yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Türkiye'ye şöyle bir bakalım mı?

Özkan Yıkıcı yazdı: Türkiye’ye şöyle bir bakalım mı?

Kuzey Kıbrıs, kendi kuralıyla Türkiyeleşen gerçeği içinde seçimler sürecine girdi. Türkiye adını sıkça duyarız. Hatta kimin daha Türkiyeci olduğu veya ona destek vermeyecek diye korkutmalarıyla da propagandanın en görülen ama fazla resmî döküme konulmayan durumu hâlindedir. Öylesine bir Türkiyeleşme ki daha seçim yasakları başlamadan, buradaki seçim ortamını kontrol edip yöneterek istenenin kazanması adına oluşan koordinasyon komitesi hep kullanılır. Fakat örneğin karşıtlar dahi bu müdahalenin kendi aleyhlerine olduğunu söylemekten el açtı. Tam aksi, kendilerine karşı olunmayıp desteklendiklerini anlatmaya çalışıyor. Böylesi bir Türkiyeleşme cenderesine sıkışıp seçim sonrasını da bağlayarak hava estiriliyor. Hatta şu andaki koltukçular bol atışlar yaparken, kendileri kaybederse Türkiye para vermeyip yeni muhalefet yönetiminin maaşları ödeyemeyeceği propagandasını dahi yapıyorlar. Bu da arada söylenen karşıt kabule dek geliyor.

Böylesi bir Türkiye gerçeğinde seçim havası esiyor. Kimisi “teşekkürlü teslimiyet” demeçleri söylerken, kimisi de “biz karşı değiliz” ile müsaadeli uyum durgunluğunda geçiştirmeye çalışıyor. Öylesine yerleşti ki en basit Kıbrıs sorunu politikasını dahi ana muhalefet söylemekten kaçıyor. Saraydaki eski başkan ise kullandığı dili de sertleştirip kendini Türkiyeleşmenin cenderesinde tutmaya uğraşıyor. Ancak, onca Türkiyeleşme denklemine karşın, onca medyamız da varken, Türkiye seçim havasında öylesine net görünürken, nedense Türkiye’de olanlara pek dokunan yok. Haber yapıp bilgi dahi sunma cesareti bulunmaz. Ama şanlı bağımsız tarafsız basın kelimesi de sık sık kullanılır. Ne dersiniz: biraz Türkiye’ye bakalım mı? Şu onca seçim sonrasıyla da adeta çizgide kalma tutumları karşısında, orada neler oluyor, şöyle yüzeysel olarak dokunalım mı?

Öyle fazla derine dalmayalım. Çünkü hemen en yakınlarım dahi “dikkat et” demeye başlayacak. Zaten çoğu duyulup da sağırlar diyaloğu oynanan süreçlerdir. O zaman en kolayından başlayalım. Konuları haber yapacak olan elbet en başta medya. Medyamız bolca kendini överken, mesleki havayla popülizm satarken, kendine bir de tarafsız kılıf ararken, acaba şöyle bir Türkiye’ye bırakın siyasiliği, mesleki olarak ne olduğuna bakma şansı var mı?

Örneğin, şu basit kurala ne yanıt verirler: Haberi yapmamasına rağmen tutuklanan gazeteci olur mu? Gazetecinin haber yapma durumu Türkiye üzerinden değerlendirme merkezli olunur mu? Bugün, yani cumartesi, Türkiye’de gazeteciler sokakta. Tek ilde değil, on bir şehirde sokaktaydı. Mesleki başlarına gelenleri protesto ediyorlardı. Çok olmayacak örnek de veriyorlar. Siz haberi yapmamanıza rağmen ve ayaktan kelepçeli ev tutuklusu hâlinize karşın, yapmadığınız haber için tutuklanıyorsunuz. Başka bir basit olgu da şu: Yayımlanmamış bir kitap nasıl olur da yasaklanır? Haber yapmanın suç olduğu sözü ise size nasıl geliyor? Gazetecilik bakımından en altlarda olmanın sırrını da kavradınız mı?

Bu sıraladığım birçok örneği daha da genişleterek, Tele 1 ve Halk TV’ye el konulup kayyım atanması size burası için bir mesaj veriyor gibi hiç oldu mu? Hatırlayın, burada da bir kanalın fişi çekilmişti. Şimdi bunu tadan takkeci efendinin, şöyle en azından televizyon kapatmaya veya yeni moda ile kayyım atamaya diyecek herhâlde sözü yok! Tarafsız olmanın sırrıdır bu.

Hadi bıraktık medya ve gazeteciliği. Yine de son noktayı şöyle koyalım: Bizim gazeteci örgütlerimiz, hiç olmazsa mesleki dayanışma amacıyla bugün Türkiye’deki sokağa çıkmaya destek verme tutumuna gelebildiler mi kuşkusunda kaldım. Yoksa tüm sıraladığım olgular ve en sonuncusu, haberi yapmamanın dahi tutuklama nedeni olması uygulamasına diyecek elbet çağdaşlık nedeniyle sözleri yoktur. Ama buradaki karşıt politikacıların veya öteki kesimin üzerine hemen “Türkiye karşıtı olma” damgasını kolayca koyarlar.

İkinci önemli Türkiye gelişmesi de asrın fon skandalı. Servetine milyarlarca parayı yüz binlerin kaynağına el koyarak kazanma gelişmesidir. Yaklaşık on ay önce hem de ekonominin lideri denilen Maliye Bakanı Şimşek dahi uyardı. Hep susuldu. Beklendi. Sonra da patlayınca bu defa ilk değilse bile ikinci konuşması gereken Şimşek, bir anda sıcak havayla uyuştu.

Yayımlanmayan kitap yasaklaması yapan, haber yapmadı diye tutuklanan gazeteci gerçeğine karşın, milyarları kapan ve asrın vurgunu denilen skandalda hâlâ soruşturma, ki o da tartışmalı, onun ilerisine gidilmedi. Hatta vurgunu yumuşatacak ifadeler de kullanıldı. Hem de Adalet Bakanı tarafından. Haksız kazancı geri yatırsınla yetiniliyor. Oysa suç olayında vurgunun en az iki katını ödemesi ve yine yargılanıp hapse girmesi gerekirdi. Hele de bir kayyım efendinin kasalarından paralar çıkıp ona dokunmama sonucu da adeta bakmada dahi bizi ürpertiyor.

Bu arada özellikle fon skandalı bizde de sokakta kimi çevrelerde konuşuluyor. Hâlâ şanlı medyamız ilgi göstermedi. Hele seçim rüzgârında kravatları savrulan politikacılar şimdilik duymazlık modunda. Vurguna kapılanlar arasında K. Kıbrıs’tan da var. Zaten hepimiz duyarız, buradan da böylesi işlemlere epey kolay kazanma parasının tadı bir başkadır. Ama bazı isimler veya şirket konumları, tutuklama durumlarından belirtilme şekliyle haber oluyor.

Bakın, sadece şöyle dedim. Ama daha pencereyi aralamadan ilk uyarılar bile çok fazla. Daha örneğin direkt burayı da etkileyecek Libya anlaşması gelişmesine veya Mekke ittifakına hiç dokunmadım. Kullanılan şu Azerbaycan propagandası ile çelişkili türban durumunun etrafına bile gelmedim. Zonguldak maden cinayeti gibi, özelleştirilen yerlerin denetiminin aynı şirketlere verilmesi basit kuralının bedeline de gelemedim. Bunlar hep tehlikeli. Dokunsan yanarsın. Hani zamanında Ahmet Şık’ın yazdığı kitap adı. Devletin Şık’ı tutuklarken söylediği “kitap bombadan daha etkilidir” sözünü ise hâlâ unutmadım.

Her sabah uyanırken, Türkiye medyasına ekran gelince, hangi şafak baskını, elleri kelepçeli, ters kelepçelerle gözaltına alınmalarla karşılaşmak kolaydır. Son belediye seçimleri sonrası yüz on sekiz belediyenin ya kayyımla yönetilmesi, ya el değiştirmesi veya transfer yapılması gibi önemli sayısal bir gösterge de oluştu. Hâlâ sürüyor. Mutlanlık, kayyım, gizli tanık, itirafçı, transfer neler neler siyasetin renklerini şenlendiriyor. Ama bunları yazmak tehlikeli, hele de son Türkiye’ye sokmama hamlesi ve kimler var sorusu, var olan korkuyu artırmaya yeter. Hele de gerçekleri söyleyince, gelen saldırılara karşın uygulanan tecrit tutumları sonrası yalnızlaşma da bir başka duygu şekline sizi sokar.

Gerçekler değil de “dokunma” veya “sana ne” tutumlarıyla geçiştirme şanımızdandır. Sömürgesel kültürleşmenin, politik otoriterliğin bir sonucudur. Boşuna değil, siz gerçeği yazınca ilk karşılıklardan önemlisi küfür olmaktadır. Sizi düşman veya sevmemekle suçlarlar. Başınıza ne gelirse hakkınızdır karşı bakışı da yerleşir. Hele de kendi seçtiği başkanı hem de yüzde 65 oyla seçerken, kellesinin alınmasına ses çıkarmayıp talimatçığı alkışlayıp seçimlerde neler alınır beklentisi, bir başkadır.

O zaman, yazıyı burada noktalayalım. Hele de çözüm falan derken Türkiye kelimesini eklemeden durmayalım. Nemelazım: yarın başımıza bir şey gelince yanımızda kimseyi bulamama gerçeği de var. En iyisi, tüm yazdıklarım bir yana, “Türkiye’nin sayesinde” deyip işimizi orada bırakalım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tunus’u hatırlar mısınız?

Dünya siyasetinin önemli davranışlarından biridir: aynı olaylar olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
984AboneAbone Ol

Son eklenenler

Aykut Bektaşoğlu yazdı: Sorunlardan Kapitalizm sorumlu tutulmuyor

Sorunlardan Kapitalizm sorumlu tutulmuyor. Sermaye büyütmeye yarayan her şey...

Halil Paşa yazdı: Matematik değil, siyasal irade

Önümüzdeki seçim sonunda hükümet olması en muhtemel olan iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Yonca Özdemir yazdı: Dünyada Z Kuşağı Protestoları, Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim Talebi

Dünyada Z Kuşağı Protestoları: Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Ecehan Balta yazdı: Doğanın da hakları var

İnsanın doğaya egemenliği, modern toplumun kurucu anlatılarından biridir. Doğayı...

Canlı yayın