İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da sıcak hava dalgaları nedeniyle bu yaz hayatını kaybedenlerin sayısının şimdiden 30 bini geçtiği tahmin ediliyor. Ölenlerin büyük çoğunluğu 65 yaş ve üstünde. Kalp ve damar hastalıkları bulunanlar, klima alma, faturalarını ödeme şansı olmayan yoksullar gibi dezavantajlı gruplar iklim krizi kaynaklı sıcak hava dalgalarının öncelikli kurbanları.
İklim krizi sadece Avrupa’yı vurmuyor. Dünyada sıcaklıkla ilgili ölümler, 2000-2004 dönemi ile 2017-2021 dönemi arasında yüzde 68 oranında arttı. 2023 yılında yapılan bir araştırma 1 milyar 200 milyon insanın soğutma araçlarına erişimleri olmadığı için risk altında olduğunu gösteriyor. Erişimi olmayanlar içinde kırsalda yaşayanlarının yüzde 52’si, kentlerde yaşayanların ise yüzde 54’ü kadın. Kadınlar gibi çocuklar da klimasız, vantilatörsüz evlerde risk altında sıcaklarla boğuşuyor.
Avrupa’da binaların sıcaktan çok soğuk havaya dayanıklı yapılması, klima eksikliği ölü sayısını artırıyor ama her eve klima koymak da sorunu çözmüyor. Yoksulların elektrik faturasını ödeme şansları yok. İklim krizini durdurmadan, klimalarla uyum sağlamaya çalışmak elektrik talebini artıracağı için sorunu daha da büyütüyor. Uluslararası Enerji Ajansı, önümüzdeki dört yılda alan soğutma kaynaklı elektrik talebinin veri merkezleri (yapay zeka) kaynaklı talepten bile daha yüksek olacağını belirtiyor.
∗∗∗
Elektrik talebini kömür ve gaz santrallarıyla karşılamak iklimi değiştiren daha çok emisyon demek. Rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerjiye yönelseniz, o da başka sorunları beraberinde getirebiliyor. O zaman sorunun çözümü soğutma gereksinimini azaltmak.
2023 yılında COP 28’de (BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı) Küresel Serinletme Taahhüdü (Global Cooling Pledge) bu yüzden ortaya atılmış, üç ayrı hedefte uzlaşılmıştı. 2050’ye kadar soğutma kaynaklı seragazı emisyonlarının yüzde 68 oranında azaltılması, sürdürülebilir soğutmaya erişimin 2030’a kadar ciddi oranda artırılması ve yeni klimaların küresel ortalama verimliliğinin yüzde 50 oranında iyileştirilmesi.
O günden bu yana bu taahhüde 75 ülke ve 250’den fazla kent imza attı. Serin Koalisyon ya da Havalı Koalisyon (Cool Coalition) adı verilen bu grup birçok ülkede örnek projelerle hedefleri gerçekleştirmeye çalışıyor.
∗∗∗
Bu nasıl olacak? Öncelikle soğutmada kullanılan klima gibi aletlerin daha verimli olanlarıyla değiştirilmesi isteniyor. 2022 yılında sabit soğutma cihazlarının dünyada tüketilen elektriğin yüzde 19’undan sorumlu olduğunu düşünürseniz en ufak bir verimlilik artışının bile büyük fark yaratacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Marketlerde gördüğümüz kapaksız buzluklar da kapaklı olanlara göre iki kat fazla elektrik tüketiyor. Buzluklara kapak zorunluluğu da çok şeyi değiştirebilir.
Yeşil binalar, yalıtım standartlarının artırılması ise daha köklü çözümler arasında yer alıyor. ABD’de değişen standartlar yeni binaların eskilerine göre yüzde 40 daha az enerji tüketmesini sağlamış. Fas’ta klimalardan güneş panellerine kadar yeni standartlar belirlenmiş. Dünyada ulusal ölçekte soğutma politikaları sahibi ülkelerin oranı 2023’te yüzde 54’e ulaşmış. Soğuk gıda zincirlerinin iyileştirilmesinden kentlerdeki ısı adalarının azaltılmasına kadar onlarca proje ve fikir var.
∗∗∗
Şimdi can alıcı soruya gelelim. Küresel Serinletme Taahhüdü’ne imza atan 75 ülke ve 250’den fazla kent arasında neden Türkiye ve Türkiye’den kentler yok? Şirketler ve akademik kuruluşlar da katılabiliyor ama orada da Türkiye’den bir isme rastlamıyoruz. Bu çalışmaların bazıları ilerleyecek, bazıları kağıt üstünde kalacak; formalite olduğunu bile düşünebilirsiniz ancak dünyada kamu böyle çalışıyor ve içlerinden çıkan bir çözüm, o ülkeyi bir adım öne çıkaracak.
Hükümetin planlama “sevmemesi”nden ve yandaş şirketlerle ilişkilerinden dolayı elektrik tüketimini azaltma gibi bir isteği hiç olmadı. Herkes daha çok elektrik tüketsin, dağıtım şirketleri ve büyük santral sahipleri zengin olsun istiyorlar. Faturayı ne de olsa halk ödüyor. Enerji verimliliği o yüzden hep arka planda. Halbuki Türkiye’nin elektrik tüketiminde soğutma çok büyük rol oynuyor. Belediyeler de sürece dahil olamıyor çünkü hükümet tarafından çalışamayacak hale getirildiler. Başkanlar hapiste, kadrolar gözlem altında ve bütçeler kısıtlandı. Zaten yerel yönetimlerin yetki sorunu da var. Kentinde yapılan binanın standardını belediyeler değil, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı belirliyor. Boşuna demiyoruz, başka bir dünya mümkün diye.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



