerek, bilinen provokasyonları tekrarladı.

Akademik unvan taşıyan ve yıllarca üst düzeyde Türk ordusuna hizmet eden birisinin yaptığı içi boş açıklamayı dinleyince, Türkiye gibi geniş coğrafyaya ve birçok kaynağa sahip bir ülkenin dış odaklara hizmet eden, okumuş cahil insanlar yüzünden bu hale geldiğini daha iyi anladım.

Adam konuşmasında, KTÖS yetkililerinin, Yunan başbakanını ziyaret edip, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmediğini söyleyerek, aklınca bizlerin başkalarının çıkarlarına hizmet ettiğimizi ima edip, aşağılamaya çalışmaktadır.

“Kör nereden bilir” diye, Kıbrıs’ta kullanılan meşhur bir halk deyimini burada kullanmak uygun olacaktır.

Ne ilginçtir ki, yıllarca Amerika’nın eğittiği biri, bizim yabancı odaklara hizmet ettiğimizi ima ederek, bize çamur atarak, aşağılamaya ve hedef göstermeye çalışmaktadır.

KTÖS’te görevde olduğum dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, ABD Başkan Yardımcısı (daha sonra başkan) Joe Biden, TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw, AB Komisyonu’nun birçok üyesi, ABD’li birçok senatörle, Türkiye’deki birçok parti temsilcisi ile Avrupa Parlamentosu grup başkanları ve milletvekilleri ile ve Kıbrıs’ta görevli elçilik temsilcileri ile sayısız toplantılara katılarak, Kıbrıs Türk toplumunun içine düşürüldüğü çıkmazı ve Kıbrıs’ın gerçeklerini paylaştık.

“Davetsiz yere ya davulcu ya zurnacı gider” diye bir atasözümüz vardır. Biz bu toplantılara davet alarak gittik. TC yetkilileri bize davet yapmadıkları için kendileri ile görüşmeye gitmedik.

Onlar, bizim yerimize, buyuran, biat eden ilişkisine alışmış, onların talimatlarını harfiyen yerine getiren, grasocuları, bu toplantılarda görmek istedikleri için, bizlere davet yapmadılar. Kısacası, biz davulcu ve zurnacı olmayı asla istemedik.

KTÖS’ün başında olan bugünkü yöneticiler, geçmişi inkâr eder ve bu yapılan saldırıları kabullenir gibi bu provokasyon karşısında seslerini çıkarmamayı tercih ediyorlar. Üç yıl önce bu duruştan rahatsız olduğumuz için kendileri ile toplantı yapmış ve bu ilişkileri de konuşmuştuk.

“Rumca konuşan Kıbrıslı örgütlerle ilişkileri neden zayıflattınız?” diye sorduğumuzda “Onlar faşisttir. Biz gençlerle iş birliği yapacağız” diye anlamsız fakat çok anlamlı bir cevap vermişlerdi. Sendika başkanı ise “Siz siyaset yapıyorsunuz biz siyaset yapmayacağız” demişti.

Kısacası “Biz Rumca konuşan Kıbrıslılarla ilişkiyi bitireceğiz” diye yorumlayabileceğimiz bir cevap vermişlerdi.

Yunanistan Başbakanı ile görüşmemizden rahatsız olan TC’li tümamiralin temsil ettiği zihniyet çevrelerinin talimatlarına, bugün KTÖS’ün başında oturanlar tarfından uyulduğu açıkça görülmektedir.

Geçen hafta bu konu ile ilgili yazdığımız yazı etkili olacak ki, KTÖS yetkilileri Dosteyevski’nin “Suç ve Ceza” romanının kahramanı “Raskolnikov” gibi suçlarını örtbas etmek için harekete geçtiler.

Romanda inançlar uğruna, balta ile tefeci kadını ve kız kadeşini öldüren Raskolnikov, cinayet alanını ilk ziyaret edip, sorular sorarak, suçunu gizlemeye çalışmıştı.

KTÖS yetkilileri de rejimin direktiflerine uygun hareket ettiklerini gizlemek için, Raskolnikov gibi, apar topar Rum Öğretmenler Sendikası’nı ziyaret ederek, daha önce yaptıkları gibi içi boş ortak deklarasyonu tekrar imzalamış ve bol bol resim çektirmiştir.

Bu ilişki şekli yıllar önce sınır kapıları kapalı ve Türkçe konuşan Kıbrıslılar “mandra düzeninde” yaşatılırken yapılabilendi. 23 yıl önce geçişlerin başlaması ile birlikte ilişkiler deklarasyonun ötesinde etkinliklere evrildi.

Ortak konferanslar, ortak sergiler, ortak kutlamalar, karşılıklı okul ziyaretleri, ortak ağaç dikme etkinlikleri, uluslararası toplantılara ortak ev sahipliği, dostluk maçları, Limasol’daki Türk çocukları ve öğretmenlerin sorunlarına birlikte çare üretme, Karpaz’daki Rum okullarına düzenli ortak ziyaretler ve sorunları ile ilgilenme, uluslararası toplantılarda ortak hareket, “İmagine” gibi ortak projelere katılım, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabalara destek, her ay düzenli ortak toplantı yapma ve hatta Rum eğitim bakanını protesto etmek için ortak kitlesel eyleme katılıma varan birçok alanda somut işbirlikleri yapılmış, bundan da rejim çok rahatsız olmuştu.

İki toplumlu ilişkilerin geliştirilmesi kalıcı barışa ve dostluğa hizmet eder. Türkiye yetkilileri ve kuzeyde onların kurdurduğu bu siyasi rejim için bu ilişkilerin geliştirilmesi korkulu rüyadır.

Sınırların açılmasının üstünden 23 yıl geçmiş ve bu süre içinde 150 milyondan fazla insan kuzeydeki rejimin Kıbrıslı Rumlara yönelik düzenlediği birkaç komplo hariç, hiçbir sorun yaşamadan karşılıklı olarak geçiş yapmıştır.

Bunları bile görmekten aciz, KTÖS yöneticileri önümüzdeki seçimlerde “makbul aday” olmak için rejimin istediği “uslu çocuk” rolüne devam etmektedirler.

İki toplumlu ilişkileri geliştirmek rejimle karşı karşıya gelmek demek olup, bedel ödemeyi gerektirir. Siz rejimin izin verdiği sınırlar içinde, bedel ödemeden, ancak Öğretmen Akademisi’nin önüne şov yapmak için çamaşır makinesi götürebilirsiniz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de...

Şener Elcil yazdı: Tembel Kıbrıslılar!

Kıbrıs’ta İngiliz koloni yönetimi çalışma saatlerini düzenlerken, o yörenin...

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...

Şener Elcil yazdı: Büyüklere Ninniler

Yüzyıllar boyu devam eden emek-sermaye çelişkisine dayalı iktidar kavgası,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,896TakipçilerTakip Et
970AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı...

Volkan Yaraşır yazdı: Kötülüğün sıradanlığı ve Hannah Arendt

Naziler bir mayalanma döneminin ardından sokakların fethiyle iktidara geldiler....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Dünyanın tüm gençleri birleşin

Karl Marx’ın “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor-komünizm hayaleti” sözünü hatırlatırcasına...

Özge Güneş yazdı: Kapıdaki tehlike El Niño

İstanbul’da geçen hafta evleri, işyerlerini ve yolları su altında...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Rum Gibi Düşünenler”

“Rum gibi düşünenlerin Kıbrıs'ı yönetmesine asla izin vermemelisiniz”             AKP...

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kuzey Kıbrıs’ın gerçekten neye ihtiyacı var?

Kuzey Kıbrıs yeni bir seçim dönemine girerken, kamuoyundaki tartışmalar...

Canlı yayın