Kıbrıs iktibasŞener ElcilŞener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de temaslarda bulunan “İki Toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi”, komisyon yetkilileri ile Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki gelişmeleri ayrıntılı olarak ele aldı.

1974 yılında, Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu çerçevesinde, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü ve Anayasası’nın uygulanmasını tekrardan tesis etmek amacıyla, adaya yaptığı askeri müdahale sonrası, adamızın bölünmesi ve soruna hala daha çözüm bulunamaması Avrupa Birliği’ni yakından ilgilendirmektedir.

Bilindiği üzere, Kıbrıs Cumhuriyeti, adada uluslararası tanınan tek devlettir ve 2004 yılından beri de Avrupa Birliği’nin tam üyesidir.

Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa Birliği üyesi olurken, Türkiye buna onay vermiş ve tüm ada toprağı Avrupa Birliği’nin parçası sayılmasına rağmen, imzalanan 10. Protokol ile adamızın kuzeyi resmi devletin egemenliğinde olmadığı için, Avrupa Birliği mevzuatının askıya alındığı geçici bir statü verilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de adamızın kuzeyinde Türkiye’nin fiili kontrolunda olan alanı “Türkiye’nin alt yönetimi (subordinate local administration of Turkey) olarak tanımlayıp, kararlar üretmektedir. Adamızın kuzeyindeki her şeyden Türkiye sorumlu tutulmaktadır.

Avrupa Komisyonu, Kıbrıs sorununun çözülerek, adamızın tümünde Avrupa Birliği mevzuatının uygulanması için diplomatik çabalarını yoğunlaştırmıştır.

Bu konuda 1968 yılından beri, görüşme süreçlerini yürüten Birleşmiş Milletler ile çok yakın temaslar devam etmekte ve diplomatik temaslar, Birleşmiş Milletler üzerinden yürütülmektedir.

Avrupa Komisyonu bu amaçla, 13 Temmuz 2026’da Raffaella Fitto’yu özel temsilci olarak atamıştır. 2004 yılında, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak, Kıbrıslı Rumların Avrupa Birliği’ne girişine onay veren Türkiye yetkilileri, bu gerçeği unutarak, “Avrupa Birliği’nin tarafsızlığını yitirdiğini” ileri sürerek bu atamaya karşı çıkarken, Kıbrıs’ın kuzeyindeki alt yönetim ise bu atamayı reddettiğini açıklamıştı.

Kıbrıs sorunu iki toplum arasında devam eden bir konu olmaktan çıkmış olup, siyasi dengeler içinde uluslararası bir sorun durumuna gelmiştir.

Her ne kadar da görüşme süreçleri iki toplum temsilcileri arasında, sürermiş gibi görünse de Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki görüşmelerde, gündemin birinci maddesi olmaya devam etmektedir.

Ankara’da yapılan son NATO Zirvesi’nde, Komisyonla Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan iki saati aşkın toplantının yarıdan fazlası Kıbrıs sorunu ile ilgiliydi.

“Kanla aldık kalemle vermeyiz, burası bizimdir, burası Osmanlı toprağıdır. Fethettik” gibi söylemler yüksek sesle haykırılıp, “Mavi Vatan” saçmalığı ile efelik yapılsa da gerçeklik böyle değildir.

Kıbrıs sorunu, Türkiye–AB ilişkilerini zehirlemekte ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını yakından ilgilendirmektedir. Türkiye, Kıbrıslı Türkleri siyasi rehine olarak kullanıp, onların siyasi hakları üzerinden kapalı kapılar arkasında pazarlıklarını sürdürmektedir.

Komisyon, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının çıkarılıp, pazarlanmasında kararlıdır. Doğal gazın Türkiye üzerinden taşınarak, Avrupa’ya ulaştırılması gündemden kalkmış olup, bu konuda İsrail ve Mısır üzerinden satışına yönelinmiştir.

Bunun yerine, Avrupa’dan, Kıbrıs ve İsrail’e uzanacak, deniz altı elektrik kabloları ile enerji enterkonnekte sisteminin kurulması çalışmaları son aşamaya gelmiştir.

Bu sistemle elektrik enerjisine dönüştürülecek doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların Avrupa’ ya ucuz ve kolay inşa edilecek sistemlerle taşınması öngörülmektedir.

Son siyasi gelişmeler ışığında şekillenen yeni dünya düzeni içinde Avrupa Birliği de bir dünya gücü olarak öne çıkma çabası içindedir.

NATO içinde yaşanan sıkıntılar, Avrupa Birliği’ni kendi savunma gücünü oluşturmaya yöneltirken, Çin başta olmak üzere ekonomik bağımlılığın ortadan kaldırılmasına yönelik arayışlar da devam etmektedir.

Avrupa Birliği Türkiye ile masaya otururken, bu gerçekleri de görerek hareket etmektedir. 2025 yılında, Türkiye ile Avrupa Birliği’nin ticaret hacmi 217.6 milyar euro idi. Türkiye’nin ihracatının yüzde 42.7’si Avrupa Birliği ülkelerine yönelik olup, ithalatının yüzde 35.3’de Avrupa’dandır.

Türkiye’deki yabancı sermayenin yüzde 62’i Avrupa Birliği yatırımcılarına aittir. Bu ticaretin temelinde, 1996 yılında Tansu Çiller Hükümeti’nin, Kıbrıs’ı kullanarak elde ettiği “Gümrük Birliği Antlaşması” yatmaktadır.

Türkiye, “Gümrük Birliği Antlaşması”nın yenilenmesi için uzun bir süreden beri Avrupa Birliği’nin kapısını aşındırmaktadır.

Yeni dünya düzeni içinde, ABD orjinli Yahudi sermaye gruplarından bağımsız olarak, kendi sermaye yapısı ile öne çıkmaya çalışan Avrupa Birliği Kanada, Hindistan ve orta Asya ülkeleri ile ekonomik ve siyasi ilişkileri ilerletirken, Türkiye’yi de yanında tutmak istemektedir.

Türkiye de Kıbrıs’ı siyasi bir koz olarak elinde tutarak, pazarlıklarını sürdürmektedir.

Bu yüzdendir ki, “iki ayrı devlet” ve hiçbir öneriyi kabul etmeyerek, masadan kaçma taktiği yürütülmektedir.

Ancak, 1974 yılında Türkiye’nin arkasında durup, onlar adına askeri müdahalede bulunmasını teşvik eden İngiltere, ABD başta olmak üzere NATO da 1 Ekim Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş kutlamalarında boy göstererek taraflarını belli etmişlerdir.

Ganimet ve hamasetle yeterince zaman kaybedildiği ortadadır ve unutulmasın ki, her pazarlığın bir sonu vardır. AB Komisyonu devam eden diplomaside, tünelin sonundaki ışığın göründüğü bilgisini vermiştir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Tembel Kıbrıslılar!

Kıbrıs’ta İngiliz koloni yönetimi çalışma saatlerini düzenlerken, o yörenin...

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...

Şener Elcil yazdı: Büyüklere Ninniler

Yüzyıllar boyu devam eden emek-sermaye çelişkisine dayalı iktidar kavgası,...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Şener Elcil yazdı: Filler ve Çimenler

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü dünya siyasetinde yaşananları özetler...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,896TakipçilerTakip Et
967AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dr. Karabekir Akkoyunlu yazdı: Brezilya’da seçimler: Lula’dan sonrası tufan mı?

Brezilya başkanlık seçimlerinde, hapisteki eski başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu...

Marcela Gottschald yazdı: Milei sonrası Arjantin solu

"Eksik olan şey, her gün birbirinden kopuk biçimde süren...

Ertan Erol yazdı: Brezilya’da ‘beklenmedik’ sonuç

Brezilya’da genel seçimler ve başkanlık seçimlerinin ilk turu tamamlandı....

Özkan Yıkıcı yazdı: Bir harmanlama yazısı

Zaman zaman tekrarladığım basit gerçeklerden biri ile başlayalım. Genelde...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Bir Tatil Cenneti; Karpaz’daki Cinayedler

Gazeddacı Sevgül Uludağ abamızın bizlere cog ciddi gadgıları oldu....

Esra Akğemci yazdı: Başkanlık seçiminin ötesinde: Bolsonaro’nun Kongre zaferi

Brezilya’da 4 Ekim’de gerçekleşen başkanlık seçimlerinde aşırı sağcı aday...

Fehim Taştekin yazdı: Pakistan’ın tehlikeli yolculuğu

ABD Başkanı Donald Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren...

Önder İşleyen yazdı: Sokakların çağrısı

Büyük kriz sonrası uzun bir çalkantı döneminden geçiyoruz. Eski...

Canlı yayın