iktibasVolkan YaraşırVolkan Yaraşır yazdı: 'Efendiliğin reddi': Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa kalkıştır.  Bireysel bir reddediş bile muazzam bir kafa tutmayı ve potansiyel olarak kolektif bir pratiği besler. Reddin gücü başlangıçta belki kendini ruhta ve bilinçte oluşan “artık yeter” ya da “bir şey yapmalı” duygusuyla gösterir ama ezber bozucudur ve iktidarın otoritesini parçalayan eylemlerin önünü açar. Eylem ve ayağa kalkış kölenin bilincini ve ruhunu silahlandır. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Efendi, Hegel’in ifadesiyle iki olgudan dolayı köle üzerinde hegemonyasını inşa eder: Korku ve çalışma… Korku da temelde iki eksende kendini dışavurur: Ölüm korkusu ve efendinin gücünün kölede uyandırdığı korku. Aynı korku kölenin efendinin hizmetinde ölümüne çalışmasına yol açar.  Bu dilemma birbirini besler. Kırbaç ve korku efendinin en önemli silahlarıdır. Kırbaç çalıştırır, korku riayet ettirir. Efendi korku yayarak ya da korkuyu  örgütleyerek varlığını inşa eder. Tarih boyunca efendiler ya da egemenler farklı korku rejimleri inşa ederek bilinç ve bedenleri sömürgeleştirmiştir.

Reddin gücü

Direniş bir güce karşı durmadır. Aynı zamanda bir mana dünyası kurma, reddediş, o gücü tanımama, onur ve özgürlükle kurulan ontolojik bağdır. Tarih bu yönde olağanüstü pratiklerle doludur. Direniş hızla sirayet eder. Ezilenler arasında görünmez ve kudretli bağlar oluşturur. Yakın tarihte en dikkat çeken ve sarsıcı deneyimlerinden biri Fransız Direniş Hareketi’dir.

Fransa’yı zorlanmadan işgal eden Nazi birlikleri 14 Haziran 1940’ta Paris’e girdi. Fransa’nın kalbinde gamalı haç dalgalanmaya başladı. Nazi işgali ve işbirlikçi  Vichy hükümetinin kurulması Fransızların büyük bir kısmı için yıkım ve onursuzluk anlamına geldi. Farklı siyasal eğilimlerin birleşik mücadelesini ifade eden direniş hareketinin/La Resistance örgütlenmesi uzun sürmedi. Komünist Partisi ve kadroları bir müddet sonra fedakarlıklarıyla ve örgütlenme yetenekleriyle hareketin taşıyıcı gücü oldular. Frida Knight’ın “Fransız Direnişi” adlı kitabı bu konuda yazılmış en iyi çalışma olarak dikkat çeker. Şebeke halinde örgütlenen direniş hareketi yatay, dikey ve çapraz örgütlenmelerle geniş kitleler içinde kök saldı. Üçgen Örgütlenme Gestapo’nun direniş hareketini çözmesini engellemek için yaratılan en önemli illegal örgütlenme biçimiydi. “Eylem Adamları” bir kişinin sorumluluğunda üç kadrodan oluşan şebeke ya da hücreler şeklinde hareket ediyordu. “Gölgeler Ordusu” adını almaları boşuna değildi. Hücre sorumlu dışında kimseyi tanımıyordu. Sorumlu da başka bir üçgenin parçasıydı. Herhangi bir çözülmeye karşı en etkili örgütlenme olarak iş gördü. Gestapo hep bir yerde tıkandı. Direnişin en önemli önder kadroları yakalansa da direniş sürdü. Muazzam bir pratik olarak tarihe geçti. Aradan henüz 10 yıl geçmişti ki Fransa sömürgesi olan Cezayir’de şehir savaşı başladı. Fransız sömürgeciliğe karşı Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) önderliğinde yürütülen şehir savaşı sömürgecilerin kendilerini en güçlü hissettikleri yerde, başkent Cezayir’de sistemli şehir gerillası eylemlerini içeriyordu. Eylemler kolonları/ sömürgecileri demoralize etti. Fanon’un ifadesiyle köle bile görülmeyen, insan altı diye tanımlanan Cezayirliler, eylemleriyle sömürgecilere kök söktürdü. Şehir savaşı Fransız direniş hareketinden etkilenerek Üçgen Örgütlenmeye dayanıyordu. Ağır darbeler almalarına rağmen direniş sürdü. Cezayir halkı çocuklarını sakladı, korudu ve kolladı.

Direnişin enternasyonelleşmesi

Dağları olmayan bir ülke olan Uruguay’da, 1960’ların ortasında Raul Sendic’in önderliğinde kurulan Tupamarolar, şehir gerillası pratiğinin en mükemmel örneğini verdiler. Cezayir şehir savaşından esinlenen Tupamarolar Üçgen Örgütlenme esasına göre teşkilatlandı.

Tupamarolar hücreler şeklinde  faaliyet yürüttü. Başkent Montevideo hareketin merkeziydi. Devrimci şiddeti son derece ahlaki boyutta kullanan Tupamarolar, efsaneye göre astıkları pankartlara “bu pankartta bomba yoktur” ibaresi koymayı ihmal etmediler. Kitlelerle aralarında yüksek bir aura oluşturmayı başardılar. Askeri kanatta yer alanlar Aslan, yeraltı faaliyetlerini destekleyenler ise Arı olarak anılıyordu. Askeri diktatörlüğünün uzun takip ve  operasyonları sonucu bütün ileri ve önder kadrolar 1972 ve 1973 yılı içinde yakalandı. Dokuz önder kadro 12 yıl tam izolasyonda kaldı. 1985 yılında çıkarılan af sonucu salıverilen Tupamaroları cezaevi çıkışında, iki milyonluk ülkede elli bin kişi karşıladı. Açık alanda faaliyet yürütmeye başlayan Tupamaroların, lider kadrodan Pepe lakaplı Jose Mujika Geniş Cephe’nin adayı olarak önce senatör, daha sonra devlet başkanı seçilecekti. Eski bir şehir gerillası önderi olan Pepe 2010-2015 arasında Uruguay devlet başkanı olarak görevi yaptı. Pepe, duruşu ve yaşam felsefesiyle iz bırakacaktı. Direniş farklı biçimler alarak sürüyordu. Ezilenler yarattıkları pratiklerden öğrenmeye devam ettiler. Fransız direniş hareketinin Nazileri çılgına çeviren ve önemli zayiatlar verdiren, her şeyden önce Fransız halkının diz çökmediğini gösteren örgütlenme pratiği, Cezayir’de Fransız sömürgeciliğe karşı direniş savaşını şekillendirdi, kölelerin zincirleri parçalamasıyla sonuçlandı, ardından Cezayir şehir savaşı ve örgütlenme yönteminden esinlenen Tupamarolar Üçgen Örgütlenmeyle estetik bir militanlık gerçekleştirdiler. Şehirlerde iktidarın en zayıf noktalarına vurdular. Direniş savaşını ahlaki bir manifestoya dönüştürdüler. Kısaca efendiliğin reddi her şeyin başlangıcı oldu. Köle ayağa kalktığında efendiliği yaratan ruh ve beden de ölüyordu. Direniş yeni bir varoluşa dönüşüyordu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Volkan Yaraşır yazdı: Kötülüğün sıradanlığı ve Hannah Arendt

Naziler bir mayalanma döneminin ardından sokakların fethiyle iktidara geldiler....

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Volkan Yaraşır yazdı: Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Frankfurt Okulu’nun ya da Eleştirel Teori’nin kurucusu ve en...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,266TakipçilerTakip Et
1,350AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Biyoçeşitlilik COP17: Doğayı koruma vaatleri, yıkımın gerçekliği

Dünyanın dört bir yanında ormanlar yok oluyor, sulak alanlar...

Yelda Erçandırlı yazdı: Lula, ekstraktivizm ve sol kalkınmacılığın sınırları

Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da dördüncü...

Mahir Ulutaş yazdı: Ankara-Bakü hattındaki krizin yapısal dinamikleri üzerine

Ankara ve Bakü arasındaki “kardeşlik”, en çetin diplomatik krizlerinden...

Özkan Yıkıcı yazdı: İlk sonuçlarla, Amerikan ara seçimleri

Son aylarda artan dünya gerilimleriyle birlikte, Amerikan seçimleri bir...

Özkan Yıkıcı yazdı: Belekten kısa bir gevezelik hatırası!

Belekten kısa bir gevezelik hatırası! Susurluk, Balıkesir'in bir ilçesidir. O...

Volkan Yaraşır yazdı: Kitleler, küresel ablukayı dağıtıyor

Kapitalizmin 1970’lerin ortasında başlayan yapısal krizine karşı finans kapitalin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bulgaristan cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine

Bulgaristan'da cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti. Gelen sonuçlar: Bildik Batı eksenli...

Evren Balta yazdı: Amerika ara seçime giderken

Amerikalılar yarın ara seçim için sandık başına gidiyor. Temsilciler...

Canlı yayın