iktibasÖzgür GürbüzÖzgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün artışına dair paylaşımlar yapıyor. Türkiye’nin 125 bin megavatı geçen elektrik santralları kurulu gücünün yüzde 33’ü güneş ve rüzgârdan oluşuyor. Hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle santrallarını da eklersek yenilenebilir enerjinin payı yüzde 62’lere ulaşıyor.

Asıl önemli olan ise kurulu güçteki değil elektrik üretimindeki pay. Aynı güçteki gaz santralıyla güneş santralı aynı miktarda elektrik üretmediği için kurulu güç yanıltıcı oluyor. Elektrik üretiminde de dengeler değişiyor. Düşük karbonlu dediğimiz yenilenebilir enerji kaynakların payı 2025 yılında yüzde 43,7’ye ulaştı. 2026 yılının aşırı yağışlı geçmesi nedeniyle bu yıl sonunda muhtemelen daha yüksek oranları bile görebiliriz. 2020’de de benzer bir durum yaşanmıştı. Güneş ve rüzgârın payı düşük olmasına rağmen hidroelektriğin katkısıyla yenilenebilir enerjinin payı yüzde 42’ye ulaşmıştı.

***

Yenilenebilir enerji santrallarının en büyük avantajı, elektrik üretirken iklim krizine yol açan sera gazı salımı yapmamaları. Yenilenebilir enerjinin payı bu kadar artarken Türkiye’nin sera gazı emisyonları ise azalmıyor tersine artmaya devam ediyor. İnsan şaşırıyor, azalması gerekmez miydi?

***

İşte terslik de burada. 2020 yılında 534 milyon tonu bulan sera gazı emisyonları 2024 sonunda 584 milyon ton karbondioksit eşdeğerini geçti. Kurulan onca güneş ve rüzgâr santralı boşa mı gitti? Elbette hayır ama amaç iklim krizini durdurmaksa bu santrallar henüz o amaca hizmet ediyor diyemeyiz. Ortada bir mantık hatası var.

Türkiye’nin seragazı emisyonlarının yüzde 71’den fazlası enerji sektöründen kaynaklanıyor. Kömür, petrol ve gaz (fosil yakıtlar) kullandıkça emisyonların azalması mümkün değil. Evinizde duman çıkaran bir kömür sobası olduğunu düşünün. O duman evinizi ısıtıyor, yaşanmaz hale getiriyor. Siz o sobayı söndürmek yerine yanına güneş sobası koyuyorsunuz. Duman yine orada…

Ülkede kömür santralları durdukça yanına istediğiniz kadar rüzgâr türbini ya da güneş paneli dikin, bu emisyonları etkilemiyor. Emisyon azaltımı için kömür santrallarından başlayarak fosil yakıt kullanan elektrik santrallarını kapatmamız gerek. Beraberinde ulaşım, kentleşme ve sanayi politikalarını da değiştirmeliyiz. Kentlerde elektrikle çalışan toplu taşımaya ve bisiklete, kombi ve klima yerine ısı pompasıyla ısıtılan ve soğutulan binalara, uçağa değil trene geçmezsek, yenilenebilir enerjiden ürettiğimiz elektriğin emisyon azaltımına katkısı sınırlı olur. Sera gazı rakamları da mevcut politikaların sonuç vermediğini net bir şekilde gösteriyor.

Türkiye ev sahipliği yapacağı COP 31’e giderken belli ki yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışı ön plana çıkaracak. Pembe bir tablo çizmeye çalışacak. Planlama ve doğru hedefler olmadan kapasite artışının sonuç vermeyeceğini, bunun bir göz boyamadan ibaret olduğunu anlatmak bizim görevimiz. Termik santrallara kömür sağlamak için Muğla’da kamulaştırma yaparken, bu yanlış karara direnen Esra Işık’ı hapse atarken, Afşin Elbistan termik santralına iki yeni ünite eklenmesine yeşil ışık yakıp, üç hafta önce Kırklareli’nde gaz santralı açarken, yenilenebilir enerjinin payını artırdık demenin bir anlamı yok. Kömürlü termik santralları ne zaman kapatıyoruz ey hükümet, sen bize bir tarih ver sonra COP 31’i konuşuruz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Özgür Gürbüz yazdı: Enerjide güneşin önemi

Türkiye’nin elektrik talebinin en yüksek olduğu an 28 Temmuz 2025, saat...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın