iktibasEvren BaltaEvren Balta yazdı: Amerika ara seçime giderken

Evren Balta yazdı: Amerika ara seçime giderken

ABD ara seçimlere Trump’ın desteğinin tarihi dip seviyelere gerilediği ve Demokratların büyük bir “mavi dalga” beklediği bir ortamda gidiyor. Trump’ın 2024’te kurduğu seçmen koalisyonu çözülürken, Demokrat Parti de önemli bir dönüşüm geçiriyor. Kültür savaşları geri plana itiliyor, hayat pahalılığı, İran Savaşı’nın maliyeti, veri merkezleri ve yolsuzluk kampanyaların merkezine yerleşiyor. Peki Trump’ın seçmen koalisyonu neden dağılıyor? Demokrat Parti’nin yükselen sol kanadı partinin ana akımını nasıl değiştiriyor? Demokratlar yalnızca Trump’ın başarısızlığından mı yararlanıyor, yoksa Amerikan siyasetindeki çatışmanın eksenini yeniden mi kuruyor? Beklenen mavi dalga Trump’ı gerçekten durdurabilir mi?

Orjinal yazının kaynağıt24.com.tr
Kategori:

Amerikalılar yarın ara seçim için sandık başına gidiyor. Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve 100 sandalyeli Senato’nun üçte biri yenilenecek. 

Seçimler Trump’ın onay oranının siyasi kariyerinin en düşük seviyesinde olduğu bir anda yapılıyor. Reuters/Ipsos verilerine göre onay oranı %32 civarında. Seçimlere günler kala ise genel parti tercihinde Demokratlar 9 puan önde.

Bu fark bir yıl önce 3, altı ay önce 5 puandı; yani Demokrat Parti’nin desteği istikrarlı biçimde büyüyor. Demokratların Meclis’te 41 yeni sandalye kazandığı 2018 ara seçimlerine gidilirken aynı fark yüzde 7 civarındaydı. 

Bugünkü 9 puanlık fark bu yüzden büyük bir “mavi dalga” beklentisi yaratıyor. Beklenti o kadar yüksek ki, bu dalga beklentisinin gerisinde kalan her sonuç Demokratlar açısından bir yenilgi gibi algılanabilir.

Temsilciler Meclisi’nde Demokratların çoğunluğu ele geçirmesi neredeyse kesin. Senato’da Demokratların çoğunluk için dört sandalyeyi Cumhuriyetçilerden alması gerekiyor. Burası daha bıçak sırtı bir yarış ama asıl dikkat çekici olan, Demokratların on yıllardır kazanamadığı eyaletlerde önde olması. 

Otuz yılı aşkın süredir Demokrat senatör seçmeyen Teksas’ta James Talarico, 1930’lardan bu yana Senato’ya Demokrat göndermeyen Kansas’ta Adam Hamilton Cumhuriyetçi rakiplerinin önündeler. Iowa, Ohio ve Alaska gibi Cumhuriyetçilerin ağırlıklı olduğu eyaletlerde de Demokratlar güçlü bir yarış çıkarıyor. 

Senato’nun kaderi artık yalnızca geleneksel salıncak eyaletlerinde değil, Cumhuriyetçilerin kalesi sayılan eyaletlerde belirlenecek.

Mavi dalga ne değiştirir?

Hiç kuşkusuz bu seçimler bir iktidar değişikliği sağlamayacak. Trump başkanlık koltuğunda oturmaya ve Kongre’yi pas geçerek ülkeyi başkanlık kararnameleriyle yönetmeye devam edecek. Hatta kimi yorumculara göre, hâlihazırda Kongre’nin iki kanadını da kontrol eden Cumhuriyetçilerin bu üstünlüğü kaybetmesi, Trump’a önümüzdeki iki yılda Kongre’yi pas geçme konusunda daha fazla motivasyon verip arzu ettiği değişiklikleri olağanüstü bir hızla uygulama eğilimini güçlendirecek. Bu konuda hazırlıklar olduğu basına yansıdı bile.

Ama bu seçimin asıl önemi başka yerde. Bu seçim, Demokratların yeni aday profilinin ve yeni seçim stratejisinin ilk büyük sınavı. Sonuç, 2028 başkanlık yarışında partinin kimi aday göstereceğini ve hangi dili konuşacağını doğrudan şekillendirecek.

Cumhuriyetçi cephede ise ağır bir yenilgi parti içinde Trump’tan rahatsız olanların sesinin daha yüksek çıkmasına neden olabilir. İran savaşı ile birlikte itirazların daha sesli dile getirilmeye başlandığı MAGA koalisyonunu bölebilir. 

Trump’ın ve Cumhuriyetçilerin bu (olası) yenilgisinin iki ana nedeni var: Trump’ın 2024 seçim koalisyonunun çözülmesi ve Demokrat Parti’nin seçim vaatlerinin ve dilinin dönüşümü.

Trump’ın seçim koalisyonu çözülüyor mu?

Çok yazıldı. Trump’ın seçim koalisyonunun çekirdeği, üniversite diploması olmayan beyaz seçmenler. Üstelik bu çekirdek seçmen grubunun bir coğrafi karşılığı da var. Kırsal Amerika. Bu çekirdek seçmen grubu kültür savaşlarının da yılmaz bir neferi ve Trump’ın en büyük destekçisi. 

Ama 2024’te Trump’a zafer getiren bu çekirdek grup değil, seçmen koalisyonun genişlemesiydi. Trump’ın oyu Hispanik seçmenlerde, Siyahlarda, Asyalı Amerikalılarda ve genç erkeklerde yükseldi. Bu yeni seçmenleri bir araya getiren şey de ideolojiden çok bir vaatti: savaşsız bir ekonomik popülizm. 

Trump hayat pahalılığını düşürme, Amerikalıların vergilerini uzak coğrafyalardaki savaşlara harcamama sözü vermişti. 

Bugün bu vaadi bizzat kendisi çiğnemiş durumda. 

Enflasyon %3,7’ye çıktı, istihdam artışı aylık 50 bin civarına geriledi ve tüketici güveni tarihsel olarak en düşük seviyelere yakın.

Ama asıl kırılmayı yaratan İran savaşı. 

Başlangıçta birkaç hafta süreceği söylenen savaşın sonu henüz gözükmüyor. Savaşın maliyeti 16 Ekim itibarıyla 47,1 milyar dolara ulaştı. 

Savaş maddi düzeyde enerji fiyatlarını ve yaşam maliyetlerini etkiliyor. Siyasi düzeyde ise Trump’ın seçmenleriyle kurduğu sözleşmeyi ihlal ediyor. Bu vaat ihlalinin bedelini Trump’a en çok 2024’te geçici destek veren Trump’ın seçmen çekirdeğinin çeperindeki gruplar ödetiyor. Kongre tercihinde Demokratlar Latinolar arasında %59 destek oranına sahip. Genç erkeklerde düşüş daha da çarpıcı. 18-29 yaş arası erkeklerde Trump’ın 2024’teki onay oranı %58 iken, 2025 sonunda %32’ye inmiş durumda.

Çekirdek seçmen grubunda kayıp var ama çok daha düşük, çok daha yavaş. Çekirdek henüz karşı tarafa geçmiyor, ama heyecanını kaybediyor. Çok koyu Trump taraftarları dışında Cumhuriyetçilerin kendi seçmenlerini nasıl motive edeceği belli değil. Hayal kırıklığına uğramış Trump seçmenlerinin önemli bir kısmı sandığa gitmeyebilir. Bunun da seçim sonuçlarına doğrudan bir etkisi var. 

Demokrat Parti’deki değişim

Trump cephesi böyle. Fakat (olası) bir mavi dalgayı açıklayan asıl önemli Demokrat Parti’deki değişim. 

Demokrat adayların çok önemli bir kısmı, kürtaj ve trans hakları gibi gündemleri arka plana itmiş durumda.  Demokrat kampanyaların bu seçim döneminde kürtaj reklamlarına harcadığı para, 2024 seçimlerine göre dörtte birine indi. Washington Post’un 1,6 milyar dolarlık kampanya reklamını incelediği analiz Demokrat Parti reklamların beşte üçe yakını ekonomiden söz ettiğini gösteriyor. Demokratlar kültürel taleplerinden vazgeçmiyorlar ama siyasetin merkezine başka bir çatışma yerleştiriyorlar.

Demokrat Partinin kampanyalarında (ister sol kanattaki adaylar olsun ister ana akım adaylar) üç tema öne çıkıyor. 

Birincisi savaşın maliyeti. Demokrat Parti adaylarının kampanyaları İran Savaşı’nın ekonomik maliyetleri ile hayat pahalılığı ve işsizlik gibi sorunları birleştiriyor. Daha soldaki adaylar refah devleti talebi ile savaş harcamalarını birlikte tartışıyor ve neden eğitim/sağlık yerine savaşa para harcıyoruz diye soruyor (Michigan’da Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed’in 10 Ekim’de yayınlanmaya başlayan War/Savaş adlı televizyon reklamı, bu stratejinin belki de en açık örneği).

İkincisi veri merkezleri. Yapay zekâ patlamasının altyapısı olan veri merkezleri ana kampanya temalarından biri haline gelmiş durumda. Zira veri merkezlerinden duyulan hoşnutsuzluk hem Cumhuriyetçi seçmenleri ve hem de Demokrat Parti seçmenlerini ortak kesiyor. Özellikle kırsal Amerika’da bu hoşnutsuzluk daha belirgin. NPR’ın analizine göre bu yıl veri merkezlerinin olumsuz sonuçlarından söz eden reklamlara 45 milyon dolardan fazla harcandı ve Demokratlar bu konuda Cumhuriyetçilerin neredeyse iki katı reklam yayınladı. 

Üçüncüsü yolsuzluk. Trump dönemi Amerika’sının yönetici elitlerinin pervasız yolsuzlukları Demokrat parti kampanyalarının merkezinde. Washington Post’un analizine göre yolsuzluk ve hükümet etiği, ekonomiden sonra reklam harcamalarının en çok yöneldiği ikinci konu. Seçmenlerin yaklaşık %69’u Trump’ın ikinci döneminde yolsuzluk, kişisel çıkar ve çıkar çatışmalarından endişeli olduğunu söylüyor. 2024’te Trump’a oy verenlerin de neredeyse yarısı bu kaygıyı paylaşıyor. En çarpıcı kampanya örneği Teksas. Demokrat Senato adayı James Talarico, rüşvet iddialarıyla anılan Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton’ı “Teksas’ın en yozlaşmış politikacısı” olarak tanımlıyor ve şöyle diyor: “Veri merkezleri Paxton’ı finanse ediyor; onlar vergi indirimi alıyor, fatura size kalıyor (kampanya reklamını buradan izleyebilirsiniz).” 

Ama mesele yalnızca neyin söylendiği değil, kimin söylediği. Demokratları kırmızı eyaletlerde yarışan adaylarının çoğu, Demokrat Partinin klasik “kentli ve eğitimli” aday profiline uymuyor. Teksas’ta Talarico, ilahiyat eğitimi almış eski bir öğretmen ve kampanyasını inanç diliyle kuruyor. Kansas’ta Adam Hamilton, eyaletin en büyük kiliselerinden birini kurmuş bir rahip. Maine’de Troy Jackson beşinci kuşak bir orman işçisi. 

Bu adaylar Cumhuriyetçilerin yıllardır kurduğu “kentli, seküler elitlerin partisi” imgesini sözle değil, bizzat kendi hayatlarıyla boşa çıkarıyor. Kültür savaşına girmeyi reddedebilmelerinin nedeni de bu (Behlül Özkan ile benzer bir stratejinin CHP’ye nasıl 2024 seçimlerini kazandırdığını yazmıştk). 

Demokrat Parti’nin iki kanadı

Yukarıda saydığım temalar ve “bizden biri” ile yarışma stratejisi Demokrat Partinin hem ana akımında hem de sol kanadında yaygınlaşmış durumda. 

Ama altını çizmek gerekir ki bu dönüşümü asıl sürükleyen partinin sol kanadı oldu. Anaakım ise hep “seçilebilirlikten” (siz onu yerleşik çıkarların sarsılması olarak okuyun) endişeliydi. Örneğin Michigan’daki Senato ön seçiminde sol kanadın adayı Abdul El-Sayed’in rakibi Haley Stevens, İsrail yanlısı lobi örgütü AIPAC’ın tek bir yarışa yaptığı en büyük yardımı aldı; El-Sayed buna rağmen kazandı.

Her ne kadar Demokrat Partinin iki kanadı arasındaki gerilim devam ediyor olsa da, en azından şimdilik Demokrat Parti elitleri mevcut adaylarının etrafında Trump’a karşı birleşmiş gözüküyor. Üstelik yakından bakınca sol kanat ve anaakım arasındaki bu bölünmenin, daha çok ana akımı dönüştüren bir işlev görmeye başladığı da görülüyor. Sol kanadın hayat pahalılığı, savaş karşıtlığı ve yolsuzluk gibi gündemleri ana akımın da diline yerleşmiş durumda.

Benzer bir süreç Zohran Mamdani’nin New York belediye başkanlığı kampanyasında da yaşanmıştı. Mamdani Haziran 2025’teki ön seçimde partinin merkezci adayı Andrew Cuomo’yu kira artışlarını dondurma, ücretsiz otobüs ve evrensel çocuk bakımı gibi doğrudan hayat pahalılığına yönelik vaatlerle yenmişti. Parti yönetimi bu zafere başta tepkiyle yaklaştı, ama kısa sürede Mamdani’nin dilini benimsedi. 

***

Cumhuriyetçiler çok uzun bir zamandır kendi çekirdek seçmenlerini Demokratları kültürel meselelerin ve kentli elitlerin partisi olarak resmederek konsolide ediyorlardı. Bu seçimde Demokratlar bu çerçeveye girmeyi reddettiler. Şimdilik büyük ölçüde Trump’ın kaybettiği güveni topluyorlar; ama aynı zamanda aşağıdakilerin öfkesini ve haklı kaygılarını örgütlemeye çalışıyorlar. 

Demokrat Parti’nin sol kanadı partinin seçim dilini değiştirmeyi başardı mı? Evet. Peki partinin siyasi ve ekonomik önceliklerini de değiştirebilecek mi? Henüz bilmiyoruz. Bu bir ara seçim. Ve Demokrat Partinin ana akımının Amerikan müesses nizamı ile ilişkisi Cumhuriyetçilerden de daha derin olabiliyor. 

Demokrat Partinin gerçekten dönüşüp dönüşmediğinin asıl sınavı 2028 adaylık yarışında verilecek.

Okuma önerisi: Maggie Haberman ve Jonathan Swan, Regime Change: Inside the Imperial Presidency of Donald Trump (2026). İran Savaşı kararına kadar uzanan, Kongre’yi pas geçen bir başkanlığın içeriden anlatısı. Yazıda tartıştığım “mavi dalga Trump’ı durdurur mu?” sorusuna arka plan arıyorsanız iyi bir başlangıç. 

https://www.abebooks.com/Regime-Change-Imperial-Presidency-Donald- Trump/32473037717/bd


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Evren Balta yazdı: Türkiye ve İsrail neden karşı karşıya geliyor?

18 Ağustos’u 19 Ağustos’a bağlayan gece İsrail savaş uçakları,...

Evren Balta yazdı: NATO’nun yeni sözleşmesi: Bir hizmet olarak egemenlik

7-8 Temmuz’da NATO liderleri Ankara’da bir araya geliyor. Bir...

Mayıs ayında dünyanın gözü neden Beijing’de olacak? – Evren Balta

Bu ay Beijing’de Trump ile Xi bir araya gelecek....

İran, savaşı kaybetmedi – Evren Balta

İran askeri olarak ağır darbe aldı ama siyasi olarak...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,266TakipçilerTakip Et
1,290AboneAbone Ol

Son eklenenler

Bulut Unvan yazdı: Yeni Kıbrıs Partisi Üzerine…

Yeni Kıbrıs Partisi 29 Ekim’de otuz yedi yaşına girdi. Hangi...

Şener Elcil yazdı: Filistin, İsrail ve Kıbrıs

Gazetecilik yaptığı yıllarda, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides ile...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cuma günü

Gazeteleri okurken, perşembe gününün tatil olduğunu ve Türkiye'deki cumhuriyetin...

Nevzat Hami yazdı: İki Nene, İki Kitap, Bir Sofra

Bir sofranın etrafında toplanan insanlar yalnızca yemek mi yer?...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Savaş düzenine hayır

Cuma günü başta Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Redif Nurel ve “Dreams come true in Northern Cyprus!”

Rumun bayra'ını sallayacaglarsa Rum tarafı o tarafdadır. Ezan sesine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Canlı yayın