iktibasGözde BedeloğluGözde Bedeloğlu yazdı: Medeni Kanun'un parça parça tasfiyesi

Gözde Bedeloğlu yazdı: Medeni Kanun’un parça parça tasfiyesi

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) uzun süredir dikkat çektiği ‘Medeni Kanun’un parça parça tasfiyesi süreci, son hamleyle yeni bir aşamaya evrildi: Anayasa Mahkemesi (AYM), Medeni Kanun’un 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğuyla iptal etti. Adalet Bakanı Akın Gürlek hazırlığı süren 12. Yargı Paketi’ne bu iptal kararının dahil edileceğini açıkladı. Yargının kadının soyadı hakkındaki ihlal kararını yıllardır uygulamayanlar, uluslararası mahkeme kararlarını sümen altı edenler, söz konusu nafaka hakkı olduğunda dikkat çeken bir gayret içinde.

‘NAFAKA ZENGİNLERİ’ EFSANESİ

Nafaka karşıtı çevreler yıllardır kamusal alanı “Ömür boyu eski eşe para mı ödenir?” retoriğiyle, yaratılmış suni mağduriyet hikâyeleriyle meşgul ediyor. Muhafazakâr dernekler ve organize hareket eden bazı erkek grupları, aile mahkemelerinin otomatik olarak erkekleri cezalandırdığını iddia ediyor. Bu koroya göre nafaka, erkeğin mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlâl. Ancak bu iddiaların arkasında tek bir somut, bilimsel ya da resmi veri bulunmuyor. Ne Adalet Bakanlığı ne de ilgili kurumlar bu verileri paylaşıyor. Tekil ve uç örnekler üzerinden kopartılan fırtına, yasal bir hakkın gasp edilmesine dayanak yapılıyor. Hukukçular ve sahada çalışan kadın örgütleri ise bambaşka bir gerçeğe işaret ediyor. Mevcut hukuk sisteminde zaten mutlak, keyfi ve değiştirilemez bir “süresiz nafaka” uygulaması hiçbir zaman olmadı. Nafaka alan eş yeniden evlendiğinde, düzenli bir iş bulup gelir elde ettiğinde ya da fiilen biriyle yaşadığında bu yükümlülük mahkeme kararıyla zaten sona eriyordu. Üstelik elimizdeki tek somut veri, hükmedilen o sembolik, açlık sınırının çok altındaki cüzi nafakaların bile yüzde 66’sının hiçbir şekilde ödenmediği yönünde. Ortada iddia edildiği gibi lüks içinde yaşayan “nafaka zenginleri” yok. Kağıt üstündeki üç kuruşu bile tahsil edemeyen, icra kapılarında ömrünü tüketen yoksul kadınlar var.

AYM’NİN KURUMSAL HAFIZA KAYBI

Bu iptal kararı, AYM’nin kendi kurumsal hafızasını ve içtihadını da sıfırladı. Yüksek Mahkeme, 2012 yılında aynı düzenlemeyi Anayasa’ya uygun bulmuştu. O dönem 16’ya 1 gibi ezici bir çoğunlukla verilen kararda, yoksulluk nafakasının “sosyal devlet ilkesinin bir gereği” olduğu ve güçsüzü koruduğu açıkça vurgulanmıştı. Bugün ise karar 3’e karşı 12 oyla, yani tam tersi bir refleksle alındı.

Aradan geçen on dört yılda Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği mi sağlandı? Kadın yoksulluğu mu bitti? TÜİK’in son verileri ortada duruyor. Kadınların istihdama katılım oranı yalnızca yüzde 32,1. Yani erkeklerin yarısı kadar. Kreşlerin kapatıldığı, bakım emeğinin kamusal olarak paylaşılmadığı bu sistemde kadınlar çocuk ve ev yüküyle istihdamın tamamen dışına itiliyor. Evlilik boyunca görünmez kılınan o karşılıksız ev emeği, boşanma anında yok sayılıyor. AYM’nin değişen üye yapısı, işte bu yapısal eşitsizliği görmezden gelmeyi seçti.

KUTSAL AİLENİN ŞİFRESİ

İktidarın “makbul aile” politikasının şifreleri tam olarak burada gizli. Aile kurumunun kutsallığından bahsedenler, o ailenin içindeki kadını ve haklarını parça parça yok ediyor. İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çıkılması, resmi nikah olmadan dini nikah yapılmasının önünü açan o karanlık mahkeme kararı ve şimdi de nafaka hakkının tırpanlanması… Hepsi aynı ideolojik zincirin halkaları. EŞİK’in vurguladığı gibi, mesele hiçbir zaman nafakanın miktarı olmadı. Hedef; kadının ekonomik bağımsızlığını, dolayısıyla boşanma iradesini elinden almak. Erkeğin ise evlilikten doğan sorumluluklarından en zahmetsiz şekilde sıyrılmasını sağlamak.

YA ŞİDDET YA YOKSULLUK

Bu kararın toplumsal faturası çok ağır olacak. Ekonomik güvencesi olmayan, sistematik aile içi şiddete maruz kalan bir kadın artık boşanma davası açarken iki kez düşünmek zorunda kalacak. Önlerinde fazla seçenek yok. Ya evdeki şiddete, aşağılanmaya itaat edecekler ya da sokaktaki derin, güvencesiz yoksulluğa razı olacaklar.

Birgün yazarı Avukat Selin Nakıpoğlu’na göre bu hamle boşanma oranlarını düşürmeyecek; aksine bu tür adımlar yalnızca kadınların boşanmasını zorlaştıracak. Sorunun nafaka değil, kadınlarla erkekler arasındaki yapısal eşitsizlik olduğunu söyleyen Nakıpoğlu, bu eşitsizlik devam ederken nafakayı hedef almanın, sorunu çözmek değil kadınları cezalandırmak olduğunun altını çiziyor. Medeni Kanun parça parça tasfiye edilirken, kadınlar adalet ve hakkaniyet soslu yargı paketleriyle adeta rehin alınmak isteniyor. Gözleri aydın, “aile yılı” tam da planlandığı gibi amacına ulaşıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Filo Jet Faciası: Kara kutu iki gün önce kapatılmış

Kuzey Kıbrıs’ta 27 kişinin hayatını kaybettiği Filo Jet faciasında,...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sağlıkta bütçenin %15,2’si sevklere gidiyor

Kuzey Kıbrıs’ta kamu sağlığına ilişkin yapılan iddialı açıklamalarla sahadaki...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Guterres görüşmesi gerekçe gösterildi: Sendikacı Selma Eylem’e siyasi gözdağı!

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in adayı ziyareti sırasında sivil...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
974AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yonca Özdemir yazdı: Dünyada Z Kuşağı Protestoları, Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim Talebi

Dünyada Z Kuşağı Protestoları: Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Ecehan Balta yazdı: Doğanın da hakları var

İnsanın doğaya egemenliği, modern toplumun kurucu anlatılarından biridir. Doğayı...

Hediye Levent yazdı: Süreç içinde süreç

Amerika-İran savaşında uzlaşmaya varılabilmesi için girişimler bir kez daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tunus’u hatırlar mısınız?

Dünya siyasetinin önemli davranışlarından biridir: aynı olaylar olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı...

Volkan Yaraşır yazdı: Kötülüğün sıradanlığı ve Hannah Arendt

Naziler bir mayalanma döneminin ardından sokakların fethiyle iktidara geldiler....

Canlı yayın