yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Cuma günü

Özkan Yıkıcı yazdı: Cuma günü

Gazeteleri okurken, perşembe gününün tatil olduğunu ve Türkiye’deki cumhuriyetin ilanının kutlandığı haberleriyle karşılaştık. Bir anlamda Kıbrıs’ın kendi resmî duruş yakın tarihine de tanıklık yaptık. Tabii gerçeklerle davranma, normal düşünmek istersek. Yok “aman” ile başlayan korku veya sansürle başlayıp düşünce sildirtme, eksik yakalatma olursa, o zaman da dilenen şekliyle konu konuşulmak derecesine geriler. Aynısı bir gün önce güneyde oldu. Yunanistan’ın İtalya’ya İkinci Paylaşım Savaşı’nda Ohi demesi kutlandı. Bir Kıbrıs yeni sömürgeleşme başlangıç noktasındaki gerçeklerle, şekillenme akla gelmesi gerekirdi. Olmadı.

Devamı da var: Fakat gerçekleşmedi. Bir Kasım nedir deseler bilir misiniz? Yakın Türkiye tarihindeki yeri, anlamı hatırlanır mı? K. Kıbrıs’ta yoktu. Bırakalım artık Kıbrıs’ı: Türkiye’de de konu yok gibi. Sadece TKP yayınında, Sol Haber’de Orhan Gökdemir (ki bu yazarı pek kaçırmam) bize 1 Kasım’ı hatırlattı. Oysa Kemalizmin en abartılı olan yıllarında Bir Kasım hem hatırlatılır hem de ek bazen atmalarla da konuşturulur.

Ne mi Bir Kasım:… Bir Kasım, Türkiye’de saltanatın kaldırılma tarihidir. Yani: padişahlık veya sultanlık kaldırılıp yerine Cumhuriyet ilan edildi. Zaten cumhuriyet ilanından önce saltanatın ve durum punduna getirilip sonradan Halifelik kaldırtılarak cumhuriyet yerleştirilmeye başlandı. İki rejim birden olmazdı. Bazı kesimler hem saltanat hem de halifeliğin olmasını istiyordu. Atatürk ince diplomasi ile kendi gücünü kullanıp, taktiksel ikilem yaptı. Özellikle saltanata değil de halifeliğe oldukça yakın olan en yakını Başbakan Rauf Orbay da dahildi.

Onun için, önce 1 Kasım’da saltanatı kaldırtır. Böylelikle ikili yapı olan Ankara-İstanbul ekseni, Ankara merkezli cumhuriyet olur. Tabii ki tartışmalar ve manevralar da oldu. Ama Halifelik oldukça zor gibiydi. O sonradan kaldırtıldı.

Peki: Neden epey zamandır saltanatın kaldırılmasının tarihi gününde dahi hem de cumhuriyetten hemen sonra gelen gün olmasına karşın tamamlayıcı bilgi olsun diye hatırlatılmaya dahi getirilmiyor? İşte sorunun net yanıtı, cumhuriyet ilan edilen günkü makalemin genelinde var. Elbet onca Türkiyeleşmemizin de aynası da burada tekrardan karşımızda dikiliyor. Madem Türkiye hatırlatmıyor, öyle bir tarihi hatırlatma yok, o zaman burada da olması mümkün değildir. Hele de kendine düne dek Atatürkçü diyenlerin şimdi sırf yerini koruma veya koltuk alma adına düşünmeme derecesine gelmeleri sonucu vardır.

Ana-yavru ilişkisinin yeni bir kanıtıdır. Orada ne varsa, burada da olacak siyasetinin yerleşmesinin açığa çıkışıdır. Ne dersek diyelim, memnunlar oldukça çıkarlar ayuka vurdukça, böylesi basit gibi görülen gerçekler dahi resmî ideolojik Pandora kutusuna kolayca sokulurlar. Sonra da sağırlar, dilsizler diyaloğunda tutuklanıp kelepçelenip beyin mahkûmiyetine taşınır.

Herhalde iki yazıdır, Azerbaycan ilişkilerinde eşit iki devlet yerine abilik yapma noktasının da anlamı daha kolay zannedersem anlaşılır.

Gelelim biraz daha kuzeybatı ülkesi Polonya’ya. Polonya’nın AB ülkesi olduğunu herhalde bilmeyen yok. Ama bazı gelişmeleri eğer bilinçli değil de fonla AB savunucu olana söylesek, kendince hamasi Avrupacılığa sarılacak. Çünkü AB ezberinde böyle şeyler olamaz. Hele de Polonya’da denilen şekliyle yaşanması demek kendi ezberinin de sorgulanmasını getireceği için, konuyu yok sayma önemlidir.

Bir AB, daha doğrusu İngiliz hikâyesi ekleyelim. İngiltere dünyanın birçok konusunda ateşleten, temelini atan emperyalist ülkelerden önemlisidir. Kendi AB üyesi iken iki ülkenin de üye olmasını çok istiyordu. Kendince planı vardı. Bunlar Polonya ve Türkiye idi. Polonya konusunda kolayca başardı. Türkiye konusunda da ilerlemeler sağlasa da Almanya ve Fransa ile sorunları oluyordu. Ta ki durum İngiltere’nin AB üyeliğinden çıkma sürecine girmesine dek. Amaç, Türkiye ve Polonya nüfusu kabarık. Önemli parlamenter çıkararak parlamentoda dahi lehine işler olacaktı. Tarihî bağları da var. Unutmayalım Ruslar Yeşilköy’e dek gelmişken, bu duruma müdahale edip Osmanlı’yı kurtaranların başında da İngiltere vardı.

İşte, bu Polonya’da en son gelen bilgi, Anayasa Mahkemesi merkezini polisin sardığı ve içeriye girmeyi dahi engellediği idi. Polonya bir anlamda Batı’nın ikili aynası resmini şu anda pratikte taşıyor. Cumhurbaşkanı ile hükümet ikilemi var. Bu ikilem anayasa atamalarında tırmandı. Parlamentonun atadığı anayasa üyelerini anayasada dengeyi kaybedeceği için başkan imzalamadı. Benzer birçok yasada bu çelişkiler yaşanıyor.

Polonya Ukrayna ile komşu. Rusya-Ukrayna savaşından direkt etkilenir. AB tetiklemesiyle de yerine göre epey savaşın içine çekilme konumuna da getirildi. Ülkede ikili iktidar var. Bir taraf Rusya ile Ukrayna savaşında çekimser kalma veya Rusya’ya yakınken, AB teşvikiyle de bir kesim direkt savaşla kaynaşıp destekten öte Ukrayna yanında olmayı dayatıyor. Siyasal eksende AB yanlıları ağırlıkla Liberal Parti ekseninde buluşurken, tarafsız veya Rusya’ya yakın blok da Muhafazakâr Parti’de Hak ve Adalet Partisi’yle simgeleşti. Tabii muhafazakârlık olunca da din de damıtılarak farklar genişledi. Örneğin kadın hakları veya daha somut kürtaj konusu da çelişki ağına eklendi.

Yapılan son seçimlerde parlamento Liberal koalisyonun kontrolüne geçti. Devlet başkanı ise muhafazakâr. Çelişkiler yasa geçirmeye dek yansıdı. Başkan veto edince parlamento onu kırmaya gücü sayısal olarak yok. İş anayasa çoğunluğuna geldi. Parlamento kendince üç kişi seçer. Başkan veto edip imzalamaz. Artık gerilim anayasa krizine de ulaştı. Ama pratikte de Rusya var. Ukraynalı göçmenlerin dahi ülkede ikilem yarattığı, çiftçiler ise gelen yardımlar veya Ukrayna buğdayı sonucu etkilendikleri tepkilerinde. Üstelik önümüzdeki yıl Polonya’da seçimler var. Anayasa çok önemli. Veto etme veya seçimleri idare etmede gücü tartışılmazdı.

Bu koşullar altında Polonya’da gerilimler yükseliyor. Sokakta protestolar da oluyor. Savaşın getirdikleri, ülkedeki farklılaşmalar ve tarihî gelen birikimle Polonya’nın hep parçalatılarak ele geçirme durumları bir anlamda harmanlaştı.

Kısaca, iki ülkeden iki örnek verdim. İç içe geçtiğimiz Türkiye’de önemli tarihî karar olan saltanatın kaldırılması ile Polonya’da anayasa krizine dek ulaşan, savaştaki ikili hâllerin bir harmonisini yaptım. Bilgi önemli. Böl ve yönet yanında, tarihi de nasıl hafızadan sildirtip başarı kılmanın yaşananıyla sizi baş başa bırakıyorum.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,270AboneAbone Ol

Son eklenenler

Nevzat Hami yazdı: İki Nene, İki Kitap, Bir Sofra

Bir sofranın etrafında toplanan insanlar yalnızca yemek mi yer?...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Savaş düzenine hayır

Cuma günü başta Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Redif Nurel ve “Dreams come true in Northern Cyprus!”

Rumun bayra'ını sallayacaglarsa Rum tarafı o tarafdadır. Ezan sesine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Canlı yayın