Kıbrıs iktibasŞener ElcilŞener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel resepsiyona çalıştığı kurum adına katılan çok sevdiğim bir arkadaşımla sohbet ederken, yanımıza gelen Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’e görüşmelerin nasıl gittiği ile ilgili bir soru sordum.

Verdiği yanıtta, “Ersin Tatar’ın toplantılar esnasında dikkatini başka şeylere verdiği, sürekli telefonu ile oynadığı ve çocuksu davrandığından bahsederek, masada iradenin onda olmadığını, her konuda Ankara’ya danışma gereği duyduğu için sonuç almanın mümkün görünmediğini” söyledi.

Hristodulidis yanımızdan ayrılınca şu anda Lefkoşa’daki külliyede görev yapan o arkadaşım; “Bunun işi boş. Buldu Tatar’ı eline göre, istediği gibi kullanır. Tufan Hoca seçilince bunun ipliğini pazara çıkaracak” dedi.

Yaptığı açıklamalarla toplumu ayrıştıran, çocuksu davranışlarıyla insanların alay konusu olan ve Ankara’nın sözde desteklediği Ersin Tatar karşısında, yıllardan beri Ankara’nın yakın takibinde ve rejimin yedek kulübesinde bekletilen Tufan Erhürman aday olarak, sözde seçimlerle iş başına getirilmişti.

Büyük umutlarla ve beklentilerle vatandaşın oyunu alan Tufan Erhürman, göreve gelmeden önce başladığı Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik ön şart ileri sürme söyleminin dozunu daha da artırdı.

Yıllardan beri karşı tarafı suçlayarak, kendi yanlışlarını ve rejimi gizleme siyasetinin en güzel örneklerini sergilemeye, laf oyunları ile insanları oyalamaya devam etmektedir.

Söz verdiği halde, yurtsever insanlarımızın Türkiye’ye girişlerini engelleyen düzenlemeyi kaldıramadığı gibi, gerekçesini de kamuoyu ile paylaşamamanın utancını bile duymamaktadır.

Bu yasaklılar listesinin Ersin Tatar ve ekibi tarafından hazırlandığı ile ilgili söylemler çok çabuk unutuldu.
“Yönetemiyorsunuz” diyerek, mecliste Ankara’nın işbirlikçisi sağ hükümetlere saldırdığı günleri ise hatırlayan kalmadı.

Geçtiğimiz hafta, Ankara’da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis grup toplantısında, partililerine hitap etti.

Canlı dinlediğim konuşmasının bir bölümünde; “Maraş’ın yasal sahiplerine devredilmesi ve Mağusa Limanı’nın Avrupa Birliği’ne devredilerek, uluslararası ticarete açılması ile ilgili basında çıkan haberlerin yalan olmadığını belirterek, böyle bir önerinin Kıbrıslı Türk soydaşlarımıza yapılan bir oyun olduğuna dikkat çekip, hemen reddedilmesi gerektiğini, Kıbrıs’ın Türk olduğunu ve Türk kalacağını” vurguladı.

Ne ilginçtir ki, bir gün sonra, sol olduğunu söyleyen bir partinin başında yıllarca görev yapan Sn. Tufan Erhürman, birkaç gün önce Rum basınında öneriyi reddettikleri ile ilgili çıkan haberleri geçiştirmeye çalışırken, aynen faşist MHP başkanı gibi bu öneriyi reddettiklerini açıkladı. Üstelik bu önerinin geçtiğimiz haftalarda yapıldığını ise Rum gazeteleri ve medyasından öğrendik.

Toplumun bilgisi dışında, Ankara’dan gelen talimatla böyle bir önerinin reddedilmesinin gerekçesi de “Maraş ve Mağusa Limanı konusunun kapsamlı çözümün parçası olması” olarak gösterildi.

Rejimin borazanı olan medya yalanlara sarılıp, Sn. Erhürman’a arka çıkmaya çalışırken, birkaç parti dışında çözüm konusunda geçmişte kararlı duruş sergileyen parti ve sendikalar dut yemiş bülbül gibi susmaya devam ediyorlar.

Bu sessizlik aslında, Ankara’nın güdümünde yapılan siyaset ve sendikacılığın eseridir. Siyasal irademizin nasıl teslim alındığı ve örgüt yönetimlerinin nasıl Ankara’ya biat ettiklerini açıkça göstermektedir.

Sn Erhürman, Kıbrıslı Türklere ambargo uygulandığı ve dünyaya açılma çabalarının, Kıbrıslı Rumlar tarafından engellendiği ile ilgili Birleşmiş Milletler’e şikâyet mektubu yazıp, cevabını kamuoyu ile paylaşmıştı.

Burada dikkat çeken olay, bir yanda ambargo, izolasyon yaygarası koparılırken, öte yandan Sn. Erhürman, Maraş ve Mağusa Limanı ile ilgili ret gerekçesinde, “Mağusa Limanı’nın açık olduğundan” bahsetmektedir.

O zaman şunu sormakta yarar vardır;

Madem ki Mağusa Limanı açıktır, neden ambargo, izolasyon yaygarası koparıp, Avrupa Birliği’nden “Serbest Ticaret Tüzüğü” talep ediyorsunuz?

Kıbrıs sorununun temel çıkış noktası egemenliğin paylaşımıdır. Bu gerçekten hareketle iki toplumun siyasi eşitliği konusu 1960 antlaşmalarında tüm taraflarca kabul edilmiştir.

Toplumlararası çatışmalar sonrası başlayan ve günümüze kadar gelen görüşme süreçlerinde iki tarafın uzlaştığı çerçeve iki toplumlu, iki kesimli, tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve tek uluslararası temsiliyeti olan “birleşik federal Kıbrıs“tır.

Bu gerçek ortada dururken, izlenen siyaset, koltukta oturma uğruna, Ankara’ya zaman kazandırmak, taksimi hedefleyen projelerin peşinde koşmak, Kıbrıs Türk toplumunu Avrupa Birliği süreçlerinde Ankara hükümetlerinin siyasi rehinesi haline getirmek ve Kıbrıs’ın kuzeyinin Türkiye’nin kolonisi yapmayı hedeflediği açıkça görülmektedir.

Ara çözümlerle, bütünlüklü bir anlaşmaya gitmek de çözümün kendisidir. Sunulan önerileri “bütünlüklü çözüm” gerekçesi ile reddetmek, aslında statükoyu korumak ve “bütünlüklü çözümsüzlüğü” talep etmektir.

Yakın geçmişte kaybettiğimiz, gazeteci arkadaşımız Sevgül Uludağ’ın cenaze töreninde, Ersin Tatar ile karşılaştım.

Hâl hatır sormaya fırsat kalmadan, Sn. Tatar; “bu beni geçti be, bu beni geçti!” diyerek aslında Tufan Erhürman gerçeğinin ne olduğunu tam anlamıyla ortaya koydu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de...

Şener Elcil yazdı: Tembel Kıbrıslılar!

Kıbrıs’ta İngiliz koloni yönetimi çalışma saatlerini düzenlerken, o yörenin...

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...

Şener Elcil yazdı: Büyüklere Ninniler

Yüzyıllar boyu devam eden emek-sermaye çelişkisine dayalı iktidar kavgası,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,265TakipçilerTakip Et
1,080AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Kansu Yıldırım yazdı: Küresel borç ve jeopolitik şoklar

Emperyalist devletler ile bölgesel güçler arasındaki jeopolitik gerilimler, jeoekonomik...

Özkan Yıkıcı yazdı: Brezilya’dan Sırbistan’dan gelen seçim sonuçları

Pazar gecesi gözlerimi yumarken, pazartesi günü sabahı beklediğim birkaç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Avrupa rüzgârında gerçekleri yakalarken

Son haftaların adeta tekrarlanan süreci yeniden yaşandı. Başta Fransa,...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Dönüşümlü Başkanlık Meselesi ve Liderlerin Tavrı Üstüne

Kıbrıs’ta Dönüşümlü Başkanlık (DB) diye bir “mesele” vardır. “Sorun”...

Fehim Taştekin yazdı: Doğu Akdeniz kumarında Libya ile bir el daha

Libya’yı 15 yıldır yabancı güçlerin çıkar rekabeti, farklı grupların...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Akıncı’dan Aliyev’e; “Üş Devled Teg Milled”

Azerbaycan’da başörtüsüynan ilgili megdeblerde yapılan uygulamalardan soğram Türkiya ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Türkiye’ye şöyle bir bakalım mı?

Kuzey Kıbrıs, kendi kuralıyla Türkiyeleşen gerçeği içinde seçimler sürecine...

Canlı yayın