Kıbrıs iktibasŞener ElcilŞener Elcil yazdı: Filistin, İsrail ve Kıbrıs

Şener Elcil yazdı: Filistin, İsrail ve Kıbrıs

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Gazetecilik yaptığı yıllarda, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides ile röportaj yapan değerli dostum Erdoğan Özbalıkçı, “Kıbrıs Sorunu ne zaman çözülecek?” sorusunu ona yöneltir. Klerides; “Filistin Sorunu çözülünce” yanıtını verir.

Filistin ile Kıbrıs coğrafik olarak birbirine çok yakın olmalarına rağmen, onları birleştiren esas ortak nokta iki ülkenin de eski İngiliz sömürgesi olmalarıdır.

Bilindiği üzere İsrail Devleti’nin kurulmasına giden yolda, 1917’de İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour’un, Yahudi Lord Rothschild gönderdiği ve “Balfour Deklerasyonu” olarak bilinen mektup çok önemli bir adımdır.

“Üstünde güneş batmayan imparatorluk” olarak bilinen İngiltere’de, Yahudi lobisinin gücü başkalarının toprağı üzerinde devlet kurmayı başaracak kadar etkilidir. Bu güç sadece İngiltere’de değil, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika Birleşik Devletleri’ni de yöneten esas güçtür.

İsrail Devleti kurulduktan ve günümüze gelinceye kadar geçen süreçte bu iki devletin desteği hala daha devam etmektedir.

İngiltere, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörüdür ve burada iki egemen askeri üsse sahiptir. Bu askeri üsler, Orta doğu ve özellikle İsrail’i hedefleyen her türlü operasyona karşı haber alma ve saldırı amaçlı kullanılmaktadır.

Bu üslerin varlığının, İsrail için hayati önemi vardır. Bu üslerin ve Kıbrıs’ın önemi Gazze’de yaşanan son çatışmalarda bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Bu saldırılarda İsrail’e verilen istihbarat bilgileri, lojistik destek ve sivillerin tahliyesi, hep Kıbrıs üzerinden yapılmaktadır. Bu çerçevede Filistin sorununun, Kıbrıs Sorunu ile birlikte ele almak gereklidir.

Esas olan İsrail Devleti’nin varlığıdır ve tüm gelişmeler bu eksen etrafında dönmektedir.

“Büyük Orta Doğu Projesi” olarak sunulan ve Türkiye’nin de ortağı olduğu siyasi gelişmelerin odağında İsrail Devleti’nin varlığı ve bölgedeki enerji kaynaklarının kontrolü yatmaktadır.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birçok defa yaptığı açıklamalarda, bu gerçeği açık açık ortaya koymuştur. Özellikle ABD’ye yaptığı 2004 yılındaki ziyarette, Yahudi lobisindeki konuşmasında, “İsrail Devleti’nin yaşama hakkının tehdit edilmesine Türkiye asla razı olmayacaktır” diye açıklama yapmıştır.

İsrail Devleti’ne tehdit teşkil eden İran ve Saddam Hüseyin’in Irak’ını on yıl boyunca birbirleri ile savaştıran Yahudi lobisinin emrindeki İngiltere ve ABD’dir.

“Kitle imha silahı var” yalanı ile Irak’ı işgal eden, Libya’da Muammer Gaddafi’yi terörist ilan edip, katlettikten sonra ülkeyi kaosa sürükleyen yine bunlardır. İsrail’e komşu Lübnan’daki halkları etnik ve dini ayrımla, yıllarca birbirleri ile çatıştıran yine bu güçlerdir.

İsrail Devleti’nin en büyük muhalifi Esad rejimini yok etmek için Türkiye’de yetiştirdikleri cihatçı teröristleri, Suriye’ye sokup on üç yıl boyunca savaştıran yine onlardır.

Suriye’de sonuç alabilmek için, Esad’ı destekleyen Rusya’yı bölgeden çıkarmayı hedefleyerek, Ukrayna Savaşı’nın çıkarılmasının arkasında yine onlar vardır.

Hamas’ı kurup, Katar’dan aldıkları paralarla destekleyen ve Gazze’deki olayların başlatılmasına çanak tutarak, ABD’yi İran’a karşı savaşa sokan da onlardır.

İran – Irak Savaşı ve Irak’ın işgalinde toplamda bir milyon üç yüz bin, Suriye’deki iç savaşta 650 bin, Libya’daki iç savaşta 40 bin, Gazze’de soykırımda 75 bin, Rusya – Ukrayna savaşında kesin olmamakla birlikte 650 bin kişi öldürüldü.

Yahudi lobisinin çıkardığı bu savaşların bedelini insanlık kanla ve canla ödenmekle birlikte, çok büyük ekonomik kayıplar da yaşamaktadır.

Rusya ile Avrupa Birliği, özel ilişkiler kurmayı düşünürken, Ukrayna Savaşı ile birlikte bir anda iki taraf da birbirine düşman edildi.

AB, Rusya’ya ambargo uygulayarak, önemli bir pazarını yitirip, büyük bir ekonomik kayıp yaşarken, Rusya’dan aldığı ucuz enerjiyi de kaybederek, ABD’nin sıvılaştırılmış pahalı gazına muhtaç edildi.

“Rus tehdidi” adı altında pazarlanan korku iklimi nedeniyle, Avrupa ülkeleri sosyal harcamalarından kesip, savunma bütçelerine korkunç paralar ayırmaya başladılar. Bu da Avrupa’da yaşanan sokak gösterileri ve protestolarının esas nedenidir.

Yahudi lobisinin has adamı ABD Başkanı Donald Trump’ın, NATO’ ya yönelik çıkışları karşısında, Avrupa Birliği, ortak savunma politikaları arayışına girdi.

Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz ticaret yolunun kapanması enerji fiyatlarının artmasına neden olduğu için tüm dünya ülkeleri bunun bedelini ödemektedir.

Kıbrıs’a gelindiğinde ise yine ayni çevrelerin etkin olduğunu görmekteyiz. “Annan Planı’nı” hazırlayanların İngiliz Lord David Hannay ve Dış İşleri Eski Bakanı Jack Straw olduğunu ve bu planla İngiltere’ye Kıbrıs’ın doğal gaz kaynaklarının olduğu denizde, İsrail’e yakın bölgenin verileceğini hatırlatmak isterim.

İsrail için Kıbrıs, vazgeçilmez bir ileri karakoldur. 1974 yılından beri Türkiye, Kıbrıs’ta İngilizler yani İsrail adına emanetçidir.

Adanın bölünmüş kalması, İngiliz üslerinin tartışılmasını gündem dışına çıkardığı gibi, Avrupa Birliği’nin de adada egemenliğini engellemektedir.

Bu sebepten dolayı Türkiye ve Türk tarafı Avrupa Birliği’nin görüşmelerde temsilci bulundurmasına karşı çıkmaktadır.

Küresel Yahudi sermayesinin görüşme süreçlerinin her aşamasında sonuca gidilmesine müdahale ettiğini, Annan Planı’nda ve Crans Montana’da yaşayarak gördük. Şu anda bu müdahaleyi Türkiye ve İngiltere üzerinden etkin bir şekilde yürütmektedirler.

Kurdurdukları çözümcü örgütleri proje adı altında İngiltere’den finansal olarak destekleyerek, görüşme heyetlerine kadar sokmakta, “Kıbrıs Türk Halkı, iki ayrı devlet ve görüşmeler çökerse bizim statümüzü tanıyın” gibi engelleri görüşme masasına sürmektedirler.

Tufan Erhürman’ın çözümcü ekibine bakıldığında, İngiltere’den parasal destek alan bu sözde barışçıların kimler olduğu görülecektir.

Bir yandan Türkiye’deki siyasetçilerin sahte gerginlik numaraları gölgesinde, kapalı kapılar arkasında Türkiye ile İsrail her türlü ilişkiyi sürdürürken, diğer yandan İsrail, Kıbrıs Cumhuriyeti ile savunma iş birliği antlaşmaları imzalayarak, Kıbrıs’ta insanlar arasındaki düşmanlığın tırmanmasına oynamaktadır.

Dünyadaki gelişmelere baktığımızda dünyanın başına bela olan küresel Yahudi sermayesinin yaptıkları herkesi bıktırmıştır. Özellikle İsrail’deki seçim sonuçları ile birlikte, bu belanın yeni dünya düzeninde güç kaybedeceği görülecektir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de...

Şener Elcil yazdı: Tembel Kıbrıslılar!

Kıbrıs’ta İngiliz koloni yönetimi çalışma saatlerini düzenlerken, o yörenin...

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,266TakipçilerTakip Et
1,290AboneAbone Ol

Son eklenenler

Evren Balta yazdı: Amerika ara seçime giderken

Amerikalılar yarın ara seçim için sandık başına gidiyor. Temsilciler...

Bulut Unvan yazdı: Yeni Kıbrıs Partisi Üzerine…

Yeni Kıbrıs Partisi 29 Ekim’de otuz yedi yaşına girdi. Hangi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cuma günü

Gazeteleri okurken, perşembe gününün tatil olduğunu ve Türkiye'deki cumhuriyetin...

Nevzat Hami yazdı: İki Nene, İki Kitap, Bir Sofra

Bir sofranın etrafında toplanan insanlar yalnızca yemek mi yer?...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Savaş düzenine hayır

Cuma günü başta Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Redif Nurel ve “Dreams come true in Northern Cyprus!”

Rumun bayra'ını sallayacaglarsa Rum tarafı o tarafdadır. Ezan sesine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Canlı yayın